Martin HeideggerKant ve Metafizik Problemi
İncelemeye başlamadan şunu belirtmem gerekiyor .Kitap ileri ve uzmanlık seviyesinde bir kitap bu yüzden varlık,zaman ve metafizik ile ilgili karmaşık kavramlara hakim olmaj bunun yanın sıra Kant’ın Saf Aklın Eleştiştirisi’ne hakim olmak gerekiyor.
Martin abimiz Kant’ın söyeleyemediklerine adeta tercüman olmuş . Kant aslında metafiziği yeniden kurmaya çalışıyordu ama hem kendi çekingenliği hem de sonraki yorumcuların körlüğü yüzünden Kant sadece “bilgi felsefesi yapan adam” diye anlaşıldı. Halbuki Heidegger’e göre Kant, modern metafiziğin temel taşını koyan kişiydi. Metafizik dediğimiz şey “varlık nedir?” sorusudur ve Kant bu soruyu insanın yapısıyla, zamanla, imgelemeyle ilişkilendirerek yepyeni bir çözüm geliştirdi. Ama kimse bunu anlamadı. Heidegger de kitabında, “Bunu sizin için ben söyleyeyim” diyor.
Kitap imge,şema, saf görü, sonlu görüş gibi konulara epey derinlemesine giriyor . Zaman üzerinde çok güzel açıklamalar getiriyor. Ona göre Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi’nin kalbi, modern yorumcuların sandığı gibi epistemoloji değil; insanın varlıkla nasıl temas kurduğu. Heidegger kitabın başından sonuna kadar Kant’ın içindeki bu gizli metafizik damarını ortaya çıkarmaya uğraşıyor.
Bunun merkezine de herkesin görmezden geldiği bir şeyi yerleştiriyor: transandantal imgeleme. Heidegger’e göre Kant’ın en önemli fikri bu ama kimse bu fikri ciddiye almamış. Sanki Kant’ın saklı hazinesi gibi. Heidegger bu imgelemenin, duyarlılıkla kavramların birbirine bağlandığı, yani insanın dünyaya tutunduğu ilk yer olduğunu söylüyor. Dışarıda bir şey görüyorsun, kafanda kavramlar var, ama ikisini kim buluşturuyor? İşte o görünmez, sessiz, çalışkan mekanizma: imgeleme. Heidegger’e göre insanın varlıkla ilk köprü kurduğu yer tam burası. Yani “insan nasıl dünyaya yerleşiyor?” sorusunun cevabı da burada yatıyor.
Son olarak zaman üzerine duruyor . Kant’ın zaman anlayışını alıyor ve onu kendi varlık düşüncesinin içine çekiyor. Diyor ki: Zaman sadece bir akış değil; insanın varlığı kavrama ortamı. Zaman olmadan benlik yok, kavrayış yok, dünya yok. İnsan dünyayı hep zaman içinde alımladığı için, metafizik soruların tamamı da aslında zamanın imkanlarına dayanıyor. Kant bunu görmüşti ama tam açamamıştı; Heidegger de Kant’ın elinden tutup “asıl söylemek istediğin bu” diye ortaya döküyor adeta.
Tavsiye edeceğim kişiler Heidegger’ın varlık ve zamana giriş kısmını yalayıp yutmuş. Kant’a hakim kişilere tavsiye ederim aksi taktirde dili çok ağır gelir.
Puan:10/9