Kitap kısacık aslında, 40 sayfa falan olması lazım ama sorgulattığı şeyler hiç de o kadar kısa değildi. Okurken çok sinirlendim. Kapitalist sistemin kölesi olduğumuz şu günlerde, gerçeklerle yüzleşmek dokundu biraz. Arkamızdan kim kovalıyor bizi? Neyin bu koşturmacasındayız? Neden daha az uyuma, daha az dinlenme planları yapıyoruz? Bizi buna kim zorluyor? Bu düzenin arkasında kim var?
Haftanın altı günü, on iki saat köle gibi çalışıyoruz. Karşılığını kim alıyor? Bu sistem, zengini çok zengin; fakiri çok fakir kılmak üzerine kurulmuş. Harcadığımız paranın da kazandığımız paranın da bir değeri yok aslında. Sadece biz çok yoruluyoruz, hayata yetişemiyoruz.
Yazarı da tebrik etmek lazım; bu kadar az sayfada bu kadar çok şeyi sorgulattığı için.
Belki de bazen tembellik etmek değil, sadece gerçekten yaşamak istiyoruz.