·416 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Nisan 2018 19:35 Jan Valjan'ın 19 yıllık kürek mahkumluğu cezasına çarptırılması konusu genel itibariyle yanlış anlaşılıyor sanki. Jan Valjan ne olursa olsun bir hırsızlık yapıyor ve kendisine ceza veriliyor. Ekmeği çalmasının doğru ya da yanlış bir davranış olarak yorumlanması da kişinin vicdanına kalıyor ancak dediğim gibi ne olursa olsun hırsızlık ve kanunda hırsızlığın karşılığı belliyse bunun çalınması da gereğinin uygulanmasını gerektirebilir. Bu ceza ilk etapta 19 yıllık bir ceza değil. Buraya kadar her şey normal ancak sonrasında da 19 yıllık ceza almasının sebebi sürekli firar etmesi ve firarlardan sonra yakalandıkça cezasının artması. Yani aslında ne olursa olsun firar edince cezasının artacağını bilen birisi firar ediyorsa bunun sonucunda gereken cezaya katlanacağını da bilir. Kitabı okumadan önce araştırırken öyle bir cümle görülüyor ki insanda sanki yalnızca bir ekmek çaldığı için Jan Valjan'ın 19 yıl kürek mahkumu cezasına çarptırıldığı fikri uyanıyor ama bir kere bu böyle değil.
Sonrasında 19 yıllık ceza bitince geçmişte kürek mahkumu olduğu için (kendisine yanlış hatırlamıyorsam sarı pasaport veriliyor ve bu pasaportun verildiği kişiler toplumda dışlanması olası kişiler) toplumdan dışlanması ve mesela geceleri parası karşılığında bile kalacak bir han bulamaması gibi durumlar ise tamamen kendisine karşı yapılan küstah bir davranışı gösteriyor. Halbuki evet geçmişte hatalar yapıp 19 yıl bu hataların bedelini de ödemiş olabilir ancak bu gelecekte iyi bir insan olmasına engel değil. Nitekim Piskopos Bienvenu ile tanıştıktan sonra Jan Valjan doğru yolu buluyor. Hayatta önemli olanın hatalardan dönebilmek olduğunu ve yanlış yolda olan bir insanın hatasından döndükten sonra doğru yolu bulabileceğini en dokundurucu şekilde anlatan harika bir eser. Jan Valjan ile Javer arasında geçenlerin finali de zaten fazlasıyla dokundurucu.
Olay örgüsü ve yaşanan gelişmeler bir yerden sonra insanın kafasını karıştırabilir bu sebeple kesinlikle sakin kafayla okunması gereken bir eser. Dikkatli okunmadığı zaman ufak ayrıntılar gözden kaçabilir.
Piskoposun yaptığı büyüklük ve Jan Valjan'ın üzerinde gerçekleştirdiği değişim, ardından Jan Valjan'ın piskoposun izinden gitmeyi kendisine vazife edinmesi, kitabın sonlarına doğru gitgide bu vazifeyi gerçek anlamda hayata yansıtan Jan Valjan'ın Marius ve Kozet ile aynı odadaki ölümü ise gerçekten yüreğe dokunan cinsten oluyor. Yanılmıyorsam kitapla ilgili bugüne kadar 2 de film uyarlanmış. Onları da merakla izleyeceğim.