“Kamyondan bozma evleriyle gezerek tiyatro oyunları sergileyen ailesine uyum sağlamakta zorlanıyordu Ophelia…
Çünkü hayalinde sakin bir hayat vardı. Sabit bir ev, didişmeyen anne-baba, normal bir okul…
Geldikleri mükemmel kasabada dileklerinin gerçekleşiyor olması onu umutlandırdı. Ancak bir süre sonra, kasabayı derhal terk etmelerini buyuran mesajlar alıp ormanda saklanan bir çocukla tanışınca, tepedeki ürkütücü fabrikaya gizlice girmekten başka çaresi kalmayacaktı…”
Kitap Arka kapağından.
İngiliz yazar Susie Bower ‘ın Türkçe’deki ilk romanı Plastik Kasaba ülkemizde ilk basımı bu yıl (2025) yapılmış. Şu an çok okunmamış ama bu kitabın çok ilgi göreceğini düşünüyorum. Oldukça nitelikli bir kitap olduğu kesinlikle söyleyebilirim.
Kahramanımız Ophelia, tiyatro oyunları sergileyen ailesi ile Panteknikon adını verdikleri araçlarını bir gün Stopford adında bir şehre çeker. Orada çıktıkları sahne günü onlar için berbat bir gündür ve her şey o günden sonra başlar.
Dünyayı tehdit eden plastik atıklarını ve farklılıklar üzerine gençleri ütopik bir macera içinde düşünmeye itebilecek, özenli bir kurgu.
ilgi çekici bir kurguyla, bazen komik bazen de düşündürü bir üslupla değinmiş yazarımız. Birbirine benzer evler, eşyalar ve bahçeler. Kodlanmış insanların oluşturduğu bir kasabanın tatsızlığı içinde farklı olanların kabul görmediği gizemli bir distopik bir kent düşünmüş. Ve kurduğu bu distopyadan bir ütopya çıkarmaya doğru evrilen bir serüven sunuyor.
Her ne kadar öğretmen tarafından oğluma okunması için verilen bir kitap olsada kesinlikle yaşsız ve zamansız bir kitap olduğunu düşünüyor ve herkesin okumasını tavsiye ediyorum.
Ayrıca kitabı okumaya başladıktan bir kaç bölüm sonra öğretmenimizin bu kitabı çocuklara neden okuttuğunu da fark ettim. Bölüm başlarına her verdiği başlığın (kelimelerin) hemen altına anlamlarının açıklamasını da yapmış. Böyle olmasını da çok sevdim. Okurun (özellikle çocukların) kelime dil bilgisinin de gelişmesine, zengileşmesine vesile kılmış ve bölümlerdeki olaylara daha berrak bir açıdan bakmasını sağlamış. Örneğin,
POROTOTİP:
‘bir ürünün ilk versiyonunu’
ABIHAYAT:
‘hayat suyu anlamındaki eski bir terim’
MOTTO:
‘bir kuruluşun ya da grubun amacını
ifade eden kısa cümle’
BASMAKALIP:
‘sıradan’
KÜLLEMEK:
‘kül olana kadar yakarak yok etmek’
gibi gibi elli bir kelime var:)
“Üniforma giymek zorunda. Okula uyum sağlamalı.”
“Uyum sağlamak mı?” diye bağırdı Ar.
“Neden uyum sağlayacakmış ki?”
“Çünkü üniformalar bunun içindir,” diye tersledi Ma.
“Bottomlar uyum sağlamaz,” diye haykırdı Ar.
"Biz öne çıkarız. Biz, birer bireyiz, bukalemun değil!”