Bugün size masabaşı teorilerinden değil, hayatın tozunu yutmuş, sahanın içinden gelen gerçek tecrübelerden bahsedeceğim. Okulda bize formülleri öğrettiler ama "insan" kalarak iş yapmayı hayat öğretti, değil mi? İşte karşınızda, isminin hakkını sonuna kadar veren, Burak Bakar’ın kaleminden: Sanayi Üniversitesi & Vicdan Mühendisliği.
Yazar bu kitapta bizi okul sıralarından alıp, hayatın o zorlu ama öğretici şantiyesine, "Sanayi Üniversitesi"ne götürüyor. Sadece bir mühendisin teknik yolculuğunu değil, bir insanın karakter inşasını okuyoruz. Burak Bakar, "Mühendislik sadece binaları, makineleri değil; vicdanı da imar etmektir" diyerek meslek etiğini bambaşka bir boyuta taşıyor.
Kitabın dili o kadar samimi ki... Sanki yıllarını bu işe vermiş bir abiniz, bir dostunuz sizi karşısına almış; "Bak kardeşim, diploma yetmez, asıl mesele o diplomayı ahlakla taçlandırmak" diye nasihat ediyor. İş hayatının o sert rüzgarlarında savrulmadan, vicdan pusulasını kaybetmeden nasıl yol alınacağını kendi tecrübeleriyle harmanlayarak anlatıyor.
Bu kitap, teknik bir el kitabı değil; bir duruş manifestosu. Kariyer basamaklarını tırmanırken, aşağıda neleri, kimleri ve en önemlisi hangi değerleri bırakmamamız gerektiğini hatırlatan bir başucu eseri.
Gelelim bir okur olarak "Keşke" dediğim kısımlara...
Burak Bakar'ın tespitleri ve vicdan vurgusu muazzam. Ancak bir okur olarak, yazarın o sanayi ortamında yaşadığı, bizzat şahit olduğu anılara ve somut olaylara daha fazla yer vermesini isterdim. O "Sanayi Üniversitesi"nin zorluklarını, insan manzaralarını, kriz anlarını birebir yaşanmış hikayeler üzerinden okumak, anlatılan o güzel felsefeyi zihnimizde daha da somutlaştırabilirdi.
Sonuç Olarak;
Sanayi Üniversitesi & Vicdan Mühendisliği, sadece mühendisler için değil; işini hakkıyla yapmak, helal kazancın peşine düşmek ve akşam başını yastığa koyduğunda huzurla uyumak isteyen herkes için yazılmış. Meslek lisesi öğrencisinden üniversiteliye, işçisinden patronuna kadar herkesin kendinden bir parça bulacağı, Burak Bakar imzalı kıymetli bir eser.