Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl

8,3/10  (6 Oy) · 
23 okunma  · 
4 beğeni  · 
551 gösterim
Orhan Kemal, Nazım'la birlikte geçirdikleri tutsaklık yıllarından benliğinde kalanları ustaca anlatıyor. Orhan Kemal'in eserini yalnızca bir anı kitabı olarak niteleyemeyiz. Bu anı notları arasında Nazım'ın kişiliğini, oradaki kişilerle olan sıcak ilişkilerini görebiliyoruz. Nazım'ın şiirlerine malzeme olan halkı, bunların onda uyandırdığı etkileri, onun onlara yaptığı etkiyi çok güzel gösteriyor. Nazım'ın bir şiiri için, bir mısra için, hatta hatta bir sözcük için yaptığı o titiz çırpınmaları farkediyor insan, ayrıca şairin yazdıkları kişileri tekrar onlara okuması güvenli bir sanatçı tavrının şaşmaz ölçüsüdür. Orhan Kemal'in ilettiği bu söz çok ilgi çekicidir: "Şiirleri hakkında Nazım'ın en kıymet verdiği ölçü halktı, o bir halk sanatkarı, her şeyden önce halk tarafından anlaşılmalı ve halkın sanatkarı olmalıdır" derdi.
  • Baskı Tarihi:
    2008
  • Sayfa Sayısı:
    128
  • ISBN:
    9789752894105
  • Yayınevi:
    Everest Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 14 Alıntı

Zagor 
22 Oca 16:41 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Nazım Hikmet
Yaşamak:
birer birer
ve hep beraber
ipekli bir kumaş dokur gibi.

Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 5 - Everest Yayınları 7.Baskı 2015)Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 5 - Everest Yayınları 7.Baskı 2015)
Zagor 
23 Oca 09:21 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Orhan Kemal'den Nazım Hikmet'e
Sen
"Promete'nin çığlıklarını
Kaba kıyım tütün gibi piposuna dolduran adam"
Sen benim mavi gözlü arkadaşım
Kabil değil unutmam seni.

Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 92 - Everest Yayınları 7.Baskı 2015)Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 92 - Everest Yayınları 7.Baskı 2015)
Zagor 
22 Oca 22:42 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Nazım Hikmet
Madenin tuncu
insanın piçi
iyisi de var!

Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 75 - Everest Yayınları 7.Baskı 2015)Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 75 - Everest Yayınları 7.Baskı 2015)
Zagor 
 22 Oca 21:17 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Nazım Hikmet
Behey!
Kara maça bey!
Sen şiirin asil kamusuyla konuşuyorsun,
ben asaletten anlamam.
Şapka çıkarmam konuştuğun dile,
düşmanıyım asaletin
kelimelerde bile.

Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 4 - Everest Yayınları 7.Baskı 2015)Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 4 - Everest Yayınları 7.Baskı 2015)
BARAN 
17 Nis 20:36 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Memleketimden insan manzaralarına kimler malzeme vermemişler dir ki?.. Yayalar köylü İbrahim’ler, Çorbacı Mehmet’ler, Laz Eyüp Ağa’lar, İlyas Kaptan’lar, Balkanlı Muhacir’ler, Azerbaycanlı Şükrü Bey’ler, Galip Usta’lar…
Galip Usta…Onu hapisten çıktıktan sonra tanıdım, ahbap oldum ve müthiş sevdim. Ama o şimdi eski Galip Usta değil… Ellisine merdiven dayamış, fakat genç kalmaya azmetmiş bir yepyeni Galip Usata’dır ki,’’…Bir traktörü olsa, bu traktörle tarlalar sürsem, sonra dolgun parayla bu traktörü satsam, çocuklarımı domuzuna okutsam, benim gibi yarım kalmayıp mühendis olsalar, beni geçseler…’’diye düşünmektedir. O artık ne zaman öleceğini aklından bile geçirmeyen, genç bir dededir.

