bir Romanın Kendini Okutmaması : Yağmur Çiseliyor
4/10
·400 syf.··
2025 50. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2025 18:00
Osman Balcıgil’in edebiyat sahnesindeki son "çisentisi," Yağmur Çiseliyor, iddia ile gerçekleştirim arasındaki devasa uçurumun somut bir örneği olarak karşımızda duruyor. Yazarın son yıllarda tarihe yaslanan popüler anlatılarıyla elde ettiği geniş okur kitlesi, ne yazık ki bu son metnin yapısal ve anlatımsal çöküntüsünü gölgelemeye yetmiyor. Bu eser, edebiyatımızın acil bir üretim baskısı altında piyasaya sürülen, niteliği değil, yalnızca niceliği besleyen kaba bir denemeden farksızdır. Roman, atmosfer kurma iddiasıyla yola çıkarken, okuru içine çekmeyi değil, yüzeyde tutmayı başarıyor. Kitabın ismine sinen "yağmur çiseliyor" metaforu, bir atmosfer yaratmak bir yana, metin boyunca o kadar mekanik ve zorlama bir şekilde tekrarlanıyor ki, bir edebi jest olmaktan çıkıp okurda yorucu bir "evet, anladık" hissiyatı uyandıran bir angaryaya dönüşüyor. Balcıgil’in en büyük handikapı, gazeteci kökenli bir yazarın "haber dili" refleksiyle roman yazma alışkanlığında düğümleniyor. Anlatı, incelikli bir dil örgüsü kurmak yerine, çoğu yerde kısa, aceleci ve yüzeysel cümlelere savruluyor. Okuduğumuz şey hikâye değil, olay özetleri. Edebiyatın, cümlenin yüzeyinin altındaki katmanlarda saklı olan duygu derinliğini aramak yerine, yazar metni kaba bir hızla geçiştiriyor, romanın ritmini bozarak zihinde parçalı bir akış bırakıyor. Karakterler ise bu edebi kifayetsizliğin en somut kanıtları. Onlar, derinlikten yoksun, karton kutu figürler olarak sayfalarda dolaşıyor; okurun onlarla hemhal olması neredeyse imkânsız. Karakterler kendi iç seslerinden mahrum, sadece olay örgüsünü zorlama hamlelerle ilerletmek için sahneye sürülmüş figüranlar gibidir. Özellikle kadın karakterlerdeki kalıplaşmış ve karikatürize duygusal tepkiler, metni 1980’lerin pembe dizi klişeleriyle buluşturuyor; bu ise çağdaş edebiyatın çok gerisinde, kabul edilemez bir yaklaşımdır. Tarihsel doku ile kurgunun eklemlenmesindeki beceriksizlik de cabası. Tarih, kurgunun içine ustalıkla yerleştirilmek yerine, bir yamalı bohça gibi zorlama bağlarla bir arada tutuluyor. Bu durum, Yağmur Çiseliyor’un ne tarihsel bir dönemi anlamamıza katkı sunmasına ne de insani bir derdin ıstırabını hissettirmesine olanak tanıyor. Tarihi gerçeklerin bu kadara çarpıtıldığı, aşırı sol fraksiyonel bir dil ve anlatım okumamıştım. özellikle son söz olarak kaleme aldığı ve dem vurduğu; " Türkiye'nin başına geçirilen faşit diktatörlük, ülkenin kurucu iradesi tarafından çizilen " muasır medeniyet" dediği Avrupa, bugün demokrasi, demokratik olgunluk, demokratik yönetim şekilleri, demokratik eylemler ve mazlum halk ve toplumların sisi olmak anlamında 3. sınıf bir demokratik rejimler bütünüdür. Balcıgil’in anlatı kurma ısrarı değerli olsa da, bu metin o ısrarı edebi bir olgunlukla birleştirmek konusunda tam anlamıyla sınıfta kalmıştır. Yağmur Çiseliyor, popüler bir isim olmanın getirdiği görünürlüğe güvenen, aceleyle ve özensizce kotarılmış bir çalışmadır. Bu çisenti, külliyatta bir tazelenme değil, aksine, Osman Balcıgil'in edebi izlerini silinmek istenecek bir tasfiye olarak hafızalarda kalacak zayıf bir edebi denemedir. Okur, sayfaları çevirirken harcadığı emeğe yanmak dışında hiçbir derin duyguya kapılmayacaktır. Yağmur Çiseliyor
1000Kitap
Yağmur ÇiseliyorOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20241,107 okunma
·
51 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.