Kalbim, bu senelerdir beraber yaşadıklarının her şeyden bu kadar habersiz olmalarına dayanamayıp, "ben artık ayrılmak istiyorum, kendimi bunlar için çarptıramam, zaten ömrüm ezilmekle, bin parçaya ayrılmakla geçti, kimseye bir şey söyleyemedim," diyerek baş edemeyeceğim bir süratle çırpınıyor. Kalbimi, kendimi rahatlatmak için mecburen biraz ileride yolun kenarında gördüğüm bir banka oturdum.
Nasıl bir olayı on kişilik bir kalabalığa anlatır da insan en makul şeye bile tersten bakan, en haklıyken bile insanı haksız bulan, en zarifken manasız bulan birileri muhakkak bulunur ya, ben de şimdi içimde olan bitenle dertleşirken midem, "Ne var, yedik içtik işte, akşama da ekleştireceğim var," diyor, ayağım, "İyi işte biraz hava aldım, iki adım attım" diyor…