Puan vermedi·129 syf.····Okunma: 24 Kasım 2025 17:54 Aylin Balboa kaleme aldığı bu kitap; insanın kalbine yumuşak bir yerden dokunup orada uzun uzun oturmayı işliyor sanki. Dışarıdan bakınca sohbet gibi, arkadaşının sana içini dökmesi gibi… ama aslında arka planda derin bir yara, kabul etmeye çalışılan bir kayıp ve onu iyileştirme çabası var.
Kitap, yasın sadece “üzüntü” olmadığını gösteriyor. Bazen öfke, bazen sitem, bazen de hayata tutunma çabası. Balboa, Osman’ı anlatırken aslında hepimize aynayı tutuyor: kaybettiğimiz insanlar, yüzleşmekten kaçtığımız duygular, söyleyemediğimiz cümleler… Onun dili ne çok süslü ne çok iddialı; fakat içtenliğiyle okuru sarıp sarmalıyor.
Hikâyede en çok hissedilen şey, sevmenin ağırlığı ve hafifliği. Bir insanı kaybetmek, onu hatırlarken hem gülümsetiyor hem incitiyor. Aylin’in metni tam bu ikisinin arasında salınan bir duygular salıncağı gibi. Bazen hüzünlü, bazen komik, bazen çok tanıdık.
Kısacası kitap, “yasın da bir hikâyesi var ve o hikâye senden uzun” demenin en zarif hâli. Okurken hem içine çöken bir ağırlık var hem de “iyi ki yazılmış” hissi. Kendini kayıplarıyla büyüten herkese tanıdık gelecek, kalbe iyi gelen bir kitap.