Aynı şehirdeyiz,
Aynı yerdeyiz belki
Ama aynı çizgide değiliz;
meridyenlerimiz farklı.
Paralel iki doğruyuz;
seninle doğru olunmaz aslında.
Tüm yanlış ihtimallerin birleştiği,
olmaması gereken her şeyin olduğu
bir masaldayız.
Ben prensessem
sen o hikayenin kurbağasısın.
Ben periysem
sen o hikayenin lamba cinisin.
Ben meleksem
sen kanat sesimden
rahatsız olan şeytansın.
Aynı kapıdan beraber geçemeyeceğiz,
aynı evin anahtarlarını
cebimizde taşıyamayacağız.
Ben hep yazacağım bizi,
sen hep düşüneceksin
mahvettiklerini,
harcadıklarını.
Gönlümde minareler yıkıp,
Kendi gönlünde camiler inşa ediyorsun.
Gönlümde selalar okunurken,
Gönlünde ezanlar okuyorsun.
Acımı yaşamama fırsat vermiyorsun,
Tuzu bastıkça basıyorsun yarama.
Alışırım sanıyorsun...
Sonra bir damla suyla geliveriyorsun;
İyileşeyim diye değil,
Umutlanayım diye.
Bana yalnızca bir damlayı reva görürken,
Başkasına bir çizik uğruna
Denizlerini feda ediyorsun.
Yaran yarama denk olamaz,
Gönlün o kadar geniş sevemez.
Birini severken bile,
Hep kendini daha çok sevecek nedenler arıyorsun.
Birini severken bile,
Onu nasıl yaralarım diye düşünüyorsun.