Postane Günlükleri

Vigdis Hjorth
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 46 dk.
Sayfa Sayısı:
168
Basım Tarihi:
11 Aralık 2023
Yayınevi:
Siren Yayınları
ISBN:
9786057260147
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Türler:
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2023 134. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2023 00:00
‘Giyinmek, giydiklerini kendine yakıştıramamak. Dolabın içindekiler keşke başka şeyler olsaydı demek, şaşırmayı istemek, şaşırmamak ve yine de en güzel olan kıyafeti eskitmemek için giymeyi ertelemek. En güzelini daha iyi bir zamana saklamak. Başka bir sefere. En pahalı iç çamaşırlarım asla gelmeyecek bir gün için saklanıyor, gelmeyeceğini bildiğim bir gün için, hatta geleceğini hiç ummadığım bir gün için, yine de asla gelmeyecek olan bir geleceği, bildiğimiz dünyanın yok olacağı bir geleceği bekliyorum.’ . Bundan 3-4 ay önce, Ankara’da bir pasajdan pembe bir elbise aldım, öyle çok pahalı bir şey de değil. Genelde giydiğim şeylerden biraz farklı, belki biraz daha gösterişli.. O yüzden önemli bir günde giyerim dedim, o gün gelmedi hiç. Yıkayıp, ütülediğim gibi duruyor dolapta. Kimimiz de misafir tabakları/bardakları diye bir ayrım yapıyor örneğin. Güzeli kendimize dahi yakıştıramamak veya onu hep bir sebebe saklamak.. Beklenilen zamanın hiç gelmemesi, sebeplerin ise sonsuz bir döngüye dönüşmesi.. . Ellinor, yıllar önce yazdığı günlüğü bulmasıyla gündelik yaşamında gözden kaçırdığı şeylere daha dikkatli bakmaya başlar. İletişim uzmanlığına, sevgililiğine, iş partnerliğine, kız kardeşliğine.. Bir kırılma noktası olur sonra (çünkü hep olur. birini kaybedersiniz, bir yolculuğa çıkarsınız, bir yabancı belirir karşınızda, velhasıl farklı gözlerle bakmaya başladığınız sıradanlığınız, sıradanlık olmaktan çıkacaktır). Ellinor silkelenir, mektuplar gelir gider. Kırılma önce sessiz ve yavaştır.. . Norveçli yazar Vigdis Hjorth, değişimin karşısına duvarları, korkunun karşısına dalgalara kulaç atabilme cesaretini koyuyor Postane Günlükleri’nde. Ana konudan değil yan yollardan, araya sıkışıvermiş gibi duran cümlelerden etkilendim en çok. Ellinor’un tutukluğunu biliyorum çünkü, bence
Postane GünlükleriVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20231,041 okunma
4/10
·168 syf.··
2025 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2025 19:50
Bir kitabı bitirdikten sonra duygularımın durulması, düşüncelerimin yerine oturması için kendime zaman veririm. Postane Günlüklerini okuduğumda açıkçası ilk anda beğenmediğimi düşündüm ve bu minvalde bir inceleme yazmaya niyetlendim. Fakat metnin zihnimde geçirdiği olgunlaşma süreci tamamlandığında, her kitabın kendi içinde bir deneyim olduğuna karar verdim. Bir yandan yeni bitirdiğim, Kahire Üçlemesi gibi dev bir eserle Ortadoğu kültürünü yaşıyor, sonra hop Norveç'in sakin, düzenli, günlük rutinlerinde kendilerine dert edinecek minik serüvenlerine dahil oluyorsunuz. Kahire sokaklarında ürkek ürkek dolaşan kadınları; Norveç'te kayak yapma rutininden sıkılan karakterlerle kıyaslıyorsunuz. Sonra dönüp kendinize bakıyorsunuz. Aslında okunan kitaplar tam da böyle hissettirmeli diye düşünüyorum. Farklı bir bakış açısına kapı aralayabiliyorsa, insanı kendi iç dünyasına ya da başka coğrafyaların gerçekliklerine baktırabiliyorsa, o kitap okunmaya değerdir. Kitabın konusunu, rutin bir iş ortamının içinde sıkışmış, ilişkilerinde ve kendisiyle kurduğu bağda sorunlar yaşayan Ellinor’un; iş yerindeki dayanışma, çatışmalar ve küçük ama etkili toplumsal gerilimler karşısında kendi değerlerini, yalnızlığını ve hayatın anlamını sorgulaması ile postane çalışanlarının mücadelesinin onun içsel dünyasında bir tür uyanışa dönüşmesi oluşturuyor. İlgisini çeken herkese tavsiyedir.
