·148 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Kasım 2025 08:59 Sımsıcak, taptaze duyguların merakla ve bazen kıskançlıkla yürüyen bir aşka dönüşen ilk aşkı okumak bana çok büyük bir keyif verdi. Vladimir Petroviç'in ilk aşkını okurken aslında o çocuksu hayallerinin, arzularının, biraz pervasızca hareketlerinin nasıl zamanla kendini bir olgunluğa taşıdığını görüyoruz. Aynı durum Zinaida için de geçerli. Kendisi umursamaz herkesle alay eden bir insanken aşık olduğunda hem içinde güzel bir hissi hem de acıyı taşıdığını görebiliyoruz. Vladimir Petroviç'in babasına sinir olduğum kadar kimseye sinir olmadım diyebilirim. Oysa oğlu sevdiği kızı anlatmıştı ona, büyük bir heyecanla. Nasıl olur da hâlâ bu aşkın peşinden gider anlamış değilim. Zaten evlisin, oğlun var. Üstelik peşinden gittiğin aşk oğlunun ilk aşkı. Gerçekten babasına sinir oldum.
İlk Aşk kitabı bizlere ilk aşkın bize toz pembe hissettirmesinin yanı sıra aslında bizi o toz pembelikten çekip çıkardığı, hayatın gerçeklerinin gözler önüne serdiği ve kişinin yetişlinliğe veya olgunluğa geçişinin hem tatlı hem acı bir şekilde yaşattığı bir şey olduğunu vurguluyor. İlk aşkın çoğu zaman imkansız ve biraz da içte kalan bir şey olduğunu söylüyor.
Üslup o kadar iyiydi ki bir an olsun sıkıldığımı hissetmedim.