Adı:
Önce Ekmek
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
110
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752894235
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Orhan Kemalin 1969 yılında hem Türk Dil Kurumu hem de Sait Faik Hikâye Ödüllerini kazanan kitabı Önce Ekmek, bu büyük romancının öykücülükte de ne kadar büyük bir kalem olduğunu gösteriyor. Büyükşehir insanının yaşama ve şehre tutunma uğraşısını, kavgasını anlatan bu öyküler, tüm Orhan Kemal yapıtlarında olduğu gibi, okurun insana dair inancını besliyor, güçlendiriyor ve direnme gücünü artırıyor.

Orhan Kemalin kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok aza yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve aydınlığı yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemalin kitaplarını yayımlamaktan onur duyuyoruz.
Hem Sait Faik hem de TDK ödülü bulunan, okunması gereken bir kitap "Önce Ekmek."

On yedi tane kısa kısa hikayeden oluşan kitap, adını içinde ki hikayelerden birinden almıştır.
Hikayelerde toplumun varoş kesiminin yaşamı, günlük bir dille ve yer yer argo sözler kullanılarak işlenmiştir.

Benim ise en çok beğendim " İki Buçuk" adlı hikaye oldu. Konusu yolcu ve şoför arasında geçen, para üstü alma etrafında gelişiyor.
Orhan Kemal'in usta kaleminden, yurduma, yurdum insanına has, hayatın içinden kısacık dev hikayeler. Aldığı ödüller de boşuna verilmemiş, özellikle "önce ekmek" öyküsü çok etkileyici. Kitabın içinde 17 hikaye var, kısa sürede çok keyifle okunacaktır.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.136 Oy)17.537 beğeni39.609 okunma2.137 alıntı165.906 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.502 Oy)8.445 beğeni22.930 okunma1.460 alıntı106.086 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.885 Oy)8.171 beğeni26.107 okunma635 alıntı127.118 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.028 Oy)12.509 beğeni31.839 okunma2.822 alıntı132.971 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.604 Oy)4.955 beğeni15.788 okunma823 alıntı54.519 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.270 Oy)5.379 beğeni18.201 okunma690 alıntı92.592 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.247 Oy)8.176 beğeni24.057 okunma1.941 alıntı102.886 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.079 Oy)7.347 beğeni19.879 okunma3.255 alıntı116.994 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.992 Oy)8.390 beğeni23.301 okunma1.155 alıntı113.295 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.000 Oy)3.515 beğeni11.753 okunma1.024 alıntı47.917 gösterim
Beni tanıyanlar bilir, İstanbul'u çok severim. Belki orda yaşamadığımdandır fakat hep bir bağım var gibi hissederim.

Neyse efendim Orhan Kemal'in hayatın içinden bir çok minik hikâyesinin bulunduğu bu kitapta da eski İstanbul'un kokusunu alıyorsunuz, troleybüslerin çın çın öten seslerini, çocukların şakımalarını duyuyorsunuz. Her sayfada başka bir karaktere bürünüp onunla yaşıyorsunuz olayları, kâh patronunuzun alacağı için ordan oraya koşuyorsunuz kâh dondurmacı olup tıp okuyan oğlunuzun gözünüzü bir damlayla iyi edeceğinizi hayalliyorsunuz.

Öykülerden aldığım ortak unsursa içtenlik ve samimiyetti, Orhan Kemal, Türk insanını zenginiyle fakiriyle çok başarılı bir şekilde tasvir etmekle kalmamış bizi özlediğimiz sıcaklığa kavuşturmuştur.

Pek değerli İbrahim (Sisifos) 'e bana bu eseri okumamdaki katkılarından ötürü de teşekkür ediyorum :)
Merhaba.

Üç ay önce askerdeyken gazinonun kitaplığından alıp, kişisel zamanın imkansızlığından bir türlü bitiremediğim bir kitabı an itibarıyla okudum ve mutluluk duydum.

Kitap, 17 kısa öyküden oluşuyor. Orhan Kemal'in toplumsal gerçekçi yönü öykülerde ve karakterlerde açıkça kendini gösteriyor.

Yer yer gülümseten, mesela "Biletçi" ve "Uzman". Yer yer hüzünlü, mesela "Elli Kuruş". gibi öyküleri okurken aynı anda farklı hisleri yaşayabilirsiniz. Yaşam gibi, yaşamın içinden, bizi bize anlatan öyküler.

