Sadece bir roman değil, adeta bir düşünce yolculuğu!
Bazı kitaplar vardır… Sadece okunmaz, insanın içine doğru bir kapı aralar. İnsiyak tam da öyle bir kitap oldu benim için. Her sayfasında bir yolculuğa çıktım; bazen Kutay Efendi’nin yanında yürüdüm, bazen kendi içimde yıllardır kapısını çalamadığım odalara girdim.
1125 hicrinde, haksız yere zindana atılan Balatlı Katip Kutay Efendi’nin "merak, nedensiz bir arayış ve insiyak" ile yollara düşüşüne tanıklık ediyoruz. Esaretten kurtulup bilinmezliğe doğru attığı her adım, aslında kendi içine, o içindeki "Ben"e doğru yaptığı bir seyahat.
Seyisin, söz tacirinin, şeker reisin, Rıza Efendi'nin .. Hepsinin aşkı tanımı kendine has ama her biri insana başka bir yerden değiyor
Rumi'den Şems-i Tebrizi'ye, Ömer Hayyam'dan Hacı Bektaş-ı Veli'ye... Akıllı insanın üç neferi, küçük insanların dengini araması, aşkın yolunun asla düz gitmemesi... Her söz nasihat, her nasihat geçmişten gelen ve bugüne ayna tutan bir iz.
Kutay Efendi bana; sabretmeyi, susmayı, her şeyin bir işaret olduğunu, yolların aslında insanın kendi içine açıldığını hatırlattı.
Ve belki de en çok… küllerinden tekrar gül olmayı
Anladım ki insan dediğin, karmakarışık bir mahluk. Işığa yönelirken bile karanlığını yanında taşır; ama bazen bir cümle, bir işaret, bir dua, bir yabancının sözü bile insanın içindeki o parıltıyı uyandırmaya yetiyor.
Kitabın dili öyle yoğun, öyle dolu ki… Kelimelerin eski tadı, cümlelerin derinliği, her sayfada durup düşünmeme sebep oldu. Kalemi güçlü, bilgisi derin ve kalbe dokunan bu kitabı tavsiye ederim. Benim gibi tüm sayfaları çizerek okuyacağınıza eminim! Bu kitap beni benle bıraktı. Ve iyi ki bıraktı. Bittiğinde boğazımda bir düğüm kaldı. “Vay be,” dedim sadece. “Ne kitaptı ama…”
"Tüm hikayeler ibretliktir. Ne var ki pek az ibret alırız. Hızır karada, İlyas denizde yardıma koşar. Hızır toprağı, yeşili anlatırken bizlere; İlyas yağmurları, suları düşündürür, tasavvur ettirir. Hıdırellez ise; Hızır ile ilyas'ın son buluşmalarına ithafen her yıl yapılan bir şehrayindir"