·400 syf.····Okunma: 16 Kasım 2025 08:45 Seriyi 2 kitapla bitirdiği için yazarı tebrik ediyorum. Devamı olsa dayanamayıp okur ve vaktime yazık ederdim muhtemelen. O yüzden bu ızdırap kısa sürdüğü için mutluyum.
Yoruma nereden başlasam bilmiyorum. O kadar saldım çayıra şeklinde bir ilerleyişi vardı ki kitabın neresinden tutsam elimde kalacak gibi.
Devamı spoiler içerir.
Öncelikle Whit'e öfkemi bir kusmak isterim. İlk kitaptan beri sevmemiştim kendisini ama bu kitapta iyice gıcık oldum yaptıklarına. Neymiş, kız kardeşini kurtarmak için paraya ihtiyacı varmış, bunun için de kapı kapı simya kağıdı aramış. Onu bulamazsa zengin biriyle evlenip onun servetini harcayacakmış ki Inez'e tam olarak bunu yaptı. Kardeşi Porter ile bir olup Inez'in varını yoğunu aldılar resmen. İki tane eşek gibi adam çalışıp para kazanalım, kardeşimizi bu yolla kurtaralım demek yerine bir kadının parasına göz diktiler. Kaldı ki Whit yaptığından zerre pişman olmadı ve son sayfalara kadar da Inez'in üzüntüsünü hafifletecek tek laf etmedi. Sonra kendini affettirdi tabii ama 1 değil, 10 değil, 20 kurşunun da önüne atlasan benim için sen sahtekardan başka bir şey değilsin Whit.
Inez de beni deli etti. Eh be kızım, annen kandırdı, kocan kandırdı. Daha insanlara şüpheyle yaklaşman için ne olması lazım? Ne demeye Isadora'ya kollarını açıyorsun hemen? Ay bir de o kadar belliydi ki kızda bir yılanlık olduğu. Fakat Inez gözü kapalı herkese güvenmeyi huy edindiği için son dakikaya kadar bunu anlamadı.
Isadora'nın Inez'in kardeşi çıkması da kitaptaki en abes olaydı. Inez'in annesi yılın yarısını Mısır'da geçirirken Londra'da nasıl başka bir hayat kurdu ve onca yıl yakalanmadı asla anlamadım. Inez'in babasının nasıl Bay Sterling olduğunu anlamadığım gibi. Adam senelerce ikili hayat yaşamış da kimse mi fark etmemiş? Görüşünü değiştirirken bilindik yöntemler yeterli olmuş mu yoksa sihir de mi kullanmış? Bunların hiçbirini kafamda oturtamadım, hiçbirini. Yazarın da buraları detaylandırası yoktu zaten. Okuyun geçin kafasındaydı.
Tüüüm seri boyunca aranan simya kağıdına ne olduğu da belirsiz kaldı. Güya Abdullah'a teslim ettiler de e, sonra? Bu kadar kıymetli bir kağıdı o adam ne yaptı? Üst düzey yöneticilerin bile pisliğe battığı bir yerde o kağıt nasıl korundu? Whit'in keyfe keder altın ürettiğini kimse görmedi mi?
Falan filan. Yani seri o kadar gelişigüzeldi ki anlatılan konu aslında anlatılmadı. Hop oraya hop buraya savrulduk durduk. Ne gizemi ne aşkı ne fantastiği başarılı işlendi. Tek artısı sıkıcı olmamasıydı, o kadar.