Postane GünlükleriVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20231,041 okunma
7/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2024 110. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2024 08:25
POSTANE GÜNLÜKLERİ-VIGDIS HJORTH,167 sayfa 🫎 Norveç edebiyatının güçlü kalemlerinden olan Vigdis Hjorth’un “Miras” romanından sonra okuduğum ikinci kitabı.Her ne kadar Miras kadar sürükleyici olmasa da yazar günümüz insanının bulunduğu ortama yalnızlaşmasını ve yabancılaşmasını çok güzel yansıtmış kitaba.Norveç kültürünü yansıtan kitapta masa başında ömrünü tüketen,yaşamları rutine dönüşen,düş kırıklıkları ve hayat kaygısı taşıyan insanların,daha doğrusu iletişim uzmanı eski gazeteci Ellinor’un hayatını okuyoruz. Ellinor hayattan elini ayağını çekmiş,günlük tekrarlarından başka yaşamdan fazla beklentisi kalmamış bir kadın.Daha doğrusu yaşam enerjisini kaybetmiş bir kadın.Kendi kelimelerine,ailesine,sevgilisine,yaşadığı dünyaya bile yabancı kalmış.Herkes onu severken görünürde mutsuz olmak için bir sebebi yok ama o hissettiği duygunun mutsuzluk olduğunun bile farkında değil.Peki bu dünyayı yıkmak,daha mutlu bir dünya yapmak mümkün mü? Her şey indüksiyonlu yeni ocağında kullanılmayan bazı tencerelerini bodruma kaldırırken 2000 yılından kalma günlüğünü bulmasıyla başlar.O dönemde yazdıklarını okuduğunda büyük bir şaşkınlık yaşar ve bir zaman kendisine gelemez.Bunun üstüne birde iş ortağı Dag’in işten ayrılışı ve bir kaç gün sonra diğer ortağı Rolf’un Dag’in intihar ettiğini bildirmesiyle işler çığrından çıkar. Bu karmaşanın üstüne bir de Posta İşçileri Sendikasının,AB tarafından dayatılan posta reformuna karşı yürütecekleri kampanyayı üstlenirler ve sonra olaylar gelişmeye başlar.Ezberledikleri ,bilindik yöntemlerle bir iletişim kampanyası başlatırlar ama kampanya ilerledikçe ne kadar çok şey bilmediklerini keşfederler. Gerçek insanların gerçek hayatlarını dinledikçe özellikle Ellinor ,kendine gelmeye,kendi hayatını da değiştirebileceğine inanır.Büyük bir
Postane GünlükleriVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20231,041 okunma
3/10
·168 syf.··
2024 6. kitabı
Sadece kötü. Yerlere göklere sığdırılamayan ve okuyanların ayılıp bayıldığı bir kitap olan Postane Günlükleri, sıradan bir romanın bile ulaşabildiği bir seviyeye yaklaşamıyor bile. Monoton ve sıradanlığı bunca iyi işleyen yazarlar varken bu kitaba şans vermeyi hiç istemezdim. Ne okuduğunuzu anlamlandıramadığınız ne amaçla yazıldığı asla anlaşılmayan watpadd cinselliğinden farksız bir kurgu. Dinlenme ve Rahatlama Yılım geçen sene okuduğum ve ortalama bulduğum bir kitaptı. Karakterin buhranını iyi ele alan bir kurgusu vardı. Hafif muzip tarafıyla oldukça eğlendirmişti beni. Postane Günlükleri’ni okurken benzer hislerle karşılaşacağımı düşünmüştüm, tamamen hayal kırıklığı. Denenmiş ama olmamış. Kitabın elle tutulur bir yanını ben bulamadım. Cihan Karabulut ile beraber okuduk hatta ben okumaya bile katlanamadım. O da benimle aynı fikirde. Malina, Niteliksiz Adam, Kayıp Zamanın İzinde gibi kitapları okuyan ve seven çoğu okura bu kitap tamamen zaman kaybı gibi gelecektir. Anlaşılamayan ilişkiler, sıradan bir PTT çalışanı ve onun anlatılamayan dümdüz hayatı. Okumayın.
