Gönderi

BEKLEMEYİ İÇSELLEŞTİRMEK ve TATAR ÇÖLÜ
8/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
“Canavarlarla savaşan kişi dikkat etmelidir, ki kendisi de canavara dönüşmesin. Çünkü uzun süre uçuruma bakarsan uçurum da sana bakar.” Tatar Çölü bu cümlelerin açıklamasıdır aslında. 1940’ta yayımlanan ve modern İtalyan edebiyatının temel metinlerinden biri kabul edilen Tatar Çölü, yalnızca bir askerî görev hikâyesi değil; insanın zaman, kader ve bekleyiş karşısındaki kırılganlığını irdeleyen bir varoluş romanıdır. Giovanni Drogo, askeriyeden ilk görev yeri olarak kuzeyinde ıssız Tatar çölü bulunan Bastiani Kalesi'ne atanan bir subaydır. Drogo'nun Bastiani Kalesi’ne gidişi ile roman başlar. Kahramanımız, burada kalmak istemese bile zamanla alışkanlıkların ve rahatlığının etkisi ile kalede yıllarca kalmaya karar verir. Bu karar onun hayatındaki en önemli ve bütün hayatını etkileyen karar niteliğindedir. Aslında Drogo başlangıçta hemen geri dönmek ister ancak hastalık gerekçesiyle gitmenin mesleğine zarar vermesinden çekinerek dört ay kaldıktan sonra gitmesinin uygun olduğuna karar verir. Bu karardan sonra, kale bir takıntı, beklenen serüvenin gerçekleşeceğine inanılan yer, umut, kahramanca bir yazgının beklentisini körükleyen yer haline gelir. Drago, bir efsun etkisinde kalmış gibi beklemeye ve umut etmeye başlar. Bu bekleyiş arayışlarını baştan sona değiştirir. Artık geç kalmaktan korkmaz, olmayana özlem duymaya başlar. Tercihlerini bu bekleyiş için geriye atar. Umut artık ulaşılacak bir şey değildir. Artık her günü tekdüze ve bekleyişin umuduyla geçmektedir. Sürüklendiği durumun çılgınlığa doğru gittiğinden başta kuşku duysa da zaman onu ve kuşkularını teslim alır. Son durumda olacağını bekleyeceği gerçekliğe inanmaya başlar. "Burada her şey bir feragati andırıyordu; ama ne uğruna, hangi gizemli şey uğruna bir feragatti bu?" Bu soru kuşkunun son direnişi olarak Drago’yu yoklar ancak nafile. Tüm bu bekleyiş Drago’yu zamanda sabit tutamaz. Bekleyiş yine aynı bekleyiş ancak Drago aynı Drago değildir artık. Gençliğin dinçliği ve zihin berraklığını kaybettikten sonra beklemek eskisi kadar kolay değildir. Drago hastalanıp yatağa düşünce o beklentiler gelip çatar. Bastiani kalesi kaderini yaşamaya hazırlanırken senelerin bekleyişi Drago’ya ihanet etmiş ve onu ağır ağır öldürmüştür. Drago inandığı ve bir put gibi taptığı o kaleden hasta vaziyette sedye üstünde gönderilir. Hayaller ve beklentiler artık ulaşılmazdır. "Ya, gayet sıradan bir yazgıya sahip sıradan biri olarak yaratılmışsak?” Bu soru kelimelerin anlamının yittiği bir noktada bizi bırakır ve kitap kapanışını yapar. Dino Buzzati bize derin bir içedönüş imkanı ve yaşadıklarımızla hesaplaşma alanı açtığı Teğmen Dragonun öyküsünde günümüz dünyasında kendi hayatlarımız içinde yaşadığımız ikilemleri ve saplantıları ve beklentileri gözden geçirmeyi tavsiye ediyor adeta. Bu hesaplaşmayı yaptıktan sonra yazımın başındaki alıntıya dönecek olursak : Uçuruma bakmak ya kaderimiz değilse? Kitap hakkında detay ve farklı bir bakış açısı için : youtube.com/watch?v=m9HIvwO...
2025 Okuma Raporları
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
·
73 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.