Haydarpaşa garında
1941 baharında
saat on beş.
Merdivenlerin üstünde güneş
yorgunluk
ve telaş.
Bir adam
merdivenlerde duruyor
bir şeyler düşünerek.
Zayıf.
Korkak.
Burnu sivri ve uzun yanaklarının üstü çopur.
Merdivenlerdeki adam
-Galip Usta-
tuhaf şeyler düşünmekle meşhurdur:
Memleketimden insan manzaraları böyle başlar.
Şiirler hakkında Nazım’ın en kıymet verdiği ölçü ‘’halk’’tı. O,’’bir halk sanatkarı,her şeyden önce halk tarafından anlaşılmalı ve halkın sanatkarı olmalıdır!’’ derdi. Bundan dolayı,Memleketimden İnsan Manzaraları,hapishanede her sınıf halka defalarca okunmuş,anlaşılması güç yerler atılıp daha sade, daha açık yazılmıştır.
Ben çok rastladım, Nazım okurken dehşete kapılanlar,ağlayanlar, iç geçirenler olurdu. Ağlayanlar arasında bende vardım. Sonra,mesela, dinledikleri şeylerin çağrışımıyla anıları canlananlar o kadar çoktu ki…

Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 78)Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 78)
Mehmet Sinan Gündüz 
11 Oca 19:48 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yaşamak ne güzel şey…
Anlayarak bir usta kitap gibi
bir sevda şarkısı gibi duyup
bir çocuk gibi şaşarak
YAŞAMAK...

Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 5)Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 5)
Zagor 
22 Oca 20:17 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Nazım Hikmet
"Nazım Hikmet etrafındakilere iyilik etmekten zevk duyardı. Mesela, ondan borç para isterlerdi. Çok defa borç verecek parası olmadığı halde, gider, başkalarından borç alır, getirir, verirdi. O kadar ki, bazı gardiyanların bile ona borçlandığını hatırlıyorum."

Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 57 - Everest Yayınları 7.Baskı 2015)Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 57 - Everest Yayınları 7.Baskı 2015)
Mehmet Sinan Gündüz 
02 Oca 19:39 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Pırıl pırıl bir gümüş tatlı kaşığında
Kırmızı gül reçelidir, çocukluk

Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 40)Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 40)
Mehmet Sinan Gündüz 
05 Oca 01:01 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Demek istiyorum ki, güzel bir kadının resmi şüphesiz güzeldir, ama Orta Anadolu'nun sıtmalı bir köyünde, bir deri bir kemik, fevkalade çirkin Fatma Kadın'ın okkalı bir portresi de güzeldir!

Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 71)Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 71)
BARAN 
 17 Nis 20:50 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Nazım Hikmetle üç buçuk yıl hapishane arkadaşlığımızın acı tatlı hatıraları buraya kadar yazdıklarımdan ibaret olamaz şüphesiz. Fakat benim kafam bundan fazlasına kadir olamadı.
Defterlerim vardı, onun en tipik hareketlerini günü gününe not ettiğim, ona dair kocaman kitap yazmaya yetecek yığınla belgeyi kaydetmiş olan defterlerim… Onlar artık elimde değil.
Kafamı bir limon gibi, son damlasına kadar sıkıp akıttım. Biliyorum, biliyorum ki, Nazım Hikmet’i ona layık olduğu şekilde yazamadım.
Onunla son gecemizdi. Ertesi gün, beş seneyi doldurup sabah erkenden çıkacak, ’’hürriyet’’ime kavuşacaktım. O gece birden bire şairliğim tuttu. Onu hapishanede bırakıp çıkacağım aklıma geldi…baba, ana , kardeş ve yahut çoluk çocuktan ayrıldığı zaman duyulan o türlü bir heyecana tutuldum ve içim sızladı. Bir çırpıda bir şeyler karaladım. Tam yazımı bitirmiştim, daima çay içtiği bakır kupası elinde, koğuşa daldı, bir şeyler aradı rafta,bulamadı, geldiği gibi gidecekti ki, şiirlerimi uzattım. Aldı okudu.
Orhan Kemal’in hapishanede bıraktığı ustasına yazdığı şiiri:

KOMİK HÜRRİYET

Evet
Demek
Demek üç gün sonra
Evet
Senin dediğin
“Komik ve tatlı
HÜRRİYET!”

“Canım efendim
Üstadım benim!”
Beton, demir ve tozlu ampulleri bırakmak birtakım
insanlara!

