Selamlar. Nasılsınız? Ben tempolar içinde sürüklenirken kitap okumaya devam ediyorum. Bugün sizlere LAPİS YAYINLARI nın son bebeğini anlatmaya geldim. Madison küçük yaşta aşka kanınca o ilişkiden geriye kalp kırıklıkları ve oğlu kalmıştı. Lakin savaşçı ruhu herşeyi geride bırakıp ileriye bakmasını sağlamıştı. Yinede yorgunluğu bitmiyordu. Bir çok işte çalışıyordu. Oğluna yetmeye ve ona Iyi bir anne olmak için elinden geleni yapıyordu. Yeni taşındığı ev ve gizemli komşusu belki de ona iyi gelirdi kim bilir? Sonuçta bu adamdan aşk istemeyecekti. Gerçi çok çekiciyi. Lakin o aşktan yana darbesini yeterince almıştı. Artık oğlu ve bitirmeye çalıştığı okulu ile ilgilenmeliydi..
“Yarı Yolda Buluşalım”, benim için iki yaralı ruhun birbirine usulca yaklaşırken kalbimi hem sızlatıp hem ısıtan bir hikayeydi. Madison karakterine üzülmekten cidden kitabı okurken kalbim acıdı. Kadın olmak her coğrafyada zor yahu! Garrett başta pislik gibi davransa da sebepleri ve yeni hali çok tatlıydı. Kitap yavaş gelişen gerçekçi bir anlatıma sahitpti. Layla kızım senin gibi arkadaşlar zor bulunur. Ben kesinlikle senden razıyım. Güven ve yenilik korkusu birleşmiş karakterlerimiz yönlerini bulmakta bayağı zorlandılar. En çok da sonunda tüm korkularına rağmen birbirlerinin yaralarını sahiplenip gerçekten yarı yolda buluşmayı seçmeleri beni gerçekten çok etkiledi. Hüzünle umudun, kırılganlıkla sevginin bu kadar güzel dengelendiği çok az romantizm vardır diye düşünüyorum. Bu kitap o hisleri tam kalbime bıraktı. Kitap #slowburn ve gerçekçi duygular okumak isteyen dostlara tavsiyemdir