·248 syf.····Okunma: 16 Kasım 2025 20:05 Çok güzel anlatmış yalnızlığı, tutunacak bir dal aramayı, ararken kaybolmayı, bazen ezkaza tutunuverip tutunduğun dalın elinde kırılıvermesini…
Acısız insan olur mu? Zor. Acının içinden geçmek kolay mı? Hayır, bu daha zor. Ama acıyı dert değil, ders olarak görün diye fısıldıyor kitap. “Ancak o zaman teneffüs gelir, ancak o zaman öğrenme olur, ancak o zaman ileriye gidersin.” diyor sonra da veya ben böyle desin istiyorum. Sanat yoruma açık değil mi kardeşim? Ben böyle yordum.
Okurken her sayfada yutkundum bütün bu yorumlarım yüzünden ya da sayesinde. Bu iki ifade arasındaki fark, kitaptaki ders/dert farkı gibi bir şey.
Yutkunmak demişken, “Yutkunamıyordum” diyor karakterimiz Meltem. Ben de yutkunamayarak yorumluyorum şimdi kitabı. Bazen olur böyle. Ağzının tadı kalmaz; düğüm düğüm olur boğazın, açmaya çalıştıkça düğümler daha bir dolaşır. Çoğumuz bulmiyoruz bu düğümleri çözmeyi, elimizde kalıyorlar genelde ama Şermin Yaşar çözmüş, en azından bu hikayede. Çözmüş ve “Hepimiz birden sevinebiliriz, durma sütlaç yapalım!” ile bitirmiş, yapalım madem.
Son olarak bir alıntı ile bitirmek istiyorum:
“Varken nasıl yok olabilir insan? Ben o yokluğa düşman oldum. Bir karabasan gibi çöktü üstüme. Öyle ağır ki...”
Keyifle okudum, öneririm.