Merhabalaaarrr!! Bugün Elf Kraliçesi'ne İtaat Edeceksiniz kitabına yazdığım incelemeyle karşınızdayıımmmm!! Kitabın iyi yönleri ve kötü yönleri(TAMAMEN ÖZNEL!!) olarak iki kısıma ayırdım, spoiler içermeyen bir inceleme olacak, endişeniz olmasın. Kitabın konusuyla başlamak istiyorum incelememe;
KONU~
Layala Nurgetiren(gülmek serbest KSKDIDSJDNSEJDJ), Ya da ingilizce ismiyle Layala Lightbringer, büyücülerin çok nadir olduğu bu evrende büyücü bir elf olarak doğduğu için Yüce Kral’ın oğluyla aralarında bir eş büyüsü yapılmış, eş büyüsü de eş büyüsü yapılan iki kişinin evlenmesinin ayarlanması kısaca ama zorunluluk gibi daha çok, ve annesi ve babası onu Yüce Kral’a vermek istemedikleri için katledilmiş. Kızımızın annesinin arkadaşı, onu insanların arasına kaçırmış ve Layala da insanların arasında büyümüş. Ama bir gün, aralarında eş bağı olan Yüce Prens, ya da yeni unvanıyla Yüce Kral, Layala’nın saklandığı yeri buluyor ve onu saraya getiriyor. Saraya geldiğinde Layala, aralarındaki eş bağı sayesinde, eğer yakın bir sürede Yüce Kral, yani Thane ile evlenmezse ikisinin de solguna dönüşeceğini öğreniyor. Böylece eş bağını bozmanın yollarını arıyorlar kısaca açıklayacak olursam.
KİTABIN BAŞARILI BULDUĞUM YÖNLERİ~
Öncelikle, kitabın yazım dili hoşuma gitti. Bazen betimlemeler sıksa da, kesinlikle hoş bir yazım dili var. Betimlemeleri de cidden o yerin nasıl göründüğünü kafanızda canlandırmanıza yardım ediyor. Bu kitabı sonuna kadar okutan yegane şey de yazım diliydi benim için.
İkinci olarak, kitabın içinde geçtiği evren gerçekten ilgi çekiciydi. Zaten çoğu fantastik okurunun bildiği elfler, periler, cincüceler, büyücüler dışında, solgun adı verilen bir tür de yer alıyordu. Bu solgunlar benim anladığım kadarıyla bilinci olan zombiler gibi, insanları yiyip yemediklerini bilmiyorum ama insanlar bir solgun tarafından ısırıldıktan sonra solguna dönüşüyorlar, ve kitabın asıl kötüsü olan Zifir Büyücü’yü canlandırmak için onun yardakçılarına dönüşüyorlar gibi bir şey.
KİTABIN BAŞARILI BULMADIĞIM YÖNLERİ~
Öncelikle, bir önceki maddeyle ilgili biraz da bu, evrenin bize yeterince açıklanmadığını düşünüyorum. Bir sürü ilgi çekici türde yaratıklar ve canlılar var, ki bu da iyi bir şey, ama bu serinin ilk kitabı olmasına rağmen, ki ilk kitaplar genellikle serinin evrenini tanıtmak için vardır, fantastik-romantik kitaplarda bile hiç değilse okuyucu evren hakkında temel bilgileri öğrenebilir. Ancak bu kitapta, biz elfler, cincüceler, periler ve solgunlar, veya ejderhaya dönüşebilen insanlar olduğunu bilsek bile bunlar hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Mesela solgunlar nasıl yaratıklar? İnsan yiyorlar mı? Eğer zombi gibi bir şeylerse nasıl bilinçleri var? Ne yiyerek besleniyorlar, ya da besleniyorlar mı? Veya Ejderkadın nasıl ejderhaya dönüşebiliyor? Bu onun türünün bir özelliği mi yoksa sadece ona özel bir yetenek mi? Cidden ilgi çekici bir evren ama keşke hakkında daha fazla bilgi öğrenebilseydik.
İkinci olarak, ana karakterimiz Thane’in, yani Yüce Kral’ın, romantikleştirilmeye çalışmış iğrenç iltifat(?)ları cidden rahatsız ediciydi. Size bir alıntı göstereceğim ve ne dediğimi anlayacaksınız. “Pek üzüldüğümü söyleyemeyeceğim. Başarısız olamazsan şu elbisenin altında neler sakladığını görebileceğim.” Bu alıntı sayfa 130’da, Thane tarafından söylenmiş. Karakterler daha birbirlerine romantik bir ilgi duymaya bile başlamamışken. Yani… bir şey diyemiyorum artık bu adam gördüğü her güzel kadına böyle laflar mı ediyor? Bu nasıl romantik olabilir? Bir örnek daha vermek istiyorum.
“Dinleme onları. Buradaki açık ara en güzel kadın sensin. Hem… Memelerine de bayılıyorum.”
Buna artık ne diyebilirim ki? Hiç olmadı dark romance diye pazarlayın kitabı. Ve henüz Layala ve Thane arasında bir şeyler olmadan oluyor bu da. Sayfa 208. Sadece iğrenç. Bu kadar. Ben Thane’in Layala’yı duygusal olarak sevdiğine inanmıyorum ve inanmayacağım da.
İnceleme biraz fazla uzun oldu bu yüzden bu son maddem Mantık hataları. Kitapta fark ettiğim bir kaç mantık hatası vardı. Ve bunları sizinle de paylaşmak isterim. Öncelikle size bir alıntı yazacağım.
“Hemen yanında duran Tif, ‘Piper’e sizin için tacınıza uygun bir elbise aldırdım. Çok hoş bir bordo,’ dedi.”
Oldukça normal görünüyor değil mi? Ama hayır. ŞU ANDA ORMANIN ORTASINDALAR. NEREDEN ALDI ACABA ELBİSEYİ şehirden aldı desem yine ormanın ortasındalar ve en yakındaki şehir solgunlar tarafından istila edilmiş. Savaş alanı gibi hala. Nereden almış olabilirsin elbiseyi??????
Bir diğer gözüme takılan mantık hatası da Thane’in Layala’ya olan.. ne bileyim nazikliği. Layala onu bıçaklamaya da çalışsa kıza hala hiçbir şey olmamış gibi nazik davranması. Sıcakkanlı olması. Yani kız eşin falan da daha ne evlendiniz, ne bir şey yaptınız yani ne bu güven, ne bu sıcaklık??? Ayrıca sen Savaşçı Kral olarak anılıyorsun yani nasıl rastgele bir kıza böyle nazik davranıyorsun, kız seni öldürmeye çalışmışken??? Belki de bana garip gelmiştir sadece çünkü diğer incelemelerde hiç bundan bahsedildiğini görmedim. Fikirlerinizi öğrenmek isterim.
Evettt incelememin sonuna geldim, size kitabın başarılı bulduğum yönlerinden ve başarısız bulduğum yönlerinden bahsettim. Başarısız bulduğum daha çok şey vardı açıkçası ama inceleme çok uzun olunca yazmamaya karar verdimburaya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim!!!