" Şiddet " kelimesini cümle içinde de olsa kullanmak hoş değil lakin " Sendeki Ben " şiddetle tavsiye edebileceğim bir kitap, muazzam bir hayat hikayesi. Daha ilk sayfasında buram buram "umut" kokusu aldım. Özellikle okumayı düşündüğüm bir kitap değildi aslında ama bitirdikten sonra etkilendim ve özellikle tavsiye edeceğim kitaplar arasına girdi. Bir çok cümlenin altını çizmekten kendimi alamadım. Kitabın kahramanı o " altın saçlı kız" , yaşadığı tüm olumsuzluklara rağmen inancını kaybetmeden ve içindeki karanlığa teslim olmadan hayal ettiklerini gerçekleştiriyor. Her bir cümlesi içime işledi ve bunu hissetim eminim daha önce kitabı eline alıp okumuş birçok okura da aynı hisler sirayet etmiştir. Leyla Bilginel " Sendeki Ben " favorilerim arasına giren ikinci kitap.
Okumayı düşünen tüm okurlar için, keyifli okumalar: )
Sendeki ben ;) Bu kitabın ismi dikkatimi çekmişti doğrusu . Nerden bilebilirdim ki kadının içindeki ruhla konuştuğunu :) Başları biraz sıkıcı gelmişti Sonlarına doğru toparladılar . İnsanın içinde biraz burukluk kalıyor ama oda kitabın azizliği olsun ;)
Yaklaşık 4 senedir kitaplığımda gerçekten unuttuğum bu kitabı bitirdiğimde "ben bu kitabı neden daha önce okumadım" diyerek kendime kızdım. Sonra düşününce "sanırım şimdi okunması gerekiyordu" diye yanıt buldum. Çünkü kitabı okurken öyle anlar yaşadım ki kendi içimde cevap bulamadığım bazı sorulara nokta getirdim. Yazarın Leyla Bilginel kendi hayat hikayesi olan, kedisinin de dediği gibi belki ilk ve son olan kitabı Sendeki Ben...
Aslında çevremizde bu yaşamlar üzgünüm ki fazlasıyla mevcut. Yazarımız bir şekilde bu günleri kendi zekasını kullanarak atlatmayı başarmış. Beni en çok etkileyen yerlerinden olan okuma isteği için babasıyla yaşadığı olaylar ki bunun için daha 12-13 yaşlarında yapmış olduğu açlık greviydi. Bunun dışında kitapta beni fazlasıyla etkileyen bir yer oldu. Sayfa sayısı: 183 " Umutların yok olursa beyin ölümün gerçekleşir." cümlesi... Sonra aklıma annem geldi. Annemin de yaşanmışlığı, üzüntüleri, yaşadığı acılar gerçekten umutlarını yok etmiş, benimle yaşadığı o harika anlara da mı tutunamamıştı... Bu düşündüğüm asla isyan değildi ama aklımı kurcaladı bir kere. Neyse...
Kısacası her ne olursa olsun hayatın içinde nasıl bir karanlıkta olursak olalım mutlaka ışığı görmemiz için sabretmemiz. Her ne olursa olsun her sabrın yolunun güzelliğe açıldığını, düşüncelerin, kelimelerin gücüyle ve tabi ki sabırla herşeyin altından kalkabileceğimizi vurgulamış.
Kelimelerin gücüne fazlasıyla bende inanıyorum. Bu kitaba bir şans vermenizi dileyerek kitabın son cümlesiyle bu yazımı da bitiriyorum.
İNANMAK, HER ŞEYİN ANAHTARIDIR!
Kitabı okumaya başladığımda ilk zamanlar biraz sıkıldım.Sonun hiç böyle biteceğini tahmin etmemiştim.Bizzat yaşadıklarını anlatması kitabı güzelleştirdi gözümde.
Ailesi tarafından baskı altında yaşayan Altın saçlı kız (Leyla Bilginel) tüm baskılara rağmen okumayı ve kendisine yeni bir dünya kurmayı hedeflemektedir.
Babasının Annesine uyguladığı şiddetin gölgesinde büyüyen bir çocuk olsa da,korkularından kaçmak yerine korkularının bir çıkış noktası olduğuna inanarak,inandığı doğrularından asla vazgeçmez.
'
Okumayı ertelediğim bir kitaptı #sendekiben ve kitabı bitirdiğimde iyi ki okumuşum dedim
Leyla Bilginel'in kendi hayat hikayesini anlattığı çok özel bir kitaptı.Çünkü insanların kendi yaralarını böylesine içten anlatması hiçte kolay değil.
Özellikle çocukluk yıllarını anlattığı bölümleri çok sevdim.
O küçük yürekle birlikte ben de hüzünlendim,mutluluğuyla ben de mutlu oldum.
