·92 syf.····Okunma: 23 Kasım 2025 14:12 Bugün Öğretmenler Günü. Yazıma da Öğretmenler Günü’nü kutlayarak başlamak istiyorum. En başta, bu kitabın yazarı olan ve lisede edebiyat öğretmenim olarak hayatımda çok özel bir yer edinen Faruk hocamın Öğretmenler Günü’nü kutluyorum. Bir dersi sevmemizin sebebi, bence, yalnızca konuya duyduğumuz ilgi değildir; o dersi bize sevdiren, merak uyandıran, kelimelerin kapısını aralayan öğretmendir. Lisede en sevdiğim ders neydi diye dönüp baktığımda, hiç tereddütsüz “edebiyat” derim. Çünkü edebiyat, bana sadece metinleri değil, dünyayı ve kendimi anlamayı da öğretti.
Toprağın Fısıltısı bir öykü kitabı. İçinde birbirinden güzel, birbirine değmeden ama aynı duygunun içinde buluşan 13 öykü yer alıyor. Kitabı genel olarak çok sevdim. Hatta bazı öyküler bittikten sonra kendimi bir süre durup düşünürken buldum; bazı cümlelerin içimde bıraktığı yankı uzun süre dağılmadı. Bazı öyküler ise o kadar tanıdık, o kadar “bizden” geldi ki, o anlarda sanki kitabın içinde bir karaktermişim, o satırların arasında yaşayan biriymişim gibi hissettim.
Bir kitabı okurken yazarın sesini duyabilmek bence çok önemli. Yazarın nefesinin, düşüncesinin, kaleminin ritminin satır aralarından hissedilmesi kitabı daha da değerli kılıyor. Toprağın Fısıltısında bu sesi başından sonuna kadar duyuyorsunuz. Her öyküde aynı samimiyet, aynı sıcaklık ve aynı içten hikâye anlatıcılığı var.
Normalde öykü okumayı çok tercih eden biri değilim; romanın uzun soluklu dünyasında kaybolmayı daha çok severim. Ama bu kitap bana öykülerin de insanı içine alan, kısa ama etkisi uzun yolculukları olduğunu yeniden hatırlattı. Bundan sonra öykü kitaplarına daha sık yöneleceğimi hissediyorum.
Son olarak…
Siz hep yazın hocam. Kaleminiz hiç susmasın. Biz de her yeni satırınızı aynı heyecanla, aynı sevgiyle okuyalım.