8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
Bu kitaba inceleme yazmak konusunda emin değildim sonuçta filmden kitaba uyarlanmış bir eser. Bu nedenle edebi açıdan vb. bakabileceğimiz çok bir yanı olduğunu düşünmüyorum. Olaylar, karakterler gibi kısımlara odaklanmamız daha doğru olur. İzninizle biraz da filmle karşılaştırarak yorumumu yazmak isterim. Bu kitabın filmini ilk kez liseye geçeceğim yaz tatilinde muhtemelen pinterestte görmüştüm, şuan her ne kadar yapmamaya çalışsam da o zamanlarki alışkanlığımdı bir filmi izlemeden önce kitabı var mı diye bakmak. Kitaplarının her zaman filmlerinden daha iyi olduğu algısı vardır bende ve filmi izlerken her ne kadar huzurumu kaçırsa da kitabıyla karşılaştırmayı severim. Bu nedenle filmin kitabı olduğunu görünce filmi izlemedim, kitabın pdfini buldum ve bir ara okurum diyerek erteledim. Aradan yıllar geçti sürekli erteledim okumayı, lisenin 2. yılı okulun düzenlediği bilgi yarışmasında 'Carpe Diem' repliğiyle bu filmle ilgili soru vardı. O dönem yakınlaştığım bir arkadaşımdan bu sayede öğrendim ki onun en sevdiği film bu filmdi. Ölü Ozanlar Derneği. Sürekli bana bu filmden zevkle bahseder, sürekli izlemem gerektiğini söylerdi ben de biraz baştan savarak kitabı okumadan filmini izlemeyeceğimi söylerdim. Böyle böyle uzun bir yıl, bir buçuk yıl geçti. Ve arkadaşım yaklaşık bir ay falan önce elinde kitapla geldi... Filmi artık izlemem için bana gidip kitabını satın almış, bu benim için o kadar değerli ve anlamlı bir şeydi ki cidden sevindim ve mutlu oldum. Her ne kadar kitabın filmden uyarlandığını da çok sonra öğrensem de en sonunda kitabı okudum ve filmi izledim. Neil. Aileler bizim adımıza verdikleri kararların bizim hayatımız için hep en iyisi olduğunu düşünürler genelde, evet bazıları belki haklıdır fakat Neil'in ailesinin haklı olduğu bir nokta yoktu. Neil en sonunda kendi yolunu bulabildi derken yine önlerine çıktılar ve sonunda ne olduğunu gördük. Tiyatro, oyunculuk bunlar Neil için cidden belki filmde hissettirilenden daha fazlasıydı robot gibi başkasının emirlerine göre yaşayan bir çocuk kendi ideallerini kendi mutlu olacağı yolu bulmuştu en sonunda. Ne olurdu oyuncu olsaydı? Ne olurdu evinize doktorun getireceği maaştan daha az para girseydi? Aileler çocuklarının sözde 'en iyi versiyonları'nı oluşturmaya çalışırken, sözde mantıklı davranmaya çalışırken onların mutluluğunu pek düşünmüyorlar. Yani genelde öyle. Oysaki bir ebevynin en büyük sorumluluğu çocuğun onun kafasındaki en iyi versiyonu olmasını sağlamak değil mutluluğunu sağlamaktır. Neil ve çocuklar sonunda kutunun dışına çıkmayı öğrenip kendi fikirlerini oluşturmaya yardımcı olduğu için ya da sadece onlara kendi iradeleri ve kendi HAYATLARI olduğunu hatırlattığı için Bay Keating'i suçlayamazsınız. Keating sadece konuştu, onlara baskı altında kalan çocukların o toplumda nasıl düşünebileceğini öğretti. Onlar düşünmüyorlardı ki önceden, kendi düşünceleri yoktu, ailelerinin ve toplumun düşüncelerini kendi düşünceleri zannediyorlardı. Kitapta açıkçası neredeyse hiç betimleme olmamasına rağmen Neil'in başından beri doktor olmayı