·168 syf.····Okunma: 24 Kasım 2025 19:50 Bir kitabı bitirdikten sonra duygularımın durulması, düşüncelerimin yerine oturması için kendime zaman veririm. Postane Günlüklerini okuduğumda açıkçası ilk anda beğenmediğimi düşündüm ve bu minvalde bir inceleme yazmaya niyetlendim. Fakat metnin zihnimde geçirdiği olgunlaşma süreci tamamlandığında, her kitabın kendi içinde bir deneyim olduğuna karar verdim.
Bir yandan yeni bitirdiğim, Kahire Üçlemesi gibi dev bir eserle Ortadoğu kültürünü yaşıyor, sonra hop Norveç'in sakin, düzenli, günlük rutinlerinde kendilerine dert edinecek minik serüvenlerine dahil oluyorsunuz. Kahire sokaklarında ürkek ürkek dolaşan kadınları; Norveç'te kayak yapma rutininden sıkılan karakterlerle kıyaslıyorsunuz. Sonra dönüp kendinize bakıyorsunuz.
Aslında okunan kitaplar tam da böyle hissettirmeli diye düşünüyorum. Farklı bir bakış açısına kapı aralayabiliyorsa, insanı kendi iç dünyasına ya da başka coğrafyaların gerçekliklerine baktırabiliyorsa, o kitap okunmaya değerdir.
Kitabın konusunu, rutin bir iş ortamının içinde sıkışmış, ilişkilerinde ve kendisiyle kurduğu bağda sorunlar yaşayan Ellinor’un; iş yerindeki dayanışma, çatışmalar ve küçük ama etkili toplumsal gerilimler karşısında kendi değerlerini, yalnızlığını ve hayatın anlamını sorgulaması ile postane çalışanlarının mücadelesinin onun içsel dünyasında bir tür uyanışa dönüşmesi oluşturuyor.
İlgisini çeken herkese tavsiyedir.