İnsan bazen kalabalıkların ortasında en derin yalnızlığı yaşar. Gürültüsü bol ama içi boş kalabalıklar, kişiye kendini değersizleştiren bir ayna uzatır. Oysa insanın gerçekten ihtiyacı olan; kusurlarını süslemeyen, hatalarını örtmek yerine nezaketle gