Adı:
Sendeki Ben
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052063002
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Olimpos Yayınları
Ailesinin tüm engellerine, karşı çıkışlarına, baskılarına, yaşanan tüm olumsuzluklara ve zorluklara rağmen mücadele etmekten asla yılmayan bir kızın öyküsü anlatılıyor bu kitapta. Hayatta yaşadığımız her şeyin mutlaka bir sebebi olduğunu öğretiyor bize bu kızın hikâyesi. Yaşanılan en zor anların gün gelip en umutsuz olduğumuz zamanlarda çıkış noktamız olabileceğini gösteriyor.

Yazar, kendi yaşam öyküsünü aktarırken korktuğumuz şeyleri gözümüzde büyütmek yerine onların üstüne gidip sorunları çözmeye çalışmamız gerektiğini vurguluyor. Mucizelerin aslında gerçek olduğuna, en dibe vurduğunda bile hayata umut dolu bakmasını sağlayan evrensel güce, belki de kendimizin yarattığı o enerjiye, bizim de inanmamızı istiyor.
Yazarımızın bazı konuları çok uzatması bana sıkıcı geldi. Ama kitabın sonlarına doğru çok güzel şeyler oldu ve bana çok şey kattı. Kitabı farklı kılan en önemli özelliği Leyla'nın iş sesiyle konuşmasıydı. Bu yüzden bence güzel bir kitap.
Ailesi tarafından baskı altında yaşayan Altın saçlı kız (Leyla Bilginel) tüm baskılara rağmen okumayı ve kendisine yeni bir dünya kurmayı hedeflemektedir.
Babasının Annesine uyguladığı şiddetin gölgesinde büyüyen bir çocuk olsa da,korkularından kaçmak yerine korkularının bir çıkış noktası olduğuna inanarak,inandığı doğrularından asla vazgeçmez.
'
Okumayı ertelediğim bir kitaptı #sendekiben ve kitabı bitirdiğimde iyi ki okumuşum dedim
Leyla Bilginel'in kendi hayat hikayesini anlattığı çok özel bir kitaptı.Çünkü insanların kendi yaralarını böylesine içten anlatması hiçte kolay değil.
Özellikle çocukluk yıllarını anlattığı bölümleri çok sevdim.
O küçük yürekle birlikte ben de hüzünlendim,mutluluğuyla ben de mutlu oldum.

Babasının tüm baskılarına rağmen kendini geliştirmiş,hayata sıkıca tutunmayı başarmış bu küçük kızın hayatı ders olabilecek nitelikteydi.

Kitabın çok güzel bir teması vardı ''Allaha inanmak,hayatı sevmek ve sahip olmak istediğimiz her şeyin mutlaka gerçekleşeceğine inanmak...'' Çünkü inanmak her şeyin anahtarıdır ! '
Kitapta Alevilikten de bahsediliyordu,hiç bilmediğim bir konu olduğundan merakla okudum ve benim de hayata bakış açımı özetleyen şu cümle çok hoşuma gitti
''Din,dil,renk,mezhep,cinsiyet ayrımı yoktur ve asla olmamalıdır da.Özünde insan olan herkes birdir'' Bir gün herkesin bu cümledeki düşüncede olmasını,insanı sadece "insan" olarak sevmesini diliyorum
Leyla Bilginel
Sendeki Ben
Kitap Yorumu:
Bu kitabı iyi ki önyargılara aldırmadan alıp okudum diyorum şimdi kendime..
Bir insanın hayat boyu neler yaşadığını bilmeden onu yargılıyoruz ya hani.. İşte ne kadar haksız olduğumuzu öğretiyor bize "Sendeki Ben"...
Ve hayata ne olursa olsun, ne acılar umutsuzluklar yaşasak da sımsıkı tutunmayı...
İçimizdeki çocuğu hep yaşatmamız gerektiğini...
Ve her olumsuzlukta pes etmemeyi...
Altın saçlı kızın hikayesini ve onun büyüse de hep içindeki çocukla "bir" ve "bütün" kalabilmesini çok sevdim..
Küçücük bir kızın yaşadığı korkular,hissettiği o acılar ,aile içi siddetin sebep olduğu o psikolojiye rağmen yine de kendi geleceğine inatla tutunabilmesi,bize gerçekten inanırsak hiç bir şeyin imkansız olmadığını öğretiyor...
Kesinlikle okunmalı

Ayna değil midir bize kendimizi gösteren? Yani işin gerçeği, aynada gördüğümüz değil de oradan bize yansıyan algı değil midir? Tabii eğer gerçekte olanların peşindeysek ve dürüstce gördüklerimizi kabul edersek...
Siz yetişkinlerin sık yaptığı bir şey bu.
Hiç anlamayız biz çocuklar, neden saklanırsınız ki önünüzde durandan..??
#kitapyorumu #sendekiben #leylabilginel
Ben Leyla Bilginel olsaydim bu etkileyici hikayemi gercek bir edebiyatciya teslim ederdim. Cok daha fazla ses getirecegine eminim. Yine de ilk kez kitap yazan birine gore oldukca surukleyici ve kendine ceken bir dildi.
"Sendeki Ben" bitti. Bu kadar uzamazdı ancak bu ara yine elime kitap alamıyorum..
Gerçek yaşanmış , kendi hayat hikayesini tüm açıklığı ile anlatmış Leyla Bilginel. En sevdiğim kitaplar arasında benim gerçek hikayaler...
Bu kitabı da çok severek, üzülerek, o küçüçük kızın çektiği acılara rağmen hayata bu kadar sıkı tutunmasını etkilenerek okudum.
Sapsarı saçları nedeni ile altın saçlı kız diyorlar ona, küçük bir kız o ancak yüreği kocaman. Tek istediği okumak ancak babasının ve amcalarının yaptığı zulümler ile yaşamaya, kendi dünyasında kendi mutluluğunu yakalamaya çalışıyor bu minik kızımız.
Babası iki farklı adam ona göre. Ayıkken iyi ancak içince başka bir adam diyor ona küçük kız, çünkü içtiği günler ev savaş alanı. Annesi dayak yiyor, aşağılanıyor, küfür ediliyor ve herşey yasaklanıyor o anlarda...
O minicik kız kendi çıkış yolunu kendi buluyor, inancını kendi yaratıyor ve cidden de mucizelerin gerçek olduğuna şahit oluyorsunuz onun hayatını okudukça...
Mucize denilen şey aslında bakış açınızla alakalı, pes etmemek ve hedefe kitlenmek den geçiyor...
Bunu çok güzel görüyoruz bu hayat hikayesinde...
Dua etmenin, pozitif düşünmenin başarıya giden yolda çok önem taşıdığını ve iç dünyamızdaki karanlığı nasıl dağıttığını çok güzel anlatmış bize...
Hikaye, Yazarın kendi iç sesisyle konuşaması ile ilerliyor...
Ben severek okudum. Tavsiye ediyorum...
Kitap genel anlamda sürükleyici fakat iç sesiyle konuşma kısımları biraz anlam kargaşası yaratmış ve zaman zaman gereksiz uzatmış dedirtti. Ben kitabı sonuca doğru merakla beklerken kardeşinin vefatı, babası ile olan dialoğu vs kitap bitti. Orada biraz kopukluk olmuş. 2. Kitabında onlara yer vereceğini belirtti sevgili Leyla Bilginel...
Kimsenin hayatı dört dörtlük değil. Benim de değil. Hayatımın istediğim şekilde olması için çaba sarf ediyorum. Hedeflerimin gerçekleşmesi için bazen geç yatıyorum bazen dışarı çıkmayıp araştırmalar yapıyorum. Bunu kendim için yapıyorum. Çünkü hayata bir kere geliyoruz. Bazen uykumdan bazen gezmekten bazen de çok istediğim bir şeyden vazgeçiyorum.
Peki siz hayatınızdaki hedefler için bazı şeylerden vazgeçtiniz mi?

Öncelikle şunu söylemem lazım kitap Leyla Bilginel’in yaşam öyküsü. Hayatında bir çok zorluk yaşamış ve bu zorluklara göğüs germiş birisi. Bu yüzden onu tebrik etmek isterim.
Kitap, Leyla Bilginel’in umutsuzluğa düştüğü zaman ona yardım etmek için Altın Saçlı Kız’ın gelmesi ile başlıyor. Diyalog halinde o küçük kız ile (kendi küçüklüğü) ile konuşarak hayatın önemini anlıyor.

Çocukların hayata karşı pozitif bakması büyükleri şaşırtır. Ancak bilmedikleri şey çocuklar ile aynı hayatı yaşadıkları ama bakış açılarının farklı olmasından dolayı onların mutlu büyüklerin ise mutsuz olmasıdır.

Bu yüzden yazar da yaşadıklarını Altın Saçlı Kız'ın yani kendi küçüklüğünün bakış açısı ile sorgulayarak tartarak anlayarak değerlendiriyor. Çocukluğundan beri hayatında olumsuzluklar dolaşsa da o bu olumsuzluklara dik durarak savaşmış.

Onun yaşadıkları yaşasaydım ben ne yapardım diye düşünerek okudum kitabı. Belki de onu gibi güçlü olmazdım.

Yazarın, kitabı yazmasının nedenlerinden biri de okuyan kişilerin hayatında bir iz bırakarak onların da kendilerine inanarak hayatlarına yön vermesini sağlamak. Ben okuduktan sonra inanmanın önemini daha net bir şekilde gördüm.

"İnanmak her şeyin anahtarıdır."

Hayatımızda çıkan tüm zorluklardan kaçmak yerine o sorunlarla mücadele etmemiz gerektiğini vurguluyor yazar. Eğer sorunlardan kaçarsak sorunun kendisini bir süreliğine önleriz ancak sorunu çözmeye çalışırsak sorunun kendisini yok edebiliriz.