Kitabın üslubuna gelecek olursak dil, bizi anlattığı için halkın dili fakat argo jargonu neredeyse her öyküsünde ustalıkla kullanan Orhan Kemal bu eserinde de es geçmemiş. Ben de varoş bir mahallede doğup, büyüdüğüm için o kültürün dili hiç yabancı gelmedi bana, belki size gelebilir.

Keyifli okumalar dilerim...
Orhan Kemal'in hikayeciliğini konuşturduğu kitabı Önce Ekmek. 17 tane kısa hikayeden oluşuyor. Hikayeler çoğunlukla halkın fakir kesimine hitap eden onların sorunlarını dile getiren konularda.

Orhan Kemal'in adı yeter okuyun, okutun.
Orhan Kemal'in basit ama dokunaklı bir anlatımı var. Her satırda bir şiir gizli sanki. Yurdum insanının düşüncelerini okurken iç sesinizi duyar gibi olacaksınız. Okunmaya değer...
“…Beyefendi! Her yerde insanlar... Koşuyorlar, gidiyorlar, geliyorlar, tutuyorlar, koparıyorlar… Yığın yığın, vıcık vıcık, sürü sürü insanlar… Üzerinize atlıyor, lokmanızı ağzınızdan kapıyorlar beyefendi. Beyefendi, insanlar kurt gibi, kurtlar gibi saldırıyorlar beyefendi!”
Hikayenin anlatıcısına –muhtemel ki Orhan Kemal’in kendisi- iftira atarak 5 yıl mahkumiyetine neden olmuş bir adamın ağzından dökülüyor bu sözler ne acı! Ve de ne kadar şu yaşadığımız güne uygun.
Evet insanlar her yerdeler. Peşimizdeler, dibimizdeler, soframızdalar. Saldırıyorlar, bıkmadan usanmadan ve utanmadan saldırıyorlar. Ekmeğini bölüştüğün adam saldırıyor, beraber çay içtiğin adam saldırıyor. Aç kurtlar gibi değil. Kurt açlığından saldırıyor, fakat bu insanlar aç gözlülüğünden saldırıyor. “Önce ekmek” derdinden değil! Önce her şeyimle her şeyle ben derdinden saldırıyorlar.
O kadar saldırıyorlar ki tıpkı Dönüş öyküsünde işsizlikten, parasızlıktan karısını, çocuklarını trenlerde, istasyonlarda, sokak kenarlarında barınmaya el mecbur mahkum eden zayıf, sefilleşmiş adamlar doğuruyorlar. “Bırak. Bütün bunlara sebep benim…” haykırışı yükseliyor her yerden. Çökmüş adamlar, çaresiz kadınlar üretiyor toplum. Bir kıskaca alınmış çığlıklar duyulmuyor. Edebiyat da imdadımıza yetişmese…
Gözümüz gibi baktığımız kitaplara başkasının gözünden alıcı gibi bakmanın acısını yaşıyoruz. Satmaya kıyamadığımız kitaplarımız ve aç bıraktığımız çocuklarımız arasında gidip geliyoruz. Ne namertçe. Sefillik… Kadınların dibine kadar yaşadığı sefillik. Ve insanlar hala durmadan saldırıyorlar, hayvan ihtiyacı için saldırır, bu ismine insan denen mahluk zevkten saldırıyor.
Orhan Kemal sefaleti, güçlünün demir yumruğunu, zayıfın bitmek tükenmek bilmez acziyetini ne de güzel çiziyor. Tam da tekrar tekrar okumanın sırası. Tam da şimdi güçlünün gücünü ket vurulamaz şekilde arttırdığı, mazlumun inlemelerinin duyulmadığı şu günlerde okumalı. Zira Orhan Kemal ses oluyor sesimize.
'Elli kuruş' burnumun direği sızlıyor, bu nasıl yokluktur, bu nasıl kaderdir, bu nasıl hayattır. Orhan Kemal benim daha bir çocukken keşfettiğim bir yazardır. Yıllar içerisinde pek çok hikayesini okumuşumdur. Hele canım babamın imzalayıp bana verdiği BABA EVİ'nin yeri bende ayrıdır. Tekrar tekrar hikayelerini okumak onu tekrar hissetmek, ülkemizi ve insanlarımızı bu kadar güzel anlatmak, ne yazsam boş hiç bir kitap ya da yazar için bunu mutlaka okuyun demem çünkü herkesin zevkleri, beğenileri farklıdır. Ama Orhan Kemal için aynı şeyi söyleyemeyeceğim lütfen okuyun, keyifli okumalar...
İçinde 17 öykü bulunan bir kitap. Hepsi birbirinden samimi ve komik. Okurken çok gülüyorsunuz. Konuşmalar çok gerçek, çok bizim gibi. Her gün yaşadığımız şeyler.
Kitapta daha fazla beğendiğim hikayeler oldu:Önce Ekmek, Sevmiyordu, Biletsiz, Uzman. Sevmiyordu hikayesi nerdeyse sırf diyaloglardan oluşuyor. Ve bu diyaloglar bile çok sürüklüyor insanı.
Kitabın eksik yanı bazı hikayelerin sıradan olması.
Orhan Kemal'in çok sıcak, insanın içini ısıtan bir dili var. Anlatımı öyle hoş ki, sanki bir denizin karşısında gün batımını izliyor muşsunuz da, zamanın nasıl geçtiğinin farkında değilsiniz. Üslubunun farklı bir dokusu var. İlk dakikadan itibaren içine alıyor ve bitmeden de bırakmıyor. Tadı damağınızda kalıyor.