Evet
Bu hürriyet,
Kampana, kilit gıcırtısı ve gardiyanlar
Bütün bu şeyleri geride bırakabilmek hasreti!
Fakat
Sana mavi göklerin altından bakmak
Seni hapishanede bırakmak!
Demirsiz ve kilitsiz,
Ampulleri tozsuz
Ve gardiyansız
Bir başka nevi hapishanede ben.
Senin dediğin hürriyet
KO-MİK!
Trenler gelir, gider
İstediğin caddeye düşürebilirsin gölgeni…


Hangi hürriyet?
Geç efendim,
İlahi üstadım benim.


NAZIM HİKMET’E
Sen
Prometenin çığlıklarını
kaba kıyım tütün gibi piposuna dolduran adam
Sen benim mavi gözlü arkadaşım
Kabil değil unutmam seni


26 Eylül 1943
seni yapayalnız bırakıp hapishanede
bir üçüncü mevki kompartımanda pupa yelken
koşacağım memlekete
Ve Tren
bir güvercin gibi çırpınarak istasyona girecek
Gözü yaşlı bir genç kadına beş senenin ardından
kocasını getirecek


O dem ki boş verip istasyon halkıına
Yanaklarından öperken sevgilimi
Sen neşeli mavi gözlerinle bakacaksın içimden
bana
O dem ki yürekten her şey atılacak
EKMEK- KİN-HASRET
fakat NAZIM HİKMET
Sen şu kadar kilometre uzakta kalmama rağmen
Aydınlık yüreğimin duvarına dayayıp sarı saçlı başını
Batan bir yaz güneşi hüznüyle ağlatacaksın arkadaşını

Günler geçecek
ekmek derdi çökecek omuzlarıma
Fabrika.
Makinalar.
Tezgahım.
Sana şeker kamışı, portakal yollayacağım
Karım yün çorap örecek,
her hafta mektup yazacağız
Askere almazlarsa eğer


Unutabilir miyim seni?
Tahtakurusu ayıkladığımız hapishane gecelerini
Ve radyoda şark cephesinden haber beklediğimiz
Müthiş anların küfürünü
Radyonun yanındaki duvara
Kurşun kalemiyle abus insan yüzleri çizmiştin


Unutabilir miyim seni ?
Hala beton malta boylarında duyuyorum
Takunyaların sesini!


Unutabilir miyim seni?
Dünyayı ve insanlarımızı sevmeyi senden öğrendim
Hikaye şiir yazmayı
Ve erkekçe kavga etmeyi, senden!


Bana baktı, tekrar okudu, sonra elindeki kupayı bir yana bırakıp yaşaran gözleriyle gülümseyerek, boynuma sarıldı.
‘’Sağol’un’’, dedi, ’’Sağ olun emi? beni bundan daha çok memnun edemezdiniz!’’
Ve fevkalade parlak bir güneşle başlayan 26 Eylül 943 günü sabahı, onunla hapishane kapısında, hapishanede bıraktığım öteki mahpus arkadaşların hasret dolu bakışları önünde tekrar tekrar sarılıp vedalaştıktan sonra, elimde bavulum,çıktım…
Evime memleketime, bilhassa kırk günlük bıraktığım beş yaşındaki kızıma kavuşacağıma ne kadar seviniyorsam, Nazım’dan, onun ölçüsüz dostluğundan ayrıldığım için de o kadar üzülüyordum.
Yollar, güneş dolu,tozlu yollar…
Gözlerimin önünde o ve ötekiler… Bilhassa ötekiler… Üzgün, adeta dargın gibiydiler,sanki benim yüzümden onlar içerde kalıyorlardı.
‘’Çilen doldu!..’’
‘’Pendir epmek gibi yidin beş seneyi Allahsız!’’
‘’Depesi göve değer gali!’’
‘’Bir kadeh de benim için iç he mi?’’

Nazımdan başkası bilmiyordu,bilemezdi ki,yüreğimin büyük bir parçasını hapishanede bırakıp hapishanedekilerin dostluklarını evime götürüyordum.
Adana 1947

Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 90)Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl, Orhan Kemal (Sayfa 90)
2 /