Adı:
Ruh Yordamı
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
131
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757726826
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Vadi Yayınları
Baskılar:
Ruh Yordamı
Ruh Yordamı
Yanyanayız.
Yalnız...
Ve dünyanın ortasında...

Aslında hepimiz birbirimize benziyoruz.
Ve aslında hiçbirimiz benzemiyoruz birbirimize.
Aynı dili konuşuyor ama aynı cümlelerde buluşamıyoruz.
Bedenlerimiz birbirine benziyor, gölgelerimiz benzemiyor.
Bizi birbirimize benzeten şeyler, bizi birbirimizden ayırıyor.
Yanyanayız.
Herkesiz ve hiçkimseyiz.
Hiçkimse ve herkes...
...
Doğduğumuzda milyonlarca dakika veriliyor elimize.
Yaşadıkça kayganlaşan milyonlarca dakika ile başbaşa kalıyoruz.
Dakikalar eksildikçe biz biraz daha çaresizleşiyoruz.
Ne kadar ayak diresek bu çılgın yok oluşu durduramıyoruz.
Korkuyoruz.
Ve yanyanayız.
Şimdi...
Ve hiçbir zaman...
172 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
BU İNCELEMEYİ inci/Duvar/ HOCAYA İTHAF EDİYORUM (BAŞKA TÜRLÜSÜ MÜMKÜN DEĞİLDİ)

GÖKHAN ÖZCAN : KELİMELERİ VİCDAN İPİYLE BİRBİRİNE BAĞLAYAN ADAM

Yazarı birkaç senedir takip ederim , zaman zaman yazılarını okurum. Yeni şafak gazetesinde yazıyor şimdilerde ve İzdiham dergisinde. Bu kitap da köşe yazılarından oluşuyor fakat 20 sene önceki yazıları. Bu öyle garip geldi ki okurken , ne kadar da her şey aynı değişen pek bir şey yok dedirtti bana. Uzatmadan beğendiğim yerlerden çeşitli alıntılar paylaşmak istiyorum, bu bir öykü ya da roman değil zaten, ancak bu şekilde bir şeyler aktarabilirim. Başlık ve birkaç cümle o yazıdan.

Kitaptaki yazılar özetle büyük bir vicdan çağrısı ve özeleştiri arzusu olarak tanımlanabilir. Birkaç tanesine biraz değinelim.

Dün Gece TV Seyretmedim ,

Dün gece hiç televizyon seyretmedim ve bugün kendimde hiçbir eksiklik hissetmiyorum. Hatta huzur gibi bir fazlalığım var. Bana bu imkanı bahşeden elektrik arızasına müteşekkirim. Meğer geceler ne kadar uzun, zaman da ne kadar bereketliymiş.

Güvenmek ,

Yaşamanın akıl almaz bir kıyıcılığı var ve biz kendimiz dışında birilerine güvenmek istiyoruz yaşarken. Bu, yalnızca bilincimizin yol göstericiliğinde ulaştığımız bir nokta değil, duygularımız da böyle bir mahkumiyete gönüllü kılıyor bizi. Çünkü “tek başınalık yükü”nü kaldıramıyoruz.

Bütün sözlerimizi rüzgara karşı söylüyoruz.Olan ve olması gereken arasındaki trajik uçurum bizi yolumuzdan döndürmüyor. Çünkü güvenmek ihtiyacındayız.Güvenmek ısrarını yitirmekten şiddetle korkuyor,güvenilir kalabilmenin ölümcül bir mücadele gerektirdiğini bıkmadan usanmadan tekrarlıyoruz. Ümit kuşlarını ürkütmekten sakınıyoruz.

Konuşulmayan,

Görünenin dışındaki varlığınız kimseyi ilgilendirmiyor.Zihni ya da kalbi üretiminiz , kariyer denen tek boyutlu cetveldeki puanınızı yükseltmiyor. Kafanızda çileleşen bir düşünce , avucunuza düşen bir hikmet pırıltısı , biyografiniz içinde bir yer tutmuyor. Çünkü dünyanın , mevcudu kemikleştirici dayatmalar ve maddi olana motive eden ilkeler dışında bir soyut alana, içinizi gezdirmeye çıkarabileceğiniz bir soyut ülkeye tahammülü yok.