istemediği belliydi, ne istediğini tam olarak bilmiyordu başta ama kesinlikle doktor olmak istemiyordu. Filmde oyuncu, acısını gülümsemesiyle saklayan Neil'i çok iyi oynadığından olsa gerek Neil'in sanki düşünceleri Keating'in onların öğretmeni olmasından sonra değişmiş gibi gözüküyor gibi geldi bana. Fakat Neil'in düşünceleri değişmedi çünkü ortada değişebilecek bir düşünce yoktu yalnızca kafa karışıklığı ve hafif karamsarlık vardı. Bay Keating'in uygulamaları her öğrencide etkisini gösterdiği gibi Neil'de de bu kafa karışıklığını yok etmesinde etki gösterdi sadece. Kitabın sonunda tüm ebeveynler sanki Keating, Neil'e git tiyatrocu ol demiş gibi muamele yaptılar çıldırdım. Hayır, kardeşim sorumluluktan kaçıyorsunuz, hayır kabullenmek istemiyorsunuz ama bunu SİZ yaptınız. Onlara karşı o kadar öfke doluyum ki. Babasının Neil'in performansını izledikten sonra kararının değişebileceğini düşünmüştüm. Yeteneğini görmedin mi hâlâ neyi diretiyorsun neden bu kadar katısın bari ne bileyim tiyatroya çok az devam etmesine izin verseydin. Direkt çocuğu askeri okula yollamaya karar vermek ne demek ya! Hayatını çaldın, en büyük tutkusunu aldın ve bak ne oldu. Filmde demişti ya Bay Keating, "İnsan çok yorgun olmaz, tükenmiş olur." Neil demek ki cidden tükenmişti. Çünkü ailesine kendi yeteneğini kanıtlasa bile asla onların sınırlarından çıkamayacağını hissetti. Ya da bu ona bir ömür gibi gelecek olan o malum '10 yıl' sonra olacaktı. Kitapta, filmde olmayan bazı yerler daha vardı belirtmeden geçemeyeceğim. Filmin ilk yarısında giriş kısmını biraz atlamışlar gibi geldi, kitapta her karakteri görüyor ve odaklanıyorduk hatta bir noktaya kadar Neil'in ana karakter olduğundan emin bile değildim ama filmde sadece belli başlı karakterlere odaklanmışlar gibi geldi. Belki öyle olmalıydı ama bilmiyorum hepsine değinilmesi hoşuma gitmişti kitapta. Değişiklik zaten yok ama eksik gibi geldi. Ayrıca -ki bence en önemlisi- Bay Keating ile mağarada karşılaştıkları sahne filmde yoktu! Kitaba böyle bir şey yapmaları bence güzel olmuş ama bunu keşke film için de düşünseydiniz. Yine mağaraya kızların geldiği kısımlarda da biraz farklılıklar ve ek kısımlar vardı kitap için. Charlie. Bu çocuk gerçekten sadece 'komik arkadaş' değil. Özellikle son sahnelerde onun delikanlılığı için onu tebrik etmek istedim. Ve yine belirtmek isterim kitapta o kadar 'sapık' bir karakter değil karakterin kişiliğindeki derinlik daha fazla hissediliyor bence. Ama filmde de güzeldi. Todd. Nasıl bir karaktersin sen. Kitap boyunca cidden elimizde büyüdü, gelişti. Bu içekapanık çocuk bile kendisini ifade etmeyi öğrendi. Ayrıca, filmde net belli olmuyor ama Todd onlara imza kısmında cidden karşı çıktı arkadaşlar. Israrla Bay Keating'e ne olacağını sordu filmde her ne kadar sadece okuldan ayrılıyormuş gibi olsa da sanırım adamı direkt öğretmenlik görevini bırakmasını sağladılar ya da buna çalıştılar. Ve Todd o kağıdı imzalamadı. İmzalamayacağım diye art arda ısrarla bağırdı, bunları okurken o kadar gururlandım ki belki ben de onlardan olsaydım atılmamak için imzalardım ama başta böylesine korkak olan