Bir tarih öğretmeni olarak bilgi dolu bir kitap okumak çok iyi geldi. Tarih derslerinde savaşlar, hükümdarlar ve anlaşmalar merkeze koyarak anlatı yaparız. Oysa bu kitap tarihin asıl görünmez aktörlerini ‘mikropları, salgınları ve insanların yer değiştirme hikâyelerini’ ön plana çıkarıyor.
Yazar, tarihin bazen bir ordunun gücüyle değil, gözle göremediğimiz bir mikrobun etkisiyle nasıl yön değiştirdiğini çarpıcı örneklerle anlatıyor. Mesela Avrupa’nın kaderini belirleyen Kara Veba salgını, sadece nüfusu azaltmakla kalmayıp sosyal düzeni, ekonomik yapıyı ve iş gücünü baştan şekillendirmişti. Bu tarafından bakınca, bir bakterinin koca bir kıtanın geleceğini nasıl değiştirdiğini görmek insanı gerçekten şaşırtıyor.
Aynı şekilde, kitabın en etkileyici kısımlarından biri de Amerika kıtasının Avrupalılarla karşılaştığında yaşadığı yıkımı anlatması. Aztek İmparatorluğu’nun çöküşünü hızlandıran şey bir savaş değil; çiçek hastalığı gibi mikropların kıtaya taşınmasıydı. Bu hastalıklara hiç bağışıklığı olmayan milyonlarca insan kısa sürede yaşamını yitirdi ve imparatorluk neredeyse savaş başlamadan zayıfladı. Böylece tarihin akışını değiştiren görünmez etmenlerin, siyasi güçten çok daha etkili olduğunu çok net görüyorsunuz.
Tarih kitaplarında genelde arka planda kalan bu görünmez güçleri anlamak, “Bir mikrop bir imparatorluğu nasıl dize getirir?” sorusunun ne kadar gerçek olduğunu fark ettiriyor. Kitap boyunca bu tür örnekler çok iyi kaynaklandırılmıştı.
Benim için hem çok ufuk açıcı hem de eski bilgilerimi genişleten bir okuma oldu. Tarihle ilgilenen herkesin, özellikle de klasik tarih anlatımının ötesini merak edenlerin mutlaka okumasını öneririm.
Kitap ve sevgiyle kalın. Parazitler, Göçler ve Dünya Tarihi