Kendinizle konuşun!Sizi sarsması mukadder olan sosyal çerçevenin bir cendereye dönüşmemesi için kendinizle konuşun.Bunu yaparsanız; vakit kaybedecek ve belki de bu çılgın yarışı kaybedeceksiniz. Ama kazanırsanız ;zaferiniz,tarihin bu kör noktasında kazanılmış en parlak zafer olacaktır.

Ayıptır Söylemesi,

Terzilerin neden kefenli cep dikmeyi akıl edemediklerini düşündükçe sinirden deliye dönüyoruz. Satınalma gücümüzün bir ömürden daha fazlasına güç yetirememesi canımızı en esaslı yerinden şiddetle sıkıyor. Bozuluyoruz icabında..

İmtihan,

Çoğumuz ,korkarız güzel yoksulluğumuzun bir köşede paranın muhteris gözleriyle karşılaşmasından.

Sana Benzemek Zorunda Mıyım? ,

Bazen çorabı delik,bazen pantolonu ütüsüz, bazen geleceği karanlık,bazen geçmişi kalabalık dolaşabilirim.Ama gönlü yamuk, beyni bükük dolaşamam.

Herkesi kendine benzetmeye değil ;sadece kendine benzemeye çalışanlara helal olsun!
172 syf.
·20 günde
Aklınıza geldikçe kitabı açıp içindeki herhangi bir konu hakkında yazılmış yazıyı okuyarak rahatlayabilir, düşünebilir, üzülebilir, sevinebilir, geçmişe dalıp gidebilir ve bu kitabı yazan kim diye araştırma yapmaya kalkabilirsiniz. Ben yaptım.
172 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
Öncelikle itiraf etmeliyim ki Gökhan Özcan’ı daha önce hiç duymamıştım. O da Mustafa Kutlu gibi gazete yazarlığı yapıyormuş. ‘’Ruh Yordamı’’ kitabını 1997 yılında tamamlamış. Kitap bir deneme kitabı. Yazar yer yer tarzıyla bana Ali Ural’ı hatırlattı. Kitapta altını çizdiğim ve beni etkileyen birçok yer bulunuyor. Mesela kitaptaki ikinci yazı beni çok etkiledi. Jean- Dominique Bauby adlı Fransız gazetecinin ‘’Kilitlenme Sendromu’’ adı verilen bir hastalık sonucu sol gözkapağı hariç vücudunun hiçbir yerini hareket ettirememesine rağmen 200 bin defa gözünü kırparak bir kitap yazmış olması bana ne kadar az şüktettiğimi ve ne kadar tembel olduğumu hatırlattı. Kitabın kapanış yazısı ise bir başka güzeldi. Çok ilginç, derin anlamları olan dualar ile kapatmış yazar. Oldukça faydalandığımı söyler ve sizlere kitabı tavsiye ederim efendim.
172 syf.
·3 günde·8/10
İlk Gökhan Özcan kitabım... Arkadaşımın tavsiyesiyle aldığım ve severek okuduğum bir kitap oldu. Günlük hayatta yaşadığımız, dillendirmediğimiz sorunları akıcı bir şekilde anlatmış yazar. Toplumsal sorunlara fazlasıyla yer vermiş. "Ne kadar da doğru!" dediğim birçok cümle mevcut kitapta. Hiç şüphesiz okuyucunun yüreğine dokunacak satırlar konusunda çok başarılı yazar.

Sadece beni rahatsız eden ısrarla yazım yanlışları yapılmasıydı, sanırım yazarın tarzı bu şekilde. Kitap sonuna kadar devam ettiği için başka bir şeye yoramadım. Bu konu dışında genel olarak değerlendirmek gerekirse okumaya değerdi, tavsiye ederim...
131 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Şiirimsi bir dille altında derin anlamlar yatan cümlelerdi okuduklarım. Kimi beni elimden tutup sokağa çıkardı, “bak şu insanlara... onları anlatmıyor mu bu cümleler?” dedirdi. Kimi beni taaa çocukluğuma götürdü, “ne güzel günlermiş, özledim” dedirtti.

