Puan vermedi·328 syf.··Beğendi
· "Cefakeş Boşnak kadınlarına..."
"Takvim yaprakları 6 Nisan 1992'yi gösterirken bir bomba düştü beyaz zambakların açtığı yüreklere... Suada patlak veren savaşın estirdiği rüzgârda adeta savrulan bir yaprak gibiydi. Savruldu, savruldu, savruldu...Sonra da kader onu bir zamanlar 'Hayır' dediği genç adamın eline esir düşürdü.Genç adam,o gün ela gözlü çöl ahusuna bakmış 'Kader bizi ne inanılmaz şekilde birleştirdi,görüyormusun Suada?"
"Kim bilir,şimdi ne kadar da güzeldir ölüm. Kahverengi toprakta huzur içinde uyumak,başının üzerinde hafifçe esen yelin kuru otlar arasında çıkardığı hışırtıyı dinleyip hoş bir seda bulmak."
"Babana kızgın mısın?
Bu soruyu ben de birçok kez kendime sordum. Ama hiçbir zaman net bir cevap alamadım zihnimde. Doğrusu, bilmiyorum. Erkekler galiba çocuklarının anneleri ile evli oldukları sürece babalık görevlerini üstleniyorlar. Bir gün gelip çocuklarının annesinden ayrıldıklarında ise aslında çocuklarından da ayrılıyorlar."
"Beni deliler gibi sev; ama sevginden asla delirme."
"Tabiatın mevsimleri gibi aşkın da mevsimleri var.Bazen yazın ortasında kışı,bazende kışın ortasında yazı yaşarsan eğer, benim gibi bir kaç kez aşık olabilirsin.Sakın unutma! Erkekler bir müzik kaseti gibidir.Onları ilk dinlemeye başladığında seni çok hoş duygular içine sokarlar,ayaklarını yerden keserler.Sonra...Bir gün,birde bakmışsın ki bant tam orta yerinden kopmuş.Bir başına öylece kalakalırsın."
"Gönül ağız açınca, dil konuşmaz olur,susarmış."
"Konuşmak tehlikeli...
Susmak günahtır..."
"Biz Türk değil Boşnakız' dedim. 'Doğru dinimizde islamiyet.'
Askeŕ yanıma geldi saçlarımı kokladı. 'Zaten kokundan belli'dedi.'Sen islamiyet kokuyorsun.'Sen de,'dedim gözlerimi gözlerine dikerek.'İslamiyetten korkuyorsun."
"Bir yaz günü incir kuşları bile çığlık atarak siyah gökyüzünde kaçışıyorlardı.Kaçamayanlar ise Emin ve Edin gibi incir ağacının üstünde can verdiler."
"Korkunla yüz yüze geldiğinde korku denen şey meğerse biten bir duyguymuş."
"Yağmurdan önce filmi gözlerimin önünde hızlıca geçti.Filmde,beklenen yağmur en sonunda yağar ama savaştan kalan herşeyi yağan yağmurun temizlemesi münkün müdür acaba? Savaşta onca yaşananlar insanoğlunun en karanlık ve en vahşi taraflarına ait öykülerse,makineli tüfekler ve top mermileri art arda patlayıp etrafa ölüm saçıyorsa, tecavüz mağduru zavallı kadınlar 'nefret çocukları'nı dünyaya getiriyorlarsa... Ne yazık ki savaştan geriye kalan bu pislikleri temizlemeye göğü yararak bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun dahi gücü yetmez..."