Bahçeden gül derdim akşamın serininde,
Yolladım gizli gizli sevdamın en güzeline.
Aldı çiçeği eline, şaştı kaldı “Bu kim?” diye—
Dedim, kokusu aşkı söyler… duyarsın sen.
Cennet huriler varsın önüme serilsin,
Yâr senden başkasına gözüm kör sağırım.
Kızılcık şerbetini mey-i şarap diye içerim;
Bu aşk tabuttan kafeslere sığar mı artık?
Dedim: “Söz yetmez yârim, sevdanın dili sensin.”
Her mevsim yüzünde tatlı gülüşler eksilmesin.
Bil ki sana geride boş satırlar bıraktım,
Gönül aşkı senle hasbihal etsin diye.
Eyyy dostlar, çiçeğe çiçek verilmezmiş!
Deli gönlün sevdası yardan saklanır mı hiç?
Nazlı maral yârim, aşkın muradına varalım—
Her satırında sen varsın, kalbimin çiçeği…
Sorma artık: “Kim gönderdi bu çiçeği?”
Dedim: “Baksana, kokusu fısıldar gerçeği.”
Ben zaten sana yazdım her muradımın aşk sözünü:
Çiçeğime çiçek verdim, görünce soldu tüm çiçekler.
Heeey dostlar, çiçeğe çiçek verilir mi hiç!
Seven yürek ferman padişah dinler mi hiç?!
Heeey dostlar, çiçeğe çiçek verilir mi hiç!
Seven yürek ferman padişah dinler mi hiç?!
“Yârim, senin kokun
yapma çiçek bahçelerinden değil…
Doğandaki gülüşündendir.
Seni sevmek baharlar değil…
Kalbime yazılmış kaderdir.”
Heeey dostlar, çiçeğe çiçek verilir mi hiç!
Seven yürek ferman padişah dinler mi hiç?!
Heeey dostlar, çiçeğe çiçek verilir mi hiç!
Seven yürek ferman padişah dinler mi hiç?!