·228 syf.····Okunma: 05 Ekim 2025 20:08 Bir satranç tahtasında yalnızlık…
Nabokov’u okumaktan hep biraz çekinirdim. Zihinsel yoğunluğu, dil oyunları ve anlatım katmanları gözümü korkuturdu. Fakat Lujin Savunması ile bu önyargım kırıldı. Dilinin düşündüğüm kadar ulaşılmaz olmadığını, hatta kendi ritmine kapılınca çok akıcı bir biçimde ilerlediğini fark ettim.
Satranç ustası Lujin’in yaşamı, çocukluğundan itibaren bir oyunun kurallarıyla şekillenen bir yalnızlığa dönüşüyor. Onun dünyası, taşların hareketi kadar sınırlı ama o kadar da derin. Nabokov, Lujin’in iç dünyasını anlatırken zihnin çöküşünü sessizce izletiyor bize, sanki bir partideki son hamleyi tahmin etmeye çalışır gibi.
Karakter bana Martin Eden’i hatırlattı; ikisi de kendi tutkularının içinde yanarak kaybolan insanlar. Biri satrançta, diğeri yazıda… Her ikisinde de dâhilikle deliliğin sınırı neredeyse silikleşiyor.
Bu kitapla birlikte Nabokov’un dünyasına ilk adımımı attım ve artık o kadar da korkutucu gelmiyor. Aksine, zihinsel bir oyunun estetik zevki gibi, dikkatli oynandığında büyüleyici.
Kitabı #kitapdünyambirlikteokuyor grubumuz ile #neyazsaokurum maratonu doğrultusunda okuduk. İyi ki de okuduk.