Melisa Kesmez, “Çiçeklenmeler”de okuru, hayatın çeperlerinde dolaşan karakterlerin içsel coğrafyalarında bir yolculuğa davet ediyor. Öyküler, modern hayatın getirdiği yabancılaşma, yalnızlık ve aidiyet sorunlarını, neredeyse bir mikroskop altında incelercesine, detaylara ve iç seslere odaklanarak anlatıyor.
Kitabın en dikkat çekici yanı, kurduğu dil ve atmosferdir. Kesmez’in cümleleri, bazen bir sızı gibi yakın, bazen de bir gözlemci gibi mesafeli. Gündelik hayatın sıradan anlarını, karakterlerin zihninde genişleterek, o anlara yüklenen anlamları görünür kılıyor. Bir otobüs yolculuğu, bir bekleyiş anı veya bir gece uykusuzluğu, yazarın kaleminde birer varoluş sorgusuna dönüşüveriyor.
“Çiçeklenmeler” ismi de bu anlamda bir metafor olarak karşımıza çıkıyor. Bu, coşkulu ve renkli bir çiçeklenmeden ziyade, zorlukların, kayıpların ve savrulmaların arasından süzülüp gelen, narin ama dirençli bir filizlenme halini anlatıyor. Karakterler, hayatın yıpratıcılığına rağmen, kendi içlerinde bir dil, bir anlam ve bir yaşam alanı kurma çabasındalar. Kesmez, tam da bu çabanın, o saklı çiçeklenmenin yazarı olarak okurun zihninde uzun süre kalacak, naif ama derin izler bırakıyor. Çiçeklenmeler