·656 syf.····Okunma: 20 Kasım 2025 22:55 Selam...
İlk olarak kitaba bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Dark academia normal şartlar altında dikkatimi ve ilgimi çeken bir tür değildi ama bu kitaba bir şans vermek istedim. Şunu söylemeliyim ki bu şansı, bu kitaba verdiğim için hiç ama hiç pişman değilim. Ömrünüzde bir kez de olsa okumanızın lüzum olduğu ve kendinizce ahlâkî dersler edinmeniz gereken bir kitap.
Üniversite öğrencisi olan Richard (anlatıcımız) alt sınıf bir aileden gelme, ilgi görmeye aç, zor bir hayat geçirmiş biridir. Günlerden birinde gördüğü bir üniversite broşürü ilgisini çeker ve çalışıp çabalayarak o üniveristeye girmeyi kafasına koyar. Hampden üniversitesi. Şehir merkezinde olmayan, küçük bir kasabada çoğunlukla üst sınıf ailelerin gittiği bir üniversite. Richard da bu üniveristeye burslu olarak giriş yapıyor.
Bir takım olaylar gelişiyor ve Richard kitabımızın ana kadrosuyla tanışıyor. Beş genç ve bir de öğretmen. Julian, Henry, Camilla, Charles, Francis ve Edmund (herkes ona Bunny diyor.) Bu beş gencin hepsi de üst sınıftan, elit, havalı ve karizmatik görünüyor Richard'ın gözüne. Fakat bu sadece ilk gözlem, bu insanlar hiç de göründükleri gibi değiller.
Hepsinin alt metninde her daim bir kibir var, özellikle Henry'de gördüm bu kibiri çünkü Henry'nin kitaba müdahil olduğu ilk sahnelerde Richard'a olan tavırlarından bunu net bir şekilde anlayabiliyoruz. Richard onların arasına "özel" sınıflarına girdiği zaman yavaş yavaş onu da içlerinden biri olarak görmeye başlıyor ve bu şekilde de kibiri daha az göze batar hâle geliyor. Artı olarak da Richard kendisini onlardan biri gibi kabul ettirmek için kendisi de üst sınıf bir aileden geliyormuş gibi yalanlar söylüyor.
Bu beş genç (Richard yok) kendi aralarında bir ayin yapma kararı alıyorlar. Modern dünyadan bakılınca bir bakıma shifting tarzı bir durum. Ayini gerçekleştirmek için allem ediyorlar kallem ediyorlar ama Bunny yüzünden bir türlü amaçlarına ulaşamıyorlar. En sonunda Bunny olmadan Camilla, Henry, Charles ve Francis dört kişi olmak suretiyle bu ayini gerçekleştiriyorlar. Ayin amacına ulaştığında ve hepsi kendilerini geçici süreliğine kaybettiklerinde çiftçi bir adamı istemeden öldürüyorlar.
Tabii ki de bu cinayeti örtbas ediyorlar fakat insan dediğin kendi vicdanını örtbas edebilir mi? Elbette hayır. Cinayeti her ne kadar örtbas ederlerse etsinler kendi vicdanlarıyla boğuşuyorlar. Psikolojileri aheste aheste çökmeye başlıyor ve hepsi birer birer suçluluk duygusuna gark oluyorlar. İlk başta bunu kabullenmiyorlar 'mantıklı olan bu' diyerek kendilerini ihbar etmiyorlar ve bu şekilde sözde vicdanlarını susturma girişimlerinde bulunuyorlar.
Bunny ayin esnasında orada bulunmasa da yavaş yavaş parçaları birleştiriyor ve arkadaşlarının bir adamı öldürdüğünü anlıyor. Şunu da eklemek isterim ki ilk başlarda Bunny'e ısınsam da kitabı okudukça nefret etmeye adeta iğrenmeye başladım. Her neyse. Bunny aralarında vicdanına ilk yenik düşen oluyor ve olanları Richard'a anlatıyor —ki Richard bütün onlarlardan zaten haberdar. Sadece nasıl tepki vereceğini görmek istiyor Bunny.
Richard hiçbir tepki vermiyor ve bunu bir sır olarak saklıyormuş gibi görünse de bu Bunny'nin vicdanını susturmuyor. Sorun çıkarmaya, diğerlerini tedirgin etmeye devam ediyor derken bunlar Bunny'i Allah'ın rahmetine kavuşturmaya karar veriyorlar. Daha doğrusu Henry karar veriyor ve diğerleri de ayak uyduruyor.
Henry de oldukça manipülatif ve göz boyayan bir karakter aslında. Lider rolünde. Herkes onun en doğrusunu yapacağına öyle inanmış ki Bunny'i öldürmeye karar verdiğinde hepsi ona ayak uyduruyor. Dışarıdaki görüntüsü de bu rolüne destek çıkıyor. Fazla mükemmel. Giyim tarzı, konuşma şekli, tavırları, tutumu, zekâsı, düşünme biçimi olsun herşeyiyle mükemmel. Bu da onun rahatlıkla göz boyamasına mücbir oluyor.
Şimdi tek tek karakter yorumu yapmayacağım ya da bütün olanları anlatmayacağım. Bunny'nin ölümüne kadar olanları anlattım çünkü o olaydan sonra anlatıcının yani Richard'ın da suçluluk duygusu nüksediyor ve bu vicdan azabı denen duyguyu daha net bir şekilde hissediyoruz. Şunu söylemeden geçemeyeceğim kitap boyunca Richard'ın yalanlarının bir bir ortaya dökülmesini, foyasının ortaya çıkmasını bekledim. Özellikle de ilk başlarda çünkü kendisi hakkında yalan söylemesi ve karakterinden bağımsız bir profil çizmesi hiç hoşuma gitmemişti. Fakat okudukça anladım ki ilk başlarda gözüme korkunç bir insan olarak gelen Richard aslına aralarında en masumuydu.
Kesinlikle okumaya değer bir kitap. Bu kitap sayesinde Dark academia türüne daha fazla şans vermeye ve okumaya karar verdim. Yazarın yazım dili olsun, anlatım biçimi olsun, olaylar olsun hepsi harikuladeydi. Akıyordu. Mutlak suretle tavsiye ederim.