Puan vermedi·2142 syf.····Okunma: 23 Aralık 2025 07:09
"Zulmün olduğu yerde, başkaldırı bir hakikattir."
Yaşar Kemal’in dört ciltlik bu dev eseri, sadece bir roman değil; Çukurova’nın toprağına, taşına, insanının çilesine yakılmış bir ağıt, söylenmiş bir türküdür. Toroslar'ın o çakırdikenli yollarında İnce Memed’le yürürken, kelimelerin nasıl ete kemiğe büründüğüne şahitlik ettim.
Beğendiklerim ve Eserin Gücü:
Yazarın kalemi o kadar kuvvetli ki, betimlemeleri okurken burnunuza ıslak toprak kokusu geliyor, yüzünüze Toroslar'ın sert rüzgârı çarpıyor. Yaşar Kemal, Anadolu insanının sıkışmışlığını, ağalık düzeninin ceberrut yapısını ve insanın içindeki o bitmek bilmez "umut" kırıntısını muazzam bir ustalıkla işlemiş.
Bir Müslüman olarak meseleye baktığımda; İnce Memed’in mücadelesi sadece bir "eşkıyalık" hikayesi değil, zalime karşı mazlumun sesini yükseltme çabasıdır. Haksızlığın karşısında susmayan, "düzen böyle gelmiş böyle gider" demeyen bir vicdanın ayaklanmasıdır. Memed, mecbur kalmış bir ruhtur; inceciktir ama yükü dağlardan ağırdır.
"İnsan soyu, ne de olsa çiğ süt emmiştir. İnsan soyuna güven olmaz, ama insanoğlundan da umut kesilmez."
Eleştirel Bakışım:
Her ne kadar edebiyatımızın zirvesi olsa da, bir okur olarak yorulduğum noktalar da olmadı değil. Dört cilde yayılan bu serüvende, bilhassa doğa betimlemelerinin bazen haddinden fazla uzaması, hikayenin akış hızını (ritmini) düşürüyor. Yazarın o eşsiz detaycılığına hayran olsam da, zaman zaman "Sadede gelinse artık" dediğim yerler oldu.
Ayrıca olay örgüsündeki "zalim ağa gider, yerine başkası gelir" döngüsünün sıkça tekrar etmesi, bir noktadan sonra okuru karamsar bir kısır döngüye hapsediyor. Gerçi hayatın kendisi de bazen böyledir ama edebi kurguda bu tekrarlar, ortalara doğru bir miktar durağanlık hissi veriyor.
Son Söz:
İnce Memed; iyilikle kötülüğün, zalimle mazlumun kadim savaşını Anadolu toprağı üzerinden anlatan, okunması elzem bir başyapıt. Eksiklerine rağmen, verdiği o "insan kalma" mücadelesi için bile her sayfasını çevirmeye değer.
Okuyun, okutun; çünkü Toroslar'da hala yanması gereken çakırdikenleri var.
Alıntılar:
"Dünyanın bütün kötülüklerine baş kaldır. Bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir. Kendi iyiliğine de baş kaldır."
"Demir olsam çürürdüm, toprak oldum da dayandım."
"Konuşan insan, öyle kolay kolay dertten ölmez. Bir insan konuşmayıp da içine gömüldü mü, sonu felakettir."