Puan vermedi·208 syf.····Okunma: 18 Kasım 2025 22:47 “Sendeki Ben”… Okurken bana çok farklı duygular yaşattı.
Bazı bölümlerde tempo yavaşladı, hatta elimden bırakmak istedim. Ama sonra her açışımda yaşanmış bir hayatın samimiyeti tekrar sardı beni. Çünkü burası bir kurgu değil; gerçekten yaşanmış bir dönüşüm hikâyesi. Ve bu gerçeklik bazen bir tokat kadar sert, bazen de bir dua kadar içten dokunuyor insana.
Hayatın insanı olduğu yerden koparıp bambaşka bir yere savurduğu anlar…
Kırgınlıklar, hayal kırıklıkları, bir annenin evladına duyduğu sonsuz sevgi…
Ve tüm bunların içinde kendini yeniden bulma çabası.
Okurken şöyle durup düşündüm:
“Ben kendi hikâyemin neresindeyim?”
Bazen en büyük savaşın insanın kendisiyle olduğunu hatırlattı.
Yeniden doğuşun aslında içimizde başladığını…
Manevi tarafı o kadar güçlü ki; bazı yerlerde içimde bir yerlere dokunup gözlerimi doldurdu.
Bir kadının pes etmeyişi, kendine yeniden tutunması, tüm yıkılışlarının ardından tekrar ayağa kalkması…
İşte bu yönüyle kesinlikle ilham verici.
Belki de bu yüzden her sayfada kendimden bir parça yakaladım.
Hepimizin bir “Sendeki Ben” hikâyesi yok mu zaten?
Son sayfayı kapattığımda şunu düşündüm:
Gerçek hikâyeler, bazen en ağır, ama en öğretici olanlar…
Ve iyi ki karşıma çıkmış.
“Bazen en büyük kayıp, kendimizi unuttuğumuz andır.”