·128 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Kasım 2025 23:08 Merhabalar, uzun bir aradan sonra incelemeye yazmaya karar verdim. Bu kitabı ve bende bıraktığı hisleri unutmamak için yazıyorum. Bu kitabı okurken dinlediğim anlatamam bestesi ile kitabın uyumu bir şahesere dönüşüyor.
Kitabın ana karakteri olan Salih'in hikayesini ve duygularını, düşüncelerini Salih'in ağzından dinliyoruz.
Salih kim mi? Salih hepimiz! Salih tutunamayanlardan geliyor. Bu hayatta bizim de tutunup sonra kaybettiklerimiz olmadı mı? Hepimiz bir şeye tutunmaya çalışıyoruz. Aşka, aileye, kariyere, dostluğa, inanca, insanlığa... Fakat bunları kaybetmeye başladıkça insanın dünyası başına yıkılıyor ve yaşadıklarımızdan kaçmaya çalışıyoruz.
Salih, işini onurlu bir şekilde yaptığı halde kaybedince yaşadığı yerden kaçmak istedi. Dilini hiç bilmediği ve ne yapacağını bilmediği bir ülkeye.. Sevdikleri onun gidişi için Nefaset Lokantasında şenlikli bir masa kurup vedalaştı. O masada bilmeden vedalaştıkları biri daha vardı: Afitap Hanım.
Afitap Hanımın vedası üzerine gidişini erteledi ve ona sonsuza kadar veda eden diğer insanları düşündü.
Nihan; sonunda onu anlayan ve bilmediği mutluluğu, aşkı, yaşama anlamını öğreten kadın. 2 yıl sonunda onun yaşadığı ülkeye gidip onunla yaşamayı, yaşlanmayı hayal ederken Nihan'ın onu ölümle aldatması sonucu bütün dünyası başına yıkıldı. Sahi onu hiç sevmemiş miydi? Ölüme neden onu tercih etmişti? Bu soruların üzerine cevap için de yaşayıp her şeye muhalefet olan yeri geldiğinde onu dibe çeken cüce konuştu: Her şey seninle ilgili değil, Salih!
İçinde bir çocuk yaşatmayı çok isterdi. Oysaki bir cüceye sahip olduğu için sürekli yaptıklarını sorguluyordu. Peki, neden içinde çocuk yaşamıyor Salih? Nasıl yaşasınki! Çocukluğunu çocukken bile yaşayamadı. Yaşlı babası ve genç annesi çocukken ona sonsuza dek veda etti. Geriye sadece babası ile okudukları kitaplar kaldı. Babası, insanın evi kitaplarının olduğu yer demişti. Ev gibi hissettiren sadece kitaplardı.
Salih, işinden kovulup başka bir ülkeye taşınmasının sebebi kendisinden ve geçmişinden kaçmasaydı. Oysaki kendisini de beraberinde götürecekti.
" Hatırlamak kalbin düşünmesidir. Bırak kalbin düşünsün. Hatırla."
Bu sözü çok sevdim. Biz de geçmişteki hatıralamızdan gelecekte yaşanması muhtemel fakat şuan imkansız olan hatıralardan kaçmaya çalışmıyor muyuz? Başka bir şeye kaptırıp bize acı verenleri ama aynı zamanda iyiki dediklerimizi unutmaya çalışmıyor muyuz? Hepimiz bu yollardan geçiyoruz, kendinize tutunmaya çalışın.
Kitabın üslubunu ve bana hissettirdiklerini çok beğendim. Çok sevdiğim bir insanın bana geçmişte tavsiye etmesiyle kütüphanede denk gelip okuma fırsatı edindim. Ve Salih'i ona benzettim. Eğer yazımı okuyorsa ona da bir şey söylemek isterim. Kendine tutun, sen gibi güzel hiçbir şey yok!
Yazımın sonuna da şu alıntıyı eklemek istiyorum.
" Kırılmak için kendini yaşantıya bırakman yeterlidir. Çünkü hayat kırar. Çaba isteyen esnemektir, kırılmak değil."