Roman
Postane GünlükleriVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20231,041 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
Beğendi
·
2025 65. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 31 Temmuz 2025 22:21
Vigdis Hjorth’un Miras’ı öyle sarsıcı ve güçlü bir romandı ki, ondan sonra beklenti ister istemez yüksek oluyor. Miras’ta daha ilk sayfalarda kendini hissettiren net bir gerilim, bastırılmış bir içsel hesaplaşma vardı; beni hemen içine çekmişti. Postane Günlükleri çok daha parçalı ve dağınık bir metin. Uzun süre anlatıcının kısa gözlemler ve düşünce kırıntılarıyla örülü deli döngüsüne ısınamadım. Ama kitabın ikinci yarısında bir şeyler değişti; parçaların anlamı büyüdü ve ben bu bütünü çok sevdim. Anlatıcı, 2000 yılında tuttuğu günlüklerini okuyor ve hayatının ne kadar da boş ve anlamsız göründüğünü fark ediyor. Olur a, boşuna yaşamışım, yaşıyorum hissi, çıkar gelir hani. Kendine yabancılaşmış, başkalarıyla bağ kurmakta zorlanan, günlerini kopukluk duygusuyla tüketen birine dönüşmüşsündür. Seni hayatının kıyısından döndürecek zorlayıcı bir şeye ihtiyacın vardır. Ellinor için bu, iş ortağı Dag’ın çekip gitmesiyle başlıyor. Posta İşçileri Sendikası’nın, AB dayatmasıyla gündeme gelen posta direktiflerine karşı yürüttüğü kampanyanın yükünü omuzlamak zorunda kalıyor ve dağılmış parçalarını toplamaya başlıyor. “Kendimle bile konuşamazken başkalarını nasıl anlayabilirim ki?” diye soruyor; ardından, “Peki ya kendime giden yol başkalarından geçiyorsa?” diyerek başka bir kapıyı aralıyor. Bodrumda sıkışıp kalmış insanlarla yan yana durmanın, üst katlara çıkmanın tek yolu olduğunu görüyor. Ne kadar da kırık dökük başlıyor kitap, ve ne kadar kendinden emin bitiyor. Kendi bireysel çukurumuzda çırpınıp dururken göremediğimiz o ışığı, duyamadığımız o lisanı fark ettiriyor. O çukurun aslında toplumsal çamurun içinde gömülü olduğunu, hepimizin bir bağlamın parçası olduğunu, yalnızlığın da bir kolektif hikâye taşıdığını hatırlatıyor. Bence Hjorth’un bireysel hafıza ve ailevi
Edebiyat
Postane GünlükleriVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20231,041 okunma
Kendi bodrumuna tıkılıp kalmış o kadar çok insan var ki...