bir çocuğun filmin sonunda bu kadar karakterinde gelişim olması bence o kadar gurur verici ki. Ve kitapta var mıydı hatırlamıyorum ama filmde kusması dursun diye ağzına kar tıkmaya çalıştıkları kısım... öldüm bittim ya. Ve Todd'un son sahnede sıraya çıktığı sonra da nereydese herkesin çıkıp Bay Keating'e veda ettiği kısım cidden ağlattı beni. O captain, my captain!! Cameron. Seni en son kısma kadar anlayabildiğimi düşünmüştüm. Mantıklı olanı düşünüp arkadaşlarını da buna yönlendirmeye çalışmanı anlıyorum ama senin daha fazla Bay Keating dersine ihtiyacın var be oğlum. Kuralları yık demiyoruz sana ama suç Keating'in değildi biraz bakış açını genişlet. Bilmiyorum belki Neil ile diğerlerine kıyasla daha az bir bağ beslemiş olduğun için de olabilir ama bilmiyorum ya. Knox. Umutsuz romantik. Kitapta Chris ile olan ilk etkileşimleri/tanışmaları da vardı bu arada. Keşke bu da filmde olsaydı diyor insan ama sanırım süre düşünüldüğünde belki olmaması daha uygun oldu. Tatlı hafif salak bir karaktersin ama sevdik seni de ya, yine de Chris daha çok üzer gibi geldi seni Hepinizin birbiriyle olan arkadaşlığını izlemek çok keyifliydi. "Biz hoş olduğu için şiir okuyup yazmıyoruz. İnsan ırkının birer ferdi olduğumuz için şiir okuyup, yazıyoruz. Çünkü insan ırkının içinde coşkular vardır. Tıp, hukuk, ticaret, mühendislik yaşamak için gerekli olan asil mesleklerdir. Ancak şiir, güzellik, aşk, sevgi biz bunlar için hayattayız." Şiirler yazmak ya da direkt bir şeyler yazmak okumak benim de tutkularımdan biri. O yüzden bu alıntıyı okurken cidden şuan ilerlemeye çalıştığım yolu düşündüm, eh Türkiye'de biz de tutkularımızdan vazgeçmeliyiz sanırım. Gerçi tr olmasa da başka yerlerde de geçmek zorundayız sanırım genelde. Herkesi tek tip bir insan tipine büründürmeye çalışıyorlar. Bunun farkında olup yine o tiplerden olmak için çalışmak o kadar yutkundurucu ki. Ve Carpe Diem sözü. Anı yaşamak, günü kavramak... Bu ifadeler benden o kadar uzak ki. Anı yaşadığımı düşündüğüm her anda aslında geçmişi ya da geleceği düşünür halde bulurum kendimi. Bu durumdan şikayetçi miyim değil miyim ben bile bilmiyorum. Belki bu hiç değişmeyecek fakat, "Vakit varken tomurcukları topla. Zaman hala uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bu çiçek yarın ölüyor olabilir." Bu alıntı durup kendimi sorgulamama neden oldu bu özelliğim için. "Çocuklar, hepimizin içinde büyük bir kabul görme ihtiyacı vardır ama özgün ve farklı olan şeylerinize de güvenmek zorundasınız; tuhaf ya da rağbet görmeyen şeyler olsalar da." Ve son olarak Bay Keating... O captain, my captain!! İnanılmaz bir öğretmensin. Ama yöntemlerin bu ezber ve tekdüze insan topluluğu için fazlaydı. Özgür düşüncelerimiz olmalı ama hayallerimizin peşinden koşsak bile sonuna kadar mı koşmalıyız emin değilim. Ya da bunlar ne tür hayaller olmalı? Bizim oluşturmadığımız hayaller gerçekten bizim hayallerimiz mi? Keşke gerçek olsaydın ve hayatımda bir kere seninle konuşabilseydim.
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Nokta Yayınları · 200633,1bin okunma
·
175 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.