Babasının tüm baskılarına rağmen kendini geliştirmiş,hayata sıkıca tutunmayı başarmış bu küçük kızın hayatı ders olabilecek nitelikteydi.
Kitabın çok güzel bir teması vardı ''Allaha inanmak,hayatı sevmek ve sahip olmak istediğimiz her şeyin mutlaka gerçekleşeceğine inanmak...'' Çünkü inanmak her şeyin anahtarıdır ! '
Kitapta Alevilikten de bahsediliyordu,hiç bilmediğim bir konu olduğundan merakla okudum ve benim de hayata bakış açımı özetleyen şu cümle çok hoşuma gitti
''Din,dil,renk,mezhep,cinsiyet ayrımı yoktur ve asla olmamalıdır da.Özünde insan olan herkes birdir'' Bir gün herkesin bu cümledeki düşüncede olmasını,insanı sadece "insan" olarak sevmesini diliyorum
Ben Leyla Bilginel olsaydim bu etkileyici hikayemi gercek bir edebiyatciya teslim ederdim. Cok daha fazla ses getirecegine eminim. Yine de ilk kez kitap yazan birine gore oldukca surukleyici ve kendine ceken bir dildi.
Kitabı okurken, okuduklarımın yazarın gerçek hayatı olduğunu bilmiyordum. Aslında böyle kitapları insanlara okutmak gerekiyor. Çünkü konusu gerçek hayat ve yaşanılanlar insanı umutsuzluğa sürükleyecek şeyler. Yazarımız ise asla umudunu kaybetmiyor. Onu hayatta tutan ise Altın Saçlı Kız oluyor. O kız ise kendisinin küçüklüğü.
Aile içi şiddete maruz kalan bir anne..
Okutulmayan bir kız... Ama asla pes etmiyor ve okuyor. Çok iyi yerlere geliyor. Umudunu kaybetmeyen bir kadının neler yapabileceğinin canlı kanıtı yazarımız.
Sizde içinizdeki çocuğu yaşatın, Altın Saçlı Kız hedefine ulaştıysa neden sizde ulaşamayacaksınız ki...
Her zaman hayata umutla bakmamızı, karşımıza çıkacak her türlü olaylar, sorunlar karşısında sabırlı olmamızı ve bu sorunların bir gün mutlaka çözüleceğine inanmazı dikkat çekici bir kurguyla, sıradışı ve yer yer duygusal bir anlatımla kaleme alınan bir eser olmuş. Kitap başlarda çok ilgi çekiciydi ve sürekli merak içinde bırakıyordu okuyucu ama sonralar açıkcası gereksiz olduğunu düşündüğüm uzun anlatımlar ve tekrarların çok olması biraz beni sıktığını söyleyebilirim.
Her ne kadar yazar bu eserde kendi hayatı anlatsada kitabı okurken benim kafamda oluşan, beklemiş olduğu finale hiç uymayan, hikayeyle fazla alaka kuramadığın ve bana göre biraz zorlama bir final olmuş.
"İnanmak, her şeyin anahtarıdır."
•••
Sevgili yazarımızın yaşadığı hayatı yine onun muhteşem kaleminden okuduk. Kitabı okuyup bitirdiğimde 'vay canına, ne kitap'dı öyle' dedim. Umudun en
Leyla Bilginel, 21 Aralık 1977 tarihinde Ankara'da doğmuştur. Aslen karslıdır. Ankara Hacettepe Üniversitesi İşletme bölümü mezunudur. Bir kız bir erkek kardeşi vardır. Küçük yaşlardayken babası ile annesi ayrılmışlardır. Erkek kardeşi Serkan 24 yaşındayken uyurken vefat etmiş.
Leyla Bilginel, önceden Kömürcü olan soyadını da mahkeme yoluyla Bilginel olarak değiştirmiştir.
Leyla Bilginel, 2007 yılında ABD'de New York'ta bir sperm bankasından aldığı spermle hamile kalarak, bu şekilde bebek dünyaya getiren ilk Türk olmuştur. Oğlunun adı Serkan Kayra'dır.
Haber spikeri olarak iş yaşamına başladı. İki yıl yaptıktan sonra bıraktı. Ankara'da Hacettepe Üniversitesi İşletme bölümünde okurken, iki yıl devlet tiyatrolarından oyunculuk eğitimi de aldı. Ardından önce reklam filmleri, katalog çekimleri derken oyunculuğa başlamış oldu. Çeşitli dizi filmlerde görev aldı.
2013 yılında "Sevme Yanarsın" adlı tiyatro oyununda görev almıştır. Charles Dyer'in "Taşralı" oyunundan esinlenerek Özdemir Çiftçioğlu tarafından sahneye konulan "Sevme Yanarsın" oyununda Leyla Bilginel, Onur Şenay ve Genco Çağlar ile birlikte sahneye çıktılar.