·472 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Kasım 2025 11:53 Mayyak karı! dedim içimden kitabın son sayfasını çevirirken. “Yine gözlerimin ferini, uykumu, iç huzurumu çaldın Mayyak karı!” Şebnemden bahsetmiyorum elbette yazardan bahsediyorum. Beni her kitabında ayrı bir çukura atan sevgili yazardan. Ben mi Ayfer Tunç okuyorum, Ayfer Tunç mu benim canıma okuyor, karar veremiyorum.
Yeni kitabı çıkmış, Annemin Uyurgezer Geceleri. Celladına aşık olmak mı denir buna bilmiyorum ama sevinçten deliye döndüm. Lakin temin edemedim kitabı, hemen baskısı bitmiş. Onun yerine uzun zamandır okuma listemde bekleyen Yeşil Peri Gecesi’ni bastım bağrıma. Bu beni biraz idare ederdi.
Kapak Kızı-Yeşil Peri Gecesi-Osman üçlemesinin ikinci kitabı Yeşil Peri Gecesi. Bu kitabın adını ilk duyduğumda hava alanlarındaki kitapçılarda satılan, insanlar tatilde bir solukta okuyuversin diye yazılmış, bol erotik soslu, sabun köpüğü gibi bir kitap sanmıştım. Kitabın kapağı da bu düşüncemi gayet destekliyordu. Edebiyatın derin sularına henüz atlamadığım zamanlardı, Ayfer Tunç’u da zaten tanımıyordum.
Nasıl olduysa bir gün Suzan Defteri okudum. Yazar için “eli kırbaçlı bir tanrıça” benzetmesini, yanılmıyorsam, ilk o zaman yapmıştım. Sonra yolum serinin ilk kitabı olan Kapak Kızı’na düştü. 1,5 yıl aradan sonra da Yeşil Peri Gecesi’ne.
Birinci kitapta Şebnem’in adı sıkça geçse de hikayesini bilmiyorduk. Kapak kızıydı Şebnem, playboy dergilerinin yıldızı, herkes ona aşıktı. İkinci kitapta Şebnem’in kendi ağzından hikayesini dinliyoruz. Doğrusal bir çizgide ilerlemiyor anlatı. Kronolojik bir sıra olmaksızın yaşamından kesitler sunuyor bize kahraman. Hikayeyi anlatırken 43-44 yaşında olmalı şebnem, yıl da 2009-2010. Mutlu bir aileye doğmuş. Annesi dünyalar güzeli bir kadın, hemşire. Babası da yakışıklı bir mühendis. “Biz eskiden, çok eskiden, akşamları mutluyduk” dediği o eskinin içindeki mutlu yaşamları bir gün, annesi ile birlikte mutfakta babasının uzak şehirdeki işinden dönüşü için akşam yemeği hazırlarken gelen bir telefonla aniden değişir. Baba iş yerinde bir kaza geçirmiş, hastaneye kaldırılmıştır. Uzun zaman hastanede kalan baba bir kolunu kaybeder, yüzünün yarısı da tanınmaz hale gelir. O kaza ile birlikte üçünün de yaşamları bir uçuruma yuvarlanır aslında. Hiç birinin bedeni ölmez ama ruhları da bu enkazdan sağ çıkamaz. Şebnem de geçen yıllar içinde kendince hesap sorar hayattan, insanlardan. İntikam yolculuğuna çıkan kendine de bir mezar hazırlasın diye bir söz vardır. Kaydırdığı hayatlar ile birlikte kendi ruhunu da parça paça mezara gömer Şebnem aslında.
Başlarda biraz sıkıldım. Kapak Kızı’nda bambaşka bir derinlik keşfetmiştim. Hikaye, dalları bir trenin pencerelerinden sağa sola uzanan bir ağaç gibi genişliyordu ve ben o çeşitliliği çok sevmiştim. İkinci kitapta ise anlatı yalnızca Şebnem’in hayatında derinleşiyor. Bu bende biraz tekdüzelik hissi yarattı. Fakat olayların tansiyonu sonlara doğru hayli yükseldi, kitabı elimden bırakamadım. Kapak Kızı’nda hikayenin merkezinde olan Ersin ve Selda’nın Şebnem ile bağını keşfediyoruz anlatının bir noktasında. Düğümler bir bir çözülüyor. İnsan hayatlarının yanı sıra, ülkenin politik gerçekliklerine de değinmiş alttan alta yazar. Eh be Kraliçe dedim, işte tam senlik hareketler bunlar.
Katıldığı Pandoranın Merakı programında “Hayat tüm gerçeklerden daha gerçektir.” gibi bir cümle kurmuştu yazar. Ne zaman bir eserini okusam bu cümlesini düşünürüm. Ölümü çok büyük bir ustalıkla anlatıyor, hırs ve öfkeyi de, sonra yalnızlığı, çaresizliği. Acaba diyorum bunların hepsini tüm derinliği ile yaşadığı için mi bu kadar etkileyici kaleme alabiliyor, yoksa çok mu iyi bir taklitçi?
Empatinin, farkındalığın, acı duymanın dibine dibine vurduğum, iç huzurumu yine kaybettiğim ve yine uykusuz kaldığım bir okuma serüveni oldu. Tavsiyem, üçlemeyi aralıksız okumanız. Kapak Kızı’nın olay örgüsünü unuttuğum için bazı şeyler biraz havada kaldı gibi oldu. O yüzden ara vermeksizin Osman’a başladım. Ki Osman’ın akıbetini çok merak ediyorum.
Sevgili Ayfer Tunç, sana “mayyak karı” dediğim için beni affet. Ama bu fütursuzluğu senin hayali kahramanlarından öğrendim. Ruhumu darmadağın eden hikayelerinin hesabını böyle soruyorum senden, beni affet!