Sakin kafayla okunduğunda size katacağı şeyler olan bir kitap.
131 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
kitap hakkında ne yazsam eksik kalacak. bazen öyle olur. bazı yazılar, bazı kitaplar, bazı cümleler hakkında ne söylerseniz söyleyin eksik kalır.

gökhan özcan’ın cümle şairi olduğunu söylememe gerek var mı? yazılarını her daim takip etmeye özen gösteriyorum . kalemine duyduğum hayranlıktan bahsetmeyeceğim. kitapta yer alan cümlelerinin kendi içerisindeki, ve bütün ile olan ahenginden bahsetmeli miyim? konuların ehemmiyetinin, üslubunun inceliğinin, cümlelerin içtenliğinin, eleştirilerinin latîfliğinin yani bunca özelliğin bir araya gelerek “ruh yordamı”nı oluşturduğunu söyleyebilir miyim? elbette, söyleyebilirim.
içimizin derinliklerinden kopup gelen, özlemini çektiğimiz, zaman zaman aklımıza geldiğinde uzunca iç geçirdiğimiz konulara değiniyor özcan.
gökhan özcan dilsizliğimizden, bakıp göremeyişimizden, ayrıntılar’dan, istikrarsızlıktan, eskiye dair bitmek tükenmek bilmeyen hasretimizden, birey olarak düşünmenin öneminden, 1997 basımlı bir kitap olsa da bugünün insanlarının hâli pür melâlinden sarih lafızlarla, yüreğimize incecik bir sızı, bir özlem bırakarak yazılarını kaleme almayı görevden sayıyor.

aykut ertuğrul’un da dediği gibi; “herkesin yazarları, kitapları vardır. bazı kitaplar insana ilham verir; yazmana engel olan barikatı, duvarları kırıverir.” gökhan özcan’ın yazıları da benim için öyle.

biz kimiz? neredeyiz? düşünmeye, gökyüzünün içimizi andıran seyrüseferini görmeye, mütevazı oda penceremin önünde elime bir kalem alıp cümleleri sıralamaya teşvik eder beni hep. kelimeleri vicdan bağıyla birbirine bağlayan bu yazarın bir yazısını dahi olsa herkes mutlaka okumalı.
131 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitap hakkında ne desem ne söylesem az kalacak...

Gökhan Özcan’ın harika eserlerinden biri bence kendisinin cümleleri şiir tadında insanı okurken iç çekmelere doymadığı doyamadığı bir eser...yazarın anlatımı, kalemi üslubu o kadar güzel ki kitapta o kadar çok doğru şeylere değinmiş ki her sayfasında bunu hissediyorsunuz. Eskiye olan özlemi o günlerde duyulan samimiyeti paylaşımı anlatıyor.

gökhan özcan’ın kalemine duyduğum hayranlıktan kitapta yer alan cümlelerinin kendi içerisindeki, ve bütün ile olan ahengi konuların doğruluğu ile içimizin derinliklerinden kopup gelen, özlemini çektiğimiz, zaman zaman aklımıza geldiğinde uzunca iç geçirdiğimiz konulara değiniyor kendisi.

