Çok okunan ve çok övülen bir kitap, her gördüğümde ben de bir okusam diye düşünüyordum ve nihayet okuyabildim. Beklentim çok daha farklıydı. Yine çok beğenilen bir kitabı beğenemedim:(
Kitabı okurken aynı zamanda kafamda sürekli yorumladım, bu yüzden her düşündüğüm şeyi de buraya not alamıyorum maalesef.. sevdiğim iki üç şey dışında kitap genel olarak beni tatmin etmedi.
Okuyan olursa spoiler
Öncelikle Martin Eden karakterini sevemedim. Yeni yeni okuma alışkanlığı kazanan ve dünyanın bazı gerçeklerinin yeni farkına varmaya başlayan genç yaşta biri. Tutkulu olduğu kadar kibirli bi tarafı da vardı. Kitap yarı otobiyografikmiş, ve bu çok hissediliyor, kurgudan ziyade otobiyografi okuyorum ama ilahi bakış açısından yazılan bi otobiyografi..yani kendini Martin karakteri üzerinden övüyor, takdir ediyor vs. Yazarın anlatımı tabii kendisini anlattığı için çok yanlı. Evet sınıf kini haklı olarak var. Üst sınıfın, bulundukları mevkilerin içini dolduracak bilgiden ve zekadan yoksun olmaları ve bunun ancak o sınıfın içinde bulunmayla anlaşılması gibi konuların işlenmesi güzel. Martin’in yavaş yavaş o üst sınıf insanlarının sandığı kadar değerli olmadıklarını, içlerinin bomboş olduğunu farketmesi de güzeldi. Ama bu herkes çok aptal, Martin’in zekası hepsini solluyordu; Martin,Ruth’un ömrü boyunca erişemeyeceği kadar bilgiyle donanmıştı, Ruth asla Martin kadar donanımlı değildi, Martin yaratıcıydı zekiydi, Ruth sadece sürü zihniyetiyle hareket eden bir kuklaydı gibi tabirler beni çok sıktı. Martin’i överken yazar aslında sürekli kendisini övüyor gibiydi. Ruth karakteri de muazzam zekada bir karakter olmayabilir ama edebiyat okuyan bir kız var burada:D ve Martin kendi imkanlarıyla okuyan yazmaya çalışan biri. Kim neye dayanarak Martin’in Ruth’dan çok daha donanımlı olduğunu söyleyebilir? Hadi kitabın sonunda bir başarı ve ün yakalıyor ama bu benim açımdan bir kanıt değil. Sürekli ‘Ruth’un Martin’i anlayamayacak kadar ufku yok,Martin’in ufkunun çoook altında, Martin de bunun farkında o yüzden daha basit konulara geçti…” gibi söylemler var, ve beni bunalttı bu, çünkü çok sık tekrarlanıyor.
Martin’in zekası bu kadar çok övülmese ve Martin’inin de yeni farkındalık kazananlara özgü kendini herkesten akıllı görme huyu bu kadar göze sokulmasaydı benim açımdan Martin çok daha sevilesi bir karakter olurdu, özellikle en sonda kazandığı paralarla çevresinde ona arka çıkanlara verdiği sözleri tutması + tuttuğu sözlerden çok daha fazlasını yapması çok güzeldi. Kimse ona inanmazken inatla devam etmesi, kendisinden şüphe etmemesi-ettiği zamanlarda bile bırakmaması- ve en sonunda yazılarından birini bir dergiye kabul ettirmesi bende bile büyük sevinç yarattı.. en sonunda da dediği gibi çok büyük bir üne kavuştu.
Kitapta
Anlayamadığım yerlerden
Biri::
Martin, Maria ve çocuklarıyla “sokak serserileri” olarak(-kitapta öyle tasvir ediliyor, dahası Martin ve Maria’nın “son derece samimi bir halde” yürüdükleri yazılmış- )şekerci dükkanına giriyorlar. Ruth’un bu görüntüden rahatsız olmasının sebebi şöyle anlatılıyor: Ruth’un Martin kadar açık fikirli olmaması ve çevresinin dışına çıkamayan dar zihniyette biri olması ve Martin’in işçi sınıfından olduğunun gözüne gözüne sokulması sebebiyle bundan rahatsızlık duyması falan fistan. Ve kızın bu görüntüye takılmasını onun yüzeyselliğine + kadınsı noksanlığına veriyor
“Öte yandan Martin, Ruth gerekli açıklamaları yaptıktan sonra kızın bakış açısını anlayabildi ve bunu, kadınların en iyisinde bile bulunan kadınsı bir noksanlık olarak addetti.”
Ruth, Martin’in işçi sınıfından olduğunu onun odasına her gittiğinde hatırlıyordur zaten bundan eminim:D buradaki olay sergiledikleri nahoş görüntü. Yani bugün bile toplu ortamlara gürültülü kalabalık bir grup gelince-özellikle üst başları özensiz ve kirliyse- dikkat çekerler ve rahatsızlık uyandırırlar. Hele ki çocuk gürültüsü.. bunun Ruth’un açık fikirli olmaması ile alakasını bağdaştıramadım.
Kısacası Martin’e kuruldum ben biraz, buna rağmen başarısı beni mutlu etti.
Kitap gereksiz uzundu, sürekli aynı döngüleri anlatıyor; yazdıklarını postalıyor, reddediliyor, bazıları onay alıyor, çeki gelmiyor, çeki geliyor, borç yapıyor, borç kapatıyor, rehinciyle kütüphane arası mekik dokuyup duruyor.. bi yerden sonra takip edilemiyor. Ne ara borç yaptı ne ara kapattı hangi yazısı dergiye kabul edildi hangisinin çekini alamadı vs insanı şaşı yapıyor süreç. Kitapta en keyifli kısım; çekini yollamayan editörlere hesap sormaya gittiği bölümlerdi. Çekini zorla alması, diğer dergiden de çekini alamaması üzerine de kavga ettiği editörlerle içmeye gitmesi güldürdü.
Sadece parası olduğu zaman insan yerine konulması; insanların tutumlarının statüyle paralel olarak değişmesi Martin’i depresyona soktu. Para kazanma motivasyonunu Ruth ile, hayatın anlamını Brissenden’in medyada papaz olmasıyla kaybetti. Kafasında sürekli ‘neden daha önce beni aranıza almadınız, aç olduğumu gördüğünüz halde neden yemek davetlerini o zaman yapmadınız’ sorgulamaları üzdü beni..ama nedenini biliyorsun Martincim, fazla tutkulu ve hayalperest yapısına gerçekler ağır geldi. Geçmiş olsun diyorum
Son olarak da kitabın arka kapağına neden kitap özeti yapılıyor, orayı okuyunca kitabı okumaya gerek kalmıyor. Sadece arka kapağı okusanız da yeterli