Puan vermedi·124 syf.····Okunma: 08 Kasım 2025 15:54 Kapak fotoğrafını beğenemedim çoban giysisini daha güzel bir insanın üstünde verebilirmiş ki kimse ne olduğunu anlamıyor ya da kitabın içindeki resimlerden birini kitap kapak fotoğrafı yapabilirmiş ya da ya da sürekli ya da var küp gölünü Ağrı dağını yansıtacak bir şekilde verebilirmiş.
Türk edebiyatında özlediğimiz Anadolu insanını bizlere tekrardan hatırlatan günümüzün sosyolojik olgusu ile asimile olmuş topluma asıl kimliğimizi gözler önüne serdiği için Yaşar Kemal gibi yazarların kıymetini bilmeliyiz ki Yaşar Kemal bir Rus bir Fransız olsaydı eminim ki ödüllere boğulan ya da Dünya Klasiklerinde yerini almış bir yazar olurdu.
Yayına gelecek olursan Yapı Kredi’yi anlayamıyorum bir banka yayınevi olmasına rağmen Yaşar Kemal’in kitaplarının neden bu kadar pahalı olduğunu bir türlü anlam veremiyorum bir öğrencinin bu kitaplara nasıl sahip olup okuyabileceği aklıma geldikçe biz okuyucuların tepki vermesini gerektiğini düşünüyorum.
Eserin içeriğine gelecek olursak; Daha ilk sayfalarda çizilmiş kaval çalan bir çobanın gün batımı gerçekleşince çalmayı bırakmasının bir anlamı olacağını düşündüm ve sembolizm ağırlık bir görsel şölen hayal ettirdiği içinde yazarın betimleme gücünün ne kadar kuvvetli kullandığını görmüş oluyoruz.
Atın donatılmasının zenginliği belirtmesi ne kadar da tatlı geliyor şu an ki dönemde kimin yoksul kimin zengin olduğunu anlamak bazen zor oluyor. Gösteriş budalası olan insanlardan tabi ki bahsetmiyorum.
Yazarın ‘’hayat ağacı’’ mitini kullanması çok hoşuma gitti ki hemen Gönül Alpay Tekin aklıma geldi. Hayat ağacı mitini merak edenlere bir öneri olarak bırakıyorum.
Atın kendiliğinden üç kez evin önüne gelmesi ve bu durumun töre ve inanışa bağlanarak sahip çıkılması örf ve adetlerin günümüzde ne kadar unutulduğunu ve terk edildiğini hissettirdi. Ne kadar günümüzde bir at için bunlar yapılır mı diye söylenen zihniyetlerin aslında buradaki meselenin at olmadığını ki bir atın önemini Türk’ün tarihinde görmekteyiz, örf ve adetlerin değeri ortadır.
Atın üç kez gelmesinin nedeni ve neden üç sorusu hem aklıma takıldı ve üç kuralını araştırınca üç inanışı ilk başlarda karşımıza Yunan miti ile çıkmaktadır. Yunan mitinde tanrılar arasında Zeus, Poseydon, Hades tanrılarının üçünü hatırlattığı ve zamanla da gerek İslam gerek Hristiyan devletlerinin zamanla bu üçlemeyi Doğum, Yaşam ve Ölüm mitine evrildiğini görmekteyiz.
Paşanın her istediğini yaptırması ve kadınlara olan değerini görünce aklıma direkt 1 Kasım 1922 Saltanın Kaldırılmasının önemi ve 1926 Türk Medeni Kanunun önemini hatırlattı.
Ahmed’in tüm hayatı alt üst olmuşken zindan da Gülbaharın çıka gelmesi ile hayatının altının üstünden daha iyi bir hal aldığını anlayarak aşık olmuş ve Ahmet’in hayatı bam başka bir hayata dönüşmeye başlamıştır.
Memo’nun yıllarca Gülbaharı sevmesi ve bunu belli etmemesi gözlerine dahi bakamaması ancak Ahmed ile Güllbahar’ı gizli gizli görüştürmesi ve sonunda Ahmedi kurtarması gerektiğinde Gülbaharın benden ne istersen yapacağım dediğince sadece saç telini istemesi üzerine Gülbaharı hiç sorgusuz vermesi ve Memo’nun ardından intihar etmesi üzerine bile yine okuyucuların erkekleri suçlamasını anlamıyorum ki eserin sonunda olan Ahmet’in ne uğruna seni serbest bıraktı şüphesi ile aldatıldığını düşünmesi ne kadar normal iken sırf iki adamın aşkına sahip çıkması bile feminist bakış açısı ile bakıldığında yine erkekler suçlu bulunmuş ki adam gibi adamlar Memo’da Ahmet’te .
Bir diğer dikkat çeken nokta yoldan geçen kervanların belli noktaya para bırakmaları ve bu paraya kimsenin dokunmayıp şeyhlerin bu parayı yoksullara dağıtması çok dikkatimi çekti ve günümüzün sosyolojik ahlak kirliliğini gözümün önüne getirdi.
Sayfa 96’da Yaşar Kemal ufak bir paragrafta sayfa 96’ya kadar anlattığı tüm olayları bir özet olarak vermesi ‘’ geri dönüş tekniği diye adlandırılan analepsi tekniğini’’ kullanmış ve bu tekniği çok seviyorum keşke tüm yazarlar ara ara bu tekniği kullanarak okuyucu esere daha da bir bağlamayı amaçlasalar.,
Paşa aslında sadece tahtını düşünmekte ne kızını ne aşkı ne de toplumu önemsemekte toplumun isyan etmesi ile birlikte sadece tahtı elinden gidecek diye öfkelenmektedir.