8/10
·168 syf.·
2024 7. kitabı
~~~2000'li yıllardan kalma günlüğümü bulduğum gün başlamıştı her şey. Ya da Dag'ın gittiği gün. O bizi hiç olmayacak şekilde bırakıp gittiğinde, bana olmayacak bir iş yapıp çekip gitmenin mümkün olduğunu göstermişti, ben de olmayacak işlere kalkmak, çekip gitmek istediğimi anlamıştım. Yoksa Dag'ın öldüğü gün müydü? Hiç olmayacak, dönüşü olmayan bir şey yapmış kendini öldürmüştü. Normal bir gün. Her zamanki gibi kalkmıştım oysa, kahve yapmış, bilgisayarın başına geçmiş, ByggBo'n yeni sayısını hazırlamaya başlamıştım. Sonra Rolf aramış, ofise gelmemi söylemişti, sonra Dag çekip gitmişti, sonra Dag ölmüştü, bir anlamda ben de ölüydüm ama yaşayan bir ölü ve canlı kalmak için bir şeyler yapmalıydım~~~ Tüm sorgulamalar; günlük ve Dag'ın ölmesiyle başlar... Herşey aynı aslında, aynı düşüncelerde mi olurduk, yoksa fikirlerimiz davranışlarımız değişir miydi... Yaşanan olaylar, tüm düşünce akışı, ifade ettiklerimiz, etmeye çalıştıklarımız ya da etmediklerimiz... Varoluşumuz adına hep aynı yerde miyiz yoksa bir adım ilerleyebilecek cesareti bulabilir miyiz... Varoluşun tesadüflerine, doğanın kaprislerine, kontrol edemediğimiz biyolojinin insafına kaldığımız hayatta, umutsuzluğumuzu reddedeceğiz, çarpan kalbimizi görmezden geleceğiz, aklımızın asla almayacağı pek çok şey olduğunu kabul etmek yerine, akla yatmayanla yaşayıp önemli şeylerin belki de sadece sezinlenebilir olduğu fikrini kabul etmek yerine kendimizle anlaşmazlığa düşecek, kavgaya tutuşacağız ve beynimize kalplerimizi aydınlatmasını, ortadan kalkmayacak çelişkilerle birlikte yaşamayı mümkün kılmasını öğreteceğiz, canlıyken utançla ve felç içinde değil, tutku ve minnetle yaşamayı deneyeceğiz. Yine de insan birdenbire öyle içinden geldiğince davranamıyor. Kolay bir hayat peşindeysen, yapman gereken tek şey kendini
Külliyat Okumalarım
Postane GünlükleriVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20231,041 okunma
3/10
·168 syf.··
2024 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2024 07:59
Yani muhtemelen ömrümde okuduğum en kötü, en içi boş, çok şey anlatmaya çalışan ama hiçbir şey anlatmayan kitabı oldu Postane Günlükleri. Alyssa ile birlikte okuduk ama ikimiz de beğenemedik. Arka kapak yazısını okuyunca Dostoyevski, Sartre veya Camus havası bekliyorsunuz ama hiçbirinin yanından bile geçememiş kitap. Kitapta öyle bir bölüm var ki Wattpad kitaplarından hallice. Bu kitabı hiç kimseye tavsiye etmiyorum, almayın, uzak durun!
Postane GünlükleriVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20231,041 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
Beğendi
·
2023 289. kitabı
Postane Günlükleri / Vigdis Hjorth Çeviren : Dilek Başak Ah nasıl güzel bir kitaptı ama! Miras kitabıyla tanınan Norveçli yazarın dilimize kazandırılan ikinci kitabı #postanegünlükleri. Anlatıcı Ellinor’la birlikte dostluk aile, siyaset, sendikacılık, işçi direnişi, öğretmenin sihri ve dış dünyayı içselleştirebilme çabasında yazının gücü gibi kanatlandığım birçok tema ile hayatın anlam arayışının izini sürüyoruz. Ellinor belki iş yaşamından belki yolunda gibi görünen ilişkisinin tekdüzeliğinden bir boşlukta kaybolmuş gibi hisseder kendini. Kız kardeşi ve annesiyle ilişkilerinde de bir sorun yoktur ama Ellinor’un yaşam heyecanı sönmüştur işte. Ta ki İki arkadaşıyla beraber kurdukları şirketlerinden, onlardan birinin, Dag’ın, ayrılışına kadar, öyle ki her anlamdaki bir ayrılıktan bahsediyoruz burda. Dag’ın gidişiyle onun işlerini de üstlenen Ellinor birden, Posta İşçileri Sendikası’nın AB’nin dayattığı posta direktiflerine karşı yürütülecek bir kampanyanın içinde bulur kendini. Ve işte o noktadan sonra kurgunun içine gerçek öyle bir nüfuz eder ki bu konu Norveç’te yakın dönemde de Brexit ile yeniden gündem olur. İktidarın, sendika başkanlarının, medyanın kirli yüzlerini, bize de çok yakından gelen bir pencereden görüyoruz. Algı operasyonları ve manipülasyonlarla halkın dikkatinin, nasıl gizlenmek istenen gerçeklerden farklı yönlere kaydırıldığını okuyoruz. Güçlü muhalefet ve hakkının peşinde olan işçinin önünde hiçbir kuvvetin duramayacağını bir kez daha görüyoruz. Ve kitabın finalinde ayrılışıyla şaşırtıp üzen Dag’ın belki de ayrılık gerekçesini anlıyoruz. Yine çoğu farkına varışta olduğu gibi bir parça da ağlayabiliriz peki. Ahh şahaneydi, bu yıl okuduğum en iyi kitaplardan biriydi ki birkaç sayfa okuduktan sonra hemen Miras’ı da sipariş verdim. Israrlı bir