Eğer otobiyografi, biyografi ve kendinizi sorgulayacağınız kitaplar okumayı seviyorsanız bu kitaba bir şans verebilirsiniz.
Muhtemelen Leyla hanim kaleme alinasi bir gecmis yasadigini düşünüp düşündüğü gibi de hayatini kaleme almis -nasil sondan başa donen bir cümle oldu anlayamadim ;) - ancak karsilikli konuşmalar gereksiz uzamis. Soylenecek soz gereksiz sorularla neredeyse iki uc sayfa uzamis. Anlatim tam olarak kime ait belli degil. 1. Kisi oluyor(ben, yaptim ettim..) bir bakiyorsun anlatici konumunda ( yapti etti). Konular sırasıyla islenmis gibi gorunsede cok kopuktu. Bazi cumleler devrikti. Ben begenmedim arkadaslar. Ve ilk kez bir kitabi sirf yarida birakmamak icin kendimi zorlayarak okudum. -sunu da soylemeden gecemeyecegim begenmiyor olsam da her kitaba ve yazara en azindan yazma cesareti gösterdiği icin saygim var-.Isin ilginc tarafi kitabi umitle almis tuyap fuarinda imzalatma firsati bulmuştum. Yazarimiz edebiyatla, yazimla ne kadar hasir nesir bilemiyorum. Tek bildigim eski bir manken ve oyuncu olmasi. Ve suan da ogluyla birlikte phuket adasinda yasiyor olmasi. Benden bu kadar gerisi size kalmis :)
İnsanların hayatla ve içindekilerle olan mücadelesine çok güzel bir örnek. Düştüğünde kalkmak için tam bir başucu kitabı. Hayatta yaşadığımız her şeyin mutlaka bir sebebi olduğunu öğretiyor bize bu kızın hikâyesi. Yaşanılan en zor anların gün gelip en umutsuz olduğumuz zamanlarda çıkış noktamız olabileceğini gösteriyor.

Yazar, kendi yaşam öyküsünü aktarırken korktuğumuz şeyleri gözümüzde büyütmek yerine onların üstüne gidip sorunları çözmeye çalışmamız gerektiğini vurguluyor. Mucizelerin aslında gerçek olduğuna, en dibe vurduğunda bile hayata umut dolu bakmasını sağlayan evrensel güce, belki de kendimizin yarattığı o enerjiye, bizim de inanmamızı istiyor.  

Gerçek hayatta olması ise daha bir üzdü beni. İnsanları mutlu görsek de içlerinde yaşadıkları acıları hiç bilmiyoruz. 

Kendimi olayların içinde hissedip ve aynı zamanda o küçük kızın sabrına, umutsuzluğa kapılmadan tekrar tekrar varoluşuna hayran kaldım.Yazarın ilk kitabı ama başarılı. Tavsiye ederim ...
Kisi, ic sesiyle ne kadar konusulabilirse o kadar konusmus, onyargisiz alinip okunulmasi bir kitaptir. Bir devam kitabi cikarsa alinip okunabilir tabiki.
Özellikle boş yere söz verme kimseye ve bil ki verilen her söz bir umuttur. Bir umutsa bir yaşam fidanıdır ve sen asla bu fidanın kurumasına izin verme.
Sevgi içimizde çocukken filizlenir ve günden güne serpilip bizimle birlikte büyür, büyür, büyür...
.
.
Ya da küçükken filizlenemeyip çürüyen sevgi, yüreğimizi karartır ve böylece ruhumuz mutsuzlaşır.
Neden sen konuştukça tamamlanıyor içimdeki bu boşluk? Önce anlamını bilmediğim bir durum yaşıyorum ve sen, onu tanımlayana kadar onun ne olduğunu anlayamıyorum.
Özlem! Ne derin bir duygudur.İnsanı bazen fazlaca duygusal yapar ve sakinleştirir.Bazense fırtınalı bir deniz gibi hırçınlaştırır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sendeki Ben
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052063002
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Olimpos Yayınları
Ailesinin tüm engellerine, karşı çıkışlarına, baskılarına, yaşanan tüm olumsuzluklara ve zorluklara rağmen mücadele etmekten asla yılmayan bir kızın öyküsü anlatılıyor bu kitapta. Hayatta yaşadığımız her şeyin mutlaka bir sebebi olduğunu öğretiyor bize bu kızın hikâyesi. Yaşanılan en zor anların gün gelip en umutsuz olduğumuz zamanlarda çıkış noktamız olabileceğini gösteriyor.

Yazar, kendi yaşam öyküsünü aktarırken korktuğumuz şeyleri gözümüzde büyütmek yerine onların üstüne gidip sorunları çözmeye çalışmamız gerektiğini vurguluyor. Mucizelerin aslında gerçek olduğuna, en dibe vurduğunda bile hayata umut dolu bakmasını sağlayan evrensel güce, belki de kendimizin yarattığı o enerjiye, bizim de inanmamızı istiyor.

Kitabı okuyanlar 33 okur

  • Ceydanur Kargı
  • ilayda
  • Gulcin Alp
  • Sinan Küçükağaoğlu
  • Htcodk
  • Serap kaba
  • Hayalperest
  • Su Çakır
  • Thoth Amos
  • Zülküf Tan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.3 (2)
9
%7.1 (1)
8
%14.3 (2)
7
%28.6 (4)
6
%14.3 (2)
5
%14.3 (2)
4
%0
3
%7.1 (1)
2
%0
1
%0