·248 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Kasım 2025 17:04 Şermin Yaşar'ı çocuklarının bebeklik döneminden beri takip ediyorum. Oyuncuanne hesabıyla faydalı içerikleri dikkatimi çekmişti. Sonra çocukları büyüdü, blog yazılarıyla devam etti. Kendi de Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunu olduğu için kelimelerle dans etmesi çok hoşuma gidiyor. Hatta sevenleri bilir dünyanın ilk Kelime Müzesi'ni Ankara'da kurdu. Çabası, yaratıcılığı, enerjisi takdire şayan. İki kere de imza gününe(söyleşi) gitmişliğim var, insan olarak da beğenirim. Biraz da nerdeyse akran olduğumuz için sempati duyuyorum galiba kendisine. 80'lerde doğmak, 90'larda çocuk olmak bence çok özel.
Öncelikle yazarlık serüveninin bu kadar yakın tanığı olmuşken romanda hikâyeye göre kendisini daha başarılı buluyorum. Söyleme Bilmesinler ilk romanıydı ve hikaye kitaplarına göre tekniği oturmuştu. Bu kitabında da kalemi yetkinleşmiş, romanla devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Hikayelerde vermek istediği duygu havada kalıyordu, romanda ise kahramanlarının ruh halleri tamamen okuyucuya geçiyor. Hatta bir ara dert sahibi oldum okurken, çok acıklı, duygusal. Edebi uslubü olmayan, kolay okunan kitaplar. Ama yazarken mizah amaçlı mı bilmiyorum bazı söylemleri yavan kalıyor. Espri katmaya çalışmasa daha tok durur yazılanlar.Öylece dümdüz duyguyu yansıtsa... Özellikle kahramanların iç konuşmaları sırasında avam söylemleri gereksiz geliyor, metni basitleştiriyor. Ben mi daha ağır bir dil arıyorum diye kendimi sorgularken buluyorum, belki okuyucunun hoşuna gidiyordur bu dil bilemiyorum. Tek kusuru bu.
Konusuna gelecek olursam... Çeşitli sebeplerle yalnız olan iki kadının karşılaşması diyebilirim. Çeşitli sebepleri siz okuyun, daha fazla ipucu vermeyeceğim. Keyifli okumalar :)