Bayılmadım Hikayeye girmekte epey zorlandım, zaman zaman yükselişe geçtiği hissine kapılsam da maalesef aynı tonda devam etti ! Sevmememin bir nedeni de körlük fikrinin beni korkutması olabilir .Üstelik burada anne kızın ıssız , yapayalnız dünyası söz konusu ( Alakasız ama Karanlıkta Diyalog sergisini gezerken de zorlanmıştım)İçim sıkıldı , bitkilerin yoğun kokusu da adeta boğdu beni .Belki de kitabın başarısı duyularımı bu kadar harekete geçirmesindedir .
.
Eğer bunaldığım için kaçırmadıysam anlatıcı olan 22 yaşındaki kızın bir ismi yok , 5 yaşındayken geçirdiği bir trafik kazası sonucu görme yetisini terk eder; babası da onları bırakıp gidince anneanneden kalma , Tahran’daki eve taşınırlar.Anne bitkilerden yaptığı ilaçları satarken bir yandan da kıza kitaplar okur. Evde büyük denebilecek bir kitaplık vardır.Borges , Dostoyevski, Kafka, İbn-i Sina , Flaubert sıkça zikredilen yazarlar.
.
Dış dünyayla sadece radyoyla kurulan bağ bile annenin tepkisini çeker. İlaçlar için malzeme getiren Seyyid ve Hale Azam dışında karakter yok. Çok yalnız çok boğucu!
.
Kitabın sonu ise takdire şayan , aklını kacirdigini düşündüm. zaten kitap boyunca gerçek ile düş iç içe giriyor.Kör Baykuş ve Amak-ı Hayal gibi bazı kitapları anımsattı. Hakkını yemeyeyim çok etkileyici cümleler de vardı.
.
Bu arada bir belgesel yapımcısı olan yazarı gerçek bir kişiden ilhamla yazmış bu kitabı. belgesel çalışmaları sırasında gözleri görmeyen bir kızla tanışması ona bu kitabı yazma fikri verdi diyor kitabın en arkasında.
.
Farklı bir kitaptı çok sevenleri olacaktır. Ama benim beklentimin biraz altında kaldı.