·376 syf.····Okunma: 20 Kasım 2025 14:05 Jean Christophe Grange'nin Güneşsiz/Sans Soleil serisi, HIV virüsünün sebep olduğu AIDS salgınının Afrika ve ABD'nin ardından Avrupa'ya da sıçradığı dönemde başlıyor. O yıllarda henüz "gay hastalığı" olduğu düşünülen AIDS vakalarına bakan Doktor Segur'un hastalarından Federico, hayatının son günlerini yaşamasına karşın palayla vahşice parçalanarak öldürülüyor ve macera başlıyor. Bu, tabii serinin başı yani bir önceki kitap olan Cehennem Diskosu'nun ilk bölümlerinde meydana geliyor.
İlk vakayı çözdüğünü ve konuyu kapattığını zanneden, ancak buna karşın kafasındaki bazı soru işaretlerine de yanıt bulamayan Başkomiser Patrick Swift, olayın üzerinden 3 yıl geçmişken ilk kitabın yan kahramanlarından ünlü bir reklamcının öldürülmesiyle yeniden kendini olayların içinde buluyor. Hikayenin devamı ise Fas'ta başlayıp Afrika ve Haiti'de süren bir kedi-fare oyunu şeklinde geçiyor. Swift'in ilk kitapta da desteğini aldığı Doktor Segur ile genç öğrenci Heidi Becker de yine bu kitapta da var.
Grange'nin bir süredir devam eden, bir gerilim/polisiye yazarı olmanın yanı sıra neredeyse yarı zamanlı bir seyahat yazarı gibi de kalemini oynatması bu kitabın da zirve noktalarından. Açıkçası zaten Güneşsiz 2 ya da diğer ismiyle Gölgelerin Kralı, asıl bu yönüyle yani Fas, Afrika ve Haiti'yi anlatan, kültürlerine dair yeni şöyle öğreten tarafıyla öne çıkıyor. Zira aslında ilk kitabı okuyanların kafasında katilin kimler olabileceği ta ki diğer kitaptan beri var. İlk kitabın sonunda ilk adayı eleyen ve iki adaya düşen dikkatli okuyucu, ikinci kitaba henüz başlamışken zaten katilin kim olabileceğini tahmin ediyor. Grange, çeşitli ters köşeler yaptığını zannededursun bizi hiç şaşırtmayacak şekilde tahmin ettiğimiz her iki aday da katil/ler çıkıyor.
Bu arada, Jean Christophe Grange'nin belki de en beceriksiz, öngörüsüz, aklını peynir ekmekle yemiş dedektifi olabilir Patrick Swift. Zaten bu beceriksizliği yetmezmiş gibi devamlı olarak Doktor Segur ve Heidi'yi de oraya buraya sürüklemeye uğraşıyor. Öyle ki bu ikili ondan ve soruşturmasından neredeyse kaçmak için bir Afrika ülkesine bile gidiyorlar ama yine enselerinde bitiyor. O kadar yanlış adımlar atıyor ki anlaşılır gibi değil. Umarım kendisini ilk ve son okuduğumuz kitaplar bu ikisi olur. Kızıl Karma'daki muhteşem dedektif Jean Louis'yi gerçekten çok özledik.
Diğer taraftan, tüm bunların iki kitaplık bir seri haline gelmesini de fuzuli buldum. Tek kitapta özetlenebilecek bir hikaye uzadıkça uzayıp iki kalın kitaba çıkmış. Belli ki yazarımız seyahat notlarını anlatabilecek bir mecra arıyor. Gerçi bu yönünden de şikayetimiz yok. Zaten verdiğim 7 puanı da anlatımın bu yönüne verdim. Yoksa bu seri için 7 yüksek bir puan olurdu. Kızıl Karma gibi bir macera bekliyoruz.