Adı:
Gözağrısı
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055830663
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Vadi Yayınları
"Söz geçiyor belki ama mânâ bir başka şey olarak bizimle kalıyor.
Edilmiş onca kelâm, kurulmuş onca cümle, buğulanmış onca cam... Mânâ taşıyan katarlar olarak dura kalka geçip gidiyor ömrümüzün uçsuz bucaksız düzlüklerinden.
Uzun uzun yaşıyoruz ya bu dünyada, işte hep o mânâyı damıtmak için...
Söylenmişlerden, söylenmemişlerden...
Bir kâğıdın üstüne dökülmüşlerden, bir camın buğusuna yazılmışlardan, bir hâfızanın derinliklerine emanet edilmişlerden...
İyi ki o mânâ var. İyi ki var da, ne zaman sendelesek yıkılıp gitmemek için tutunuyoruz köşe bucağına.
Kimi sözler o mânâyı muhafaza etmek için daima bizimle kalıyor, kimi şöyle bir dokunup geçiyor.
Nereden bildiğimizi artık hatırlamadığımız birçok şey, zamanın içinde unutulup giden bir sözün bize dokunuşunun eseri.
Demek sözlerin de insanlar gibi bir kaderi var."
"Hangi tatlı rüzgar söndürebilir hayallerimizi kundaklayan bütün o şuursuzluk yangınlarını?"
'Hangi altı çizili cümle ile başlasam' diye uzun uzun düşündüğüm bir vakitte kalbim bu cümleyi seçiverdi. O kadar altı çizili, o kadar kalbe değen, o kadar içli, o kadar naif, o kadar 'merhametli', o kadar haklı cümleler vardı ki... Öyle sarıp sarmalıyordu ki... Okuyanlar belki hissetmiştir; Nazan Bekiroğlu'nun zarafeti vardı bu kitapta. Ablam Gökhan Özcan için "Nazan Bekiroğlu'nun erkek versiyonu" demişti hatta.
Sayfalar ilerledikçe bir adam nasıl bu denli zarif olabilir diye geçirdim içimden çoğu vakit. Babam da "Filozof bu adam ya hu" demişti. Anlayacağınız evdeki hemen herkesin bir tanımlaması vardı Gökhan Özcan için. Sahi bendeki yeri neydi?
Birkaç kelimeye sığmaz ama...
Kendi kelimelerimi ararken, hissettiklerimi bulduğum bir kalemdi. Kalbimdeki yeri tam olarak bu: "bulmak". Bazen yitirdiğimi, bazen aradığımı, bazen korkularımı, bazen zamanı, bazen de kendimi...

"Bizler yakılıp yıkılmaya müsait şehirlerdik. Yağmalanmaya hazır çok eski söylenceler... Yenilmekle bitmeyecek kadar çoktu kendimizi kaybedişlerimiz."

Kırgınlığımı da bulduğumu söylemiş miydim?

Bu defa tavsiye edilir falan demeyeceğim. Sadece ve sadece; okuyun.
Bir kitabın tüm cümlelerini nasıl çizebilir ve dahi kitabın tüm sayfasına nasıl işaret koyabilirdim ki?

Gökhan Özcanın yüreğine sağlık, kalemine kuvvet.
Altını çizmediğim tek bir satır oldu mu acaba? Her cümle hayatın içinde bir alıntı. Gökhan Özcan' ın kalemine hayran olmamak elde değil. 2017' nin en iyi Deneme Kitabı Ödülü'ne layık görülen bu kitabı okumamak büyük hata olur!
Gözağrısı, değerlerimizle şekillenmiş mazimizi anıyor. Çocukluğumuzun masum, hevesli, eğlenceli anılarını günyüzüne çıkarıyor. Eskiye özlem kitabın ana teması. Büyükşehir telaşesinde unutulan günleri, artık göz ardı edilen değerleri hatırlatmak istiyor.

2017 En İyi Deneme Kitabı Ödülü'nü alan kitap, beklentimi yüksek tutmama neden oldu. Birkaç denemesi dışında etkileyici olmadığını söyleyebilirim. Sürekli tekrarlanan cümleler, eğreti duran betimlemeler, eksiltili cümleler benim için sıkıcıydı.

''zihinlerin şemsiyesiz sıcak taşlıkları / batmakta olan güneşin kir bulaşığı donuk turuncu kıvamı / gövdemizin gizli buzullar gibi ıssızlaşan nahiyeleri / bir kırmızı çiçeğin mercekte buğulandıkça kızıllaşan yalnızlığı / alabildiğine uzanan sarı sessiz düzlüklerin sırma saçları / o kir bulaşığı turuncu güneş lekesi / sükûnetin kanun olduğu sularda kıpırtısız bekleyen kayıklar / içimizin direngen bozkırları''

Böylesi betimlemelerle geçen ve beni yoran bir okuma oldu. Kitaptaki denemelerin, yazarın dergi ve gazete yazılarından derlendiği belli oluyor. Elinizde daha iyi bir kitap yoksa sadece vakit geçirmek için okunabilir.
İlk defa bir kitabın arkasına şu şekilde not düşmek istedim: “Altını çizdiğim cümle yok, çünkü bütün cümleler altını çizmeye değer.”
Eğer ki kaybetmişseniz, bu kitabın her sayfasında bulabilirsiniz kendinizi.
İnsan, doğa, düşünce, eski-yeni. Psikolojik bağlamda insanın sosyolojik değişimi. Etkileyici.
Biliyorum yanlışlarım olmasa, doğrularım da olmazdı. Bunun için onları gözümün önünden ayırmıyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gözağrısı
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055830663
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Vadi Yayınları
"Söz geçiyor belki ama mânâ bir başka şey olarak bizimle kalıyor.
Edilmiş onca kelâm, kurulmuş onca cümle, buğulanmış onca cam... Mânâ taşıyan katarlar olarak dura kalka geçip gidiyor ömrümüzün uçsuz bucaksız düzlüklerinden.
Uzun uzun yaşıyoruz ya bu dünyada, işte hep o mânâyı damıtmak için...
Söylenmişlerden, söylenmemişlerden...
Bir kâğıdın üstüne dökülmüşlerden, bir camın buğusuna yazılmışlardan, bir hâfızanın derinliklerine emanet edilmişlerden...
İyi ki o mânâ var. İyi ki var da, ne zaman sendelesek yıkılıp gitmemek için tutunuyoruz köşe bucağına.
Kimi sözler o mânâyı muhafaza etmek için daima bizimle kalıyor, kimi şöyle bir dokunup geçiyor.
Nereden bildiğimizi artık hatırlamadığımız birçok şey, zamanın içinde unutulup giden bir sözün bize dokunuşunun eseri.
Demek sözlerin de insanlar gibi bir kaderi var."

Kitabı okuyanlar 44 okur

  • Firuze
  • Ömer ATALAN
  • Verâ
  • Me'vâ
  • Osman ARAT
  • Xx
  • Büşra Sümeyye Bıyık
  • Özge
  • Ümmühani Gözbaşı
  • Büşra Seçkin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (8)
9
%18.8 (3)
8
%18.8 (3)
7
%6.3 (1)
6
%0
5
%6.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0