Orhan Kemal Büyükşehir'de, kenar mahallelerde yaşayan insanların, hal ve hareketlerini, kültürlerini onların durumlarını; kendilerine göre bir dil kullanarak, en başarılı şekilde anlatıyor. Her ne kadar da hikayenin verdiği mesajları tam olarak anlayamazsınız da buna rağmen keyif alıyorsunuz. Dili oldukça akıcı.


Orhan Kemal'in ödüllü öykü kitabı... On yedi kısa öyküden oluşan kitap, ismini aynı adlı hikayeden alıyor. En beğendiğim hikayesi olan
"Önce Ekmek" kısaca şöyle: Henüz öğrenimini sürdüren Ayten adındaki genç kız babasının baskısıyla okulunu bırakıp çalışma hayatına atılmaya karar veriyor. Doktor olmak isteyen Ayten hasta ninesine yemek götürüyor ve onunla olmak istediği doktorluk hayali hakkında konuşması ile sona eriyor.

En çok etkilendiğim öyküsü "Elli Kuruş", insanın içini acıtan bir hikaye: Bir gazeteciden alacaklı olan adam gazetecinin borçlarının hemen hepsini ödedikten sonra kalan elli kuruşunu geciktirmesinden dolayı kuşkulanıyor ve onun hakkında kötü düşünmeye başlıyor. Ancak bir zaman sonra bir küçük gazeteciden, onun öldüğünü ve kalan elli kuruşunu da onunla gönderdiğini öğrendikten sonra gerçeği anlıyor.

İlgimi çeken bir değer öyküsü: "İki Buçuk"
Bu hikaye de önceki gibi alacak verecek meselesinden oluşuyor: Yolcu, dolmuşa binip şoföre iki buçuk lira para uzatıyor ve parasının üstünü almak için bekliyor ama şoför o anda başka bir yolcuyla sohbete dalıyor. Yolcu, şoförün onu unuttuğunu zannedip türlü şeyler kuruyor. İkilemde kalıyor. Onun hakkında iyi mi kötü mü, nasıl düşüneceğini, nasıl davranması gerektiğine karar veremiyor. Kendi kendine söylenip içinde bir karmaşaya neden oluyor. Ve yolcu durağa gelip dolmuştan inecekken, Şoför ücretinin üstü deyip parasını veriyor ve yolcu da utancından kızarıyor.
Yine, yeni ve yeniden Orhan Kemal kitabı daha bitirdim.İçindeki öyküler birebir içinde hissettirdi, içindeki 17 hikaye'yi sıkılmadan ve bıkmadan okudum keşke hikayeler daha uzun sürseydi ve ben hemen bitirmeseydim
Toplumcu gerçekçi yazarları hep sevmişimdir. Bana göre roman, hikaye dediğin ayakları yere basacak. Bizleri anlatacak. Kutu kutu apartmanlar arasındaki hayatları. Varoşlardaki yaşamları. 50 Kuruş hikayesindeki okuyamayıp evlerini geçindirmeye zorunlu insanları. Önce Ekmek hikayesindeki ailesinin zoruyla okulu bırakıp önce ekmek kazansın sonra okusun diyen çevresel koşulları anlatacak.

