Wendy Webb / Lanetli Kış
Wharton kasabasının karlar altındaki sessizliğine yeni bir başlangıç umuduyla gelen Tess, evinin duvarlarında uyuyan karanlıkla yavaş yavaş yüzleşiyor. Anlatım sakin ilerlese de, sinsi bir paranormal gerilim hikâye boyunca kendini hissettiriyor.
Soğuk bir kış günü Tess’in kapısında beliren Alaska kurdu, hikâyenin hem en sıcak hem de en huzursuz edici anlarından biriydi. Büyük ırk bir köpek sahibi olduğum için, hayvanların sezgileriyle ilgili sahneler beni normalden çok daha derinden etkiledi. Yazarın gerilimi hayvan davranışları üzerinden kurduğu anlarda nefesimi tuttuğumu fark ettim. Bu kısımlar benim için kitabın en özel tarafı hâline geldi. Köpeğin varlığının finalde boşuna olmadığını hissetmek, kitabın atmosferini zihnimde daha da büyüttü.
Paranormal öğeler abartıya kaçmadan ama sürekli hissedilerek kullanılmış. Ev, kasaba, anılar ve görünmeyen karanlığın birleştiği atmosfer kışın o ağır sessizliğiyle daha da etkileyici bir hâl almış. Bence hikâyenin en güçlü yanı, korkutmaya çalışmaktan çok okurun içine yavaş yavaş sızan bir gerilim yaratması.
Zaman zaman karşıma çıkan edit hataları akışımı biraz böldü. Daha özenli bir çalışmayla çok daha kusursuz olabilirmiş. Yine de atmosferin gücü bu küçük kusurları büyük ölçüde geride bırakıyor.
Kış ruhunu ve sakin ilerleyen ama sürekli alttan alta bir gerilim taşıyan paranormal hikâyeleri sevenler için oldukça keyifli bir okuma deneyimi.
Gerilimi yüksek tempoda mı yoksa sinsice ilerleyen bir atmosferde mi seviyorsunuz?