·84 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Kasım 2025 00:40 Wilhelm Schmid’n munis ve müsterih dili derim ve ayılıp bayılırım ne zaman okusam. Öyle bir anladım ki özlediğimi diğer kitaplarını tekrar okumak tekrar tekrar yalnızca Schmid okumak isteği doğdu.
Yıllarca, yüzyıllarca valla hiç de mübalağa etmiyorum binyıllarca aşkı transendent bir fenomen olarak getirdiler önümüze. Kimler kimler yapmadılar ki bunu tarihte, edebiyatta… Kleopatralar intihar mı etmedi, Mecnunlar dağları mı delmedi.. çilekeşlik, imkansızlık, aşkınlık, tanrısallık daha nice ağır ağdalı yükler yüklediler aşk kavramına. Ben de şahsi görüşümce aşkı bu sanıyor ve doğal olarak bunun gerçekte bir tür mit olduğunu düşünüyordum.
Gerçek aşk filmlerde olur derler ya evet hala öyle bu tip transendent aşkların işlendiği kitap, dizi ve filmler aşırı tutuluyor hala. Kavuşacaklar mı barışacaklar mı biz hep bir şeylerin başında mutlu son bekliyoruz. - içimden gülmeli bi delirmekler geçti bu satırları yazarken bile-
Aşk gerçekten bu mu yahu millet. İşte şimdi Schmid’ neden sevdiğimi anlayacaksınız! O, doğru aşktan “nefes alan aşk” olarak bahsediyor biliyor musunuz? Böylece hem geçmişin çilekeş aşk kavramını hem de günümüzün içi boş sözüm ona ben seninle ciddiyim saçmalamalarını dengeliyor.
Schmid’den okuyunca evet ya diyorum aşk böyle bir şey mişse neden ben de bu kavramı kabul etmeyeyim ki? Çünkü ben de bugün aşk diye bir şeyi göremeyenlerdenim ve bence tek değilim hatta hiç de az değilim.
Ama Schimid’in nefes alan aşkı, aşkın bugün bu anlamdan ve derinlikten yoksun çağın ortasında bile yaşanabilir görünüyor
Son son şifreli bi not: ne dersiniz belki benim için bile here comes the rain again, why not?