17 kısa öykü deyip geçmemek gerekir. Bunlar hayatın akışı arasında farkında olamadığımız yaşam dinamikleri. Büyük şehirlere göç edip orada ekmek parası için hayata tutunanların öyküleri. Çarpık ilişkiler de dahil. Örneğin; hikayede kadının karşı komşusu olan erkeği çocuğu Erol'dan haber alarak ayartma hikayesini işlemiş. Bunu pek açık yazmamış fakat öyle hissettim. Dolu dolu hikayeler içeren bir yapıt. Bizzat bizleri, çevremizi yansıtan. Kimi zaman utandıran, kimi zaman güldüren.
Yorganın altında sıcak gözyaşları dökerek gecelerce dinlemişti. Dışarıda karlar savrulur, acı rüzgar kendini yerden yere çalar... Sonra baharlar gelir.. Evde gecelerce süren bu atışma değişmezdi.
Araba sokaktan, caddeden, daha sonra da şehirden çıktı. Toprak yolda ağır ağır gidiyorlardı. Uzaklarda tül mavisi dağlar. Edirne o dağların ardındaydı. Biliyordu bunu. Duymuştu birilerinden.Edirne,Edirne'de mavi taşlı küpesiyle göçmen Hayriye! Gitse, gidebilse, çarsında dolaşsa Edirne'nin, arabacı yamaklığı bulsa. Cebinde birkaç kuruş, Edirne fırınlarından sıcak ekmek alsa, bakkallardan beyazpeynir, sergilerinden tatlı kavun. Bir ağacın altına otursa, açsa bacaklarını yanlara, bölse ekmeğini ortadan sıcak sıcak. Bir de baksa ki mavi taşlı küpesiyle o, başucunda. Şaşsa, ağlasa sevinçten. Boynuna sarılmasa bile elinden tutup kaldırsa. Bıraksa beyazpeyniri, sıcak ekmeği, tatlı kavunu. El ele gitseler. Dedesi, dayıları halası, amcası sevinseler Bilal'i görünce, buyur etseler. Geceleri koyun koyuna yatmasalar bile...
... bıkmışlardı bu kravatlı beyefendilerden. Devlet, hükümet memurları, mecliste mebuslar, bütün gazeteciler kravatlıydılar. Hepsinde birer küçücük dağları kendileri yaratmış gibi bir çalım. Ancak birbirlerinin anlayabileceği dille konuşurlar, memleket memleket, vatan vatan diye patırdatsalar da sonunda kabağı fakir fukaranın, yani kravatsızların başına patlatırlardı.
Orhan Kemal
Sayfa 100 - Everest Yayınları, 10.Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Önce Ekmek
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
110
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752894235
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Orhan Kemalin 1969 yılında hem Türk Dil Kurumu hem de Sait Faik Hikâye Ödüllerini kazanan kitabı Önce Ekmek, bu büyük romancının öykücülükte de ne kadar büyük bir kalem olduğunu gösteriyor. Büyükşehir insanının yaşama ve şehre tutunma uğraşısını, kavgasını anlatan bu öyküler, tüm Orhan Kemal yapıtlarında olduğu gibi, okurun insana dair inancını besliyor, güçlendiriyor ve direnme gücünü artırıyor.

Orhan Kemalin kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok aza yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve aydınlığı yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemalin kitaplarını yayımlamaktan onur duyuyoruz.

Kitabı okuyanlar 166 okur

  • Akoglan
  • Güralp Yıldırım
  • Seyhbani
  • Aylin Şen
  • E . B .
  • Bilge Özel
  • tansuu
  • Duygu Aksoy
  • Eda⠀ོ
  • Şeyma Öztürk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%2.3
18-24 Yaş
%18.4
25-34 Yaş
%36.8
35-44 Yaş
%21.8
45-54 Yaş
%9.2
55-64 Yaş
%4.6
65+ Yaş
%3.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%42.7
Erkek
%57.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.4 (4)
9
%33.3 (18)
8
%24.1 (13)
7
%22.2 (12)
6
%5.6 (3)
5
%3.7 (2)
4
%1.9 (1)
3
%0
2
%1.9 (1)
1
%0