“Gulyabani’yi okurken en çok dikkatimi çeken şey, hikâyenin hem ürpertici hem de aslında epey mizahi bir dille anlatılması oldu. İlk başta gerçekten bir doğaüstü varlıkla karşı karşıya olduğumu sandım, hele o eve musallat olan ‘gulyabani’ söylentileri insanın tüylerini hafiften diken diken ediyor. Ama sayfalar ilerledikçe, Rahmi Gürpınar’ın aslında halkın batıl inançlarını, korkularını ve bunların nasıl kötü niyetli insanlar tarafından kullanıldığını zekice eleştirdiğini anlıyorsun. O eski konak atmosferi, gece sesleri, kadınların yaşadığı korkular derken kitap bir noktada hem toplumsal hicve hem de dönemin insan psikolojisine bir ayna oluyor. Sonunda gerçek ortaya çıktığında ‘meğer her şeyin kökünde insan hilesi varmış’ hissiyle kalıyorsun. Çok severek okuduğum bi yazar Hüseyin rahmi Gürpınar.Bu kitabından sonra diğer kitaplarını okumaya başladım .”