·283 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Kasım 2025 15:45 Öncelikle yazarın "Gece Yarısı Kütüphanesi" adlı eserinden sonra okuduğum ikinci kitabıydı.Onu sevdiğim için bu kitabını da aldım ve sanırım başka kitaplarını da okuyacağım.Ben yazarın kullandığı metaforları,sade ama akıcı dilini beğeniyorum.Bu kitabında kurgunun içinde felsefî ve varoluşsal sorgulamalara yer vermiş.
Dünya’ya dışarıdan gelen bir varlığın gözünden insanlığı izlemek hem komik hem de acıydı. İnsanların sıradan görünen alışkanlıklarının, duygularının ve kusurlarının ne kadar tuhaf ama aynı zamanda değerli olduğunu hatırlattı.
Kitabın en sevdiğim yanı, insan olmanın kırılganlığını sevgi, aile, ölüm, yalnızlık ve anlam arayışı üzerinden işlemesiydi. Haig, kusurlarımızı bir eksiklik değil, bizi biz yapan şey olarak gösteriyor.
Bazı cümlelerini işaretledim çünkü insanın içine dokunan, düşündüren türden. Okurken hem gülümsedim hem hüzünlendim.
Başlangıcı biraz yavaş buldum ama ilerledikçe karakterle bağ kurdum ve hikâye beni içine çekti.
İnsan psikolojisi, yaşamın anlamı ve varoluş üzerine düşünen okurlar için güzel bir kitap. Matt Haig’i ilk kez okuyacaklara da rahatlıkla önerebilirim.