·415 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Kasım 2025 09:16 Ordinaryüs Profesör Mehmed Fuad Köprülü, 1890 senesinde İstanbul'da doğmuştur ve yine İstanbul'da Türk Tarih Kurumundan evine yürüyerek döndüğü sırada trafik kazası geçirmiş ve 1966 yılında vefat etmiştir. Aile soyu, soyadından da anlaşılacağı üzere Köprülülere ait olup, silsilesi Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa'ya ulaşır.
Fuad Köprülü, ilk olarak Hukuk eğitimi almış olup, sonrasında edebiyat ve tarih sahasında ilerlemiştir. 1910-1913 yılları arasında Kabataş, Galatasaray ve İstanbul liselerinde edebiyat hocalığında bulunduktan sonra, 1913'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne Türk Edebiyatı Tarihi Müderrisi (Ordinaryüs Profesör) olarak tayin edilmiş ve 1940 senesine kadar burada devam etmiştir. Bunun dışında Mülkiye Mektebi'nde, Güzel Sanatlar Akademisi'nde, açılışından kapanışına kadar İstanbul İlahiyat Fakültesi'nde muhtelif kürsülerde bulunmuş ve Ankara Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi açılınca, bu fakültenin Orta Çağ ve İslâm Tarihi kürsüsüne getirilmiştir.
Fuad Köprülü, Avrupa ilim dünyasında da meşhur ve itibar sahibi bir ilim insanıdır. 1925 senesinde Rus İlimler Akademisi Muhabir azalığına seçilen Fuad Köprülü'ye, 1927'de Almanya'da bulunan Heidelberg Üniversitesi tarafından fahri felsefe doktorluğu diploması verilmiştir. Daha sonra, 1929'da Çekoslovakya Şark Cemiyeti ve Alman Arkeoloji Enstitüsü muhabir azalığına seçilen Köprülü, 1934'de Macar İlim Cemiyeti âzâlığına getirilmiş, 1937'de Atina Universitesi, 1939'da ise Paris Üniversitesi Fahri doktoru seçilmiş, 1947'de Amerikan Müsteşrikler (Doğu bilimci) Cemiyeti'nin şeref azalığına seçilmiştir. Son olarak 1959 senesinde Amerikan Tarih Kurumu'na üye seçilmiştir.
Fuad Köprülü'nün siyasî hayatı ise ilk olarak 1935 senesinde Kars milletvekili seçilmesi ile başlıyor ve 1943 senesine kadar devam ediyor. Daha sonra CHP'den ihraç ediliyor ve 1946 yılında Demokrat Partinin kurucuları arasında yerini alıyor. Demokrat partinin 1950 senesinde iktidar olmasından sonra 1955 senesine kadar beş sene boyunca Dışişleri Bakanı, 1955-1957 arasında Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak siyasî hayatına devam ediyor. 1957 senesinde "artık partimi tanıyamıyorum" diyerek Demokrat Partiden istifa ediyor ve aynı sene Hürriyet Partisine giriyor. 1961 senesinde Hür Demokrat Partiyi kuran Köprülü 1965 senesinde siyasî hayattan çekiliyor.
Fuad Köprülü'nün eserlerinden bahsedecek olursak, ilk mühim eseri ilk defa 1919 yılında yayımlanan ve okumuş olduğum Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar'dır. Diğer öne çıkan eserleri ise şu şekilde: Türk Edebiyatı Tarihi (1920), Saz Şairleri (1930), Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluşu (Paris 1935, İstanbul 1959), Edebiyat Araştırmaları (1966), İslâm Medeniyeti Tarihi (Barthold'dan çeviri ve tenkidleriyle 1940).
Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar iki büyük şahsiyet ile birlikte iki ana bölümden oluşuyor:
Birinci Kısım: Ahmed Yesevi ve Tesirleri
Bu kısmın bölüm başlıkları ise şu şekilde:
* Ahmed Yesevi'ye Kadar Türk Edebiyatı
* Ahmed Yesevi'nin Menkabevi Hayatı
* Ahmed Yesevi'nin Tarihî Hayatı
* Ahmed Yesevi'nin Halifeleri ve Tarikatı
* Ahmed Yesevi'nin Eseri
* Ahmed Yesevi'nin Tesirleri ve Takipçileri
İkinci Kısım: Yunus Emre ve Tesirleri
Bu kısmın bölüm başlıkları ise şu şekilde:
* Yunus Emre'ye Kadar Anadolu'da Türk Edebiyatı
* Yunus Emre'nin Hayatı
* Yunus Emre'nin Eseri
* Yunus Emre'nin Tesirleri ve Takipçileri
Eser oldukça ilmî bir dil ile yazılmış ve dipnotlara çokça yer verilmiş. Her iki mutasavvıfın da hayatı, eserleri ve kendilerinden sonraki tesirleri inceden inceye tetkik ediliyor. Yûnus Emre bölümünü daha çok sevdim.
Son olarak Fuad Köprülü'nün, Ahmed Yesevi ve Yunus Emre'yi karşılaştırdığı şu özet ifadesini de burada paylaşmak istiyorum:
“Esâsen Ahmed Yesevi büyük bir tarikat kurucusu ve şairlik kabiliyetinden çok mahrum şeriatçi bir âlim olduğu hâlde, Yûnus onun aksine, ilâhî bir şair ve tasavvufu rûhunun ihtiyacı olarak kucaklamış sâde bir dervişti; birinin ağırbaşlı, donuk ve kuru edâsı, diğerinin sâde ve ümmîyâne samimilik tavrı bundandır.“ Sayfa 356
İlmî bir dili olan bu kıymetli eseri mevzuya alaka duyan araştırmacı okurlara tavsiye ediyorum.
Herkese faydalı okumalar dilerim.