gökhan özcan birey olmayı başarmak dilsiz konuşmak biz kimiz ? Neredeyiz? Daha bir çok doğru içten cümlelerle anlattıgı yüreğimize incecik bir sızı, bir özlem bırakarak yazılarını kaleme alıyor.. mutlaka herkesin okuyup ruhunu dinlendirmesi doldurması gereken bir kitap ..
Aslında herkes ne yaparsa ben de onu yapıyorum.
Hayatın ikircikli hikayelerinde zorlu roller alıyorum.
Ellerimle bir ruh yordamı arıyorum.
Uzun bir imtihan veriyorum.
131 syf.
·
Yazarın okuduğum ilk kitabı olan Ruh Yordamı kırk denemeden bir de dua kısmından oluşuyor. Bolca altı çizili cümlelerinizin olacağı kitapta derin bir anlatım mevcut, bazı cümleler üzerinde uzun uzun düşünüyor, geri dönüp tekrar okuyorsunuz.
172 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Kitabı okurken aldığım hazdan kaynaklanacak olsa gerek ki kitabı bitirdikten sonra bir kere daha okuma kararı alacak kadar çok beğendiğim bir kitap oldu.Herkesin kendisinden bir iz bulabileceği,hayatın akışıyla meydana gelen genellemeler ve yazarın o mükemmel kalemi.Bu nasıl güzel bir dokunuş demekten kendimi alamadığım üzerinde uzun uzun düşündüren cümlelerle sıklıkla karşılaştığım oldu.Zaten severek takip ettiğim bir yazarın beklediğim düzeyde bir kitabıydı yalnız şöyle bir farkı var ki hayatın zorlayan koşullarında elime alıp herhangi bir sayfasını rastgele açıp okuyup tatmin olmak isteyeceğim ve kütüphanemde benim için yıldızı parlayacak olan kitaplardan olacak.Kalemine sağlık Gökhan Özcan
"Allahım, sabır kalelerimizi sağlamlaştır, dünyanın oklarından bunalan göğüslerimizi tevekkül zırhıyla zırhlandır Yarabbi."
Gökhan Özcan
Sayfa 167 - Vadi Yayınları
İnsanları bilmiyorum.
Güvenli olduklarını düşündüğüm an sırtımdan vuruyorlar. Artık hiç kimseye inanmayacağımı düşündüğümde bir sıcak yürek gelip buluyor beni. Çoğu zaman kim oldukları belli değil. Çoğu zaman sandığımdan daha fazla yaşıyorlar bende.
Ne isem oyum, başka birşey değilim!
Olamam!
Eğilmeye, bükülmeye, bardaktan bardağa dökülmeye gelemem.
Beni kendinize benzetmeye çalışmayın!
Ben size benzeyerek birşeye benzeyemem
Aslında herkes herşeyi biliyor bu ülkede.
Kuşkusuz ben de onlardan geri kalmıyorum.
Ben de herşeyi biliyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ruh Yordamı
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
131
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757726826
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Vadi Yayınları
Baskılar:
Ruh Yordamı
Ruh Yordamı
Yanyanayız.
Yalnız...
Ve dünyanın ortasında...

Aslında hepimiz birbirimize benziyoruz.
Ve aslında hiçbirimiz benzemiyoruz birbirimize.
Aynı dili konuşuyor ama aynı cümlelerde buluşamıyoruz.
Bedenlerimiz birbirine benziyor, gölgelerimiz benzemiyor.
Bizi birbirimize benzeten şeyler, bizi birbirimizden ayırıyor.
Yanyanayız.
Herkesiz ve hiçkimseyiz.
Hiçkimse ve herkes...
...
Doğduğumuzda milyonlarca dakika veriliyor elimize.
Yaşadıkça kayganlaşan milyonlarca dakika ile başbaşa kalıyoruz.
Dakikalar eksildikçe biz biraz daha çaresizleşiyoruz.
Ne kadar ayak diresek bu çılgın yok oluşu durduramıyoruz.
Korkuyoruz.
Ve yanyanayız.
Şimdi...
Ve hiçbir zaman...

Kitabı okuyanlar 285 okur

  • Betül Arık
  • Murat dağlı
  • N.E.A 'nın Kütüphanesi
  • N. E. A.
  • Psikolojik Danışman
  • Sena Nur
  • Evlaa
  • Emin Gözcü
  • Merve
  • •Hicret•

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%11.8
14-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%23.5
25-34 Yaş
%47.1
35-44 Yaş
%5.9
45-54 Yaş
%5.9
55-64 Yaş
%2.9
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%77.6
Erkek
%22.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%38 (38)
9
%10 (10)
8
%21 (21)
7
%10 (10)
6
%5 (5)
5
%5 (5)
4
%1 (1)
3
%0
2
%0
1
%1 (1)