Postane GünlükleriVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20231,041 okunma
Ben yazayım da nasılsa okunur kitabı
6/10
·168 syf.··
2026 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 00:00
Pek çok okur gibi Miras kitabını ayıla bayıla okuyup, ardından Annem Öldü mü ile güzel ama bir Miras değil dediğim Norveçli yazardan okuduğum 3.kitap. Hikaye kullanmadığı eşyaları bodruma kaldırırken - bizde olsa eskiciye ya da ihtiyaç sahibine verilirdi - eski günlüğünü bulan orta yaş krizli bir kadın karakter ile başlıyor. Yine bizde olsa o günlük çoktan başkaları tarafından okunmuş mangalda çıra besleyici olmuştu. Kadın günlüğü okuyor o zamanki kendinden ne kadar farklı olduğunu fark ediyor, bir de tabi aynı zamanlarda intihar eden bir iş arkadaşı da var o da tuz biberi oluyor bu farkındalığın. Sonrasında işte rahat batan İskandinav ülkesi vatandaşı sorunsalları; varoluşsal sancılar, ben neden mutsuzum, ben neden normal insanlar gibi değilim, "hakiki" ne demek ... Kendisini ve etrafındaki insanlarla ilişkisini sorgulamaya başlıyor, kız kardeşi ile uyumlanamıyor, sevgilisine sevgisini gösteremiyor ben neden böyleyim neden neden neden!! youtube.com/shorts/rk-RgIIc... . Teselli olacaksa bu kitapta anasına babasına daha az sallamış :) Yazarın genel olarak bir "anne problemi" olduğunu da düşünüyorum bu kitapta da annesi ile ilişkisinde sorunlar vardı. Annem Öldü mü ile benzeşen yerler vardı, annesi kız kardeşi ile daha iyi anlaşıyor bizimki yine kendisini yetersiz, az sevilen hissediyor ama annesi pek farkında değil tarzda örüntüler vardı. Sonuç olarak wattpat kitaplarından hallice söylemine katılmasam da okura geçmiyor duygular, ne anlatmak istediğini tam oturtamamış gibi sıkıcı bir hikayenin arasına serpilmiş güzel cümleler kitabı. Norveç politikaları, sendikalar vb buralarda zaten aşırı uzadı konu, bilgimin de olmadığı bir alan olduğu için iyice sıkıcı bir hal aldı. Bence okumasanız da olur ama siz bilirsiniz. :)
Norveç Edebiyatı
Postane GünlükleriVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20231,041 okunma
Varoluş Günlükleri
8/10
·168 syf.·
2025 1. kitabı
Kitabı çok beğendim.Uzak ve soğuk bir yerde hayatın anlamıyla uğraşan sıradan bir insanın samimi notları. Yahu kardeşim sizin derdiniz nedir, rahat batıyor mu size? Yaşamdan zevk almıyorum da ne demek? Aklınızdan zorunuz mu var arkadaş, yediğiniz önünüzde yemediğimiz arkanızda? Neden mutsuzum? Diye bir soru insanların bütün hayatını alt üst ediyor ve sırf bu sorunun cevabı yüzünden insanlar yıllarca süren bir suskunluğa giriyorlar. Güldüm kendi kendime? Çok gelişmiş olduğu için binlerce insanın göç etmeyi istediği bir ülkede insanlar hayatlarının anlamını bulamadıkları için bunalıma giriyorlar. Biz de onları çok mutlu sanıyoruz Çok gelişmiş ülkelerde insanlar hayatın anlamını daha fazla sorguluyor.Çünkü geçim zorluğu diye bir dertleri yok. Dünya üzerinde ölüm denilen gerçeklik olduğu sürece en gelişmiş ülkede bile olsanız hayat anlamsız görünüyor.Her canlının sınırlı bir süre kalacağı bir dünyada hayatı anlamlı kılan şey nedir? İşte en gelişmiş ülkede yaşayan bir insanın aciz kaldığı bir soru hepimizin ortak sorusu olduğu için bu kitap anlamlı geldi bana. Neden yaşıyorum ve Hayatın anlamı ne daha doğrusu kendi hayatımın anlamı ne? Allah dünyayı ve içinde beni yaratmakla ne anlatmak istedi? İşte bütün mesele bu..
Felsefe-Düşünce Psikoloji
Postane GünlükleriVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20231,041 okunma

Yazar Hakkında

Vigdis HjorthYazar · 2 kitap
Vigdis Hjorth, 1959 yılında Oslo’da doğdu. Felsefe, edebiyat ve siyaset bilimi öğrenimi gördü. 1983’te kaleme aldığı ilk çocuk romanıyla Norveç Kültür Bakanlığı İlk Roman Ödülü’nü aldı. Ahlaki meselelere gençlerin perspektifinden bakabilen çocuk ve gençlik kitaplarıyla övgü topladı, romanları sinemaya uyarlandı. 1986’da genç bir kadının cinselliğini keşfedişini konu alan Gjennom skogen romanıyla yetişkin edebiyatına adım attı. İnsan olmaya dair varoluşsal sorunları, toplumsal adaletsizlikleri, cinsiyet rollerini, sınıf farkını ve bireysel mücadeleleri psikolojik ve felsefi bir derinlikle ele aldığı, toplumsal tabuları cesaretle sorguladığı otuzu aşkın romanıyla Cappelen, Aschehoug, Dobloug ve Gyldendal Edebiyat Ödülü gibi pek çok prestijli ödüle layık görüldü. Eserleri otuzu aşkın dilde okunan ve Dag Solstad, Thomas Bernhard, Tove Ditlevsen gibi yazarlardan ilhamla yazdığını belirten Vigdis Hjorth, bugün çağdaş Norveç edebiyatının en özgün ve en önemli isimlerinden biridir. Türkçedeki ilk romanı Miras (Siren, 2021) hem Norveç’te hem de uluslararası edebiyat dünyasında büyük yankı uyandırmıştır. Amerikan Ulusal Kitap Ödülü ve İskandinav Kurulu Edebiyat Ödülü’ne aday gösterilen bu roman, Norveç Edebiyat Eleştirmenleri Ödülü, Norveç Kitabevleri Ödülü gibi pek çok ödüle değer bulunmuş, New Yorker’ın Yılın Kitapları (2020) seçkisinde yer almıştır. Norveç Edebiyat Eleştirmenleri Ödülü’ne layık görülen Postane Günlükleri (Siren, 2023) romanı, neoliberal dünyada varlık kaygısının, çalışma yaşamının ve anlam arayışının insan ruhunda açtığı yaraları ele alır. Annem Öldü mü, Hjorth’un aile içi fay hatlarını irdelediği ve anne-kız ilişkisinin derinlerine eğildiği ses getirmiş bir romandır. Yıllar sonra doğup büyüdüğü şehre geri dönen bir sanatçıyı ve onun anne açmazını bireysel ve içsel bir sorgulama perspektifi dahilinde ele alan bu roman, giderek yükselen gerilimi ve ustaca örülmüş anlatısıyla büyüme travmalarının yetişkinliğe aktarımına odaklanır. Toplumun en küçük birimi olan ailenin büyük çıkmazlarını ve kutsal addedilen karanlıklarını sarsıcı bir biçimde konu eden Hjorth, bu romanın İngilizce edisyonuyla Uluslararası Booker Ödülü adayları arasında da yer almış ve tüm dünyada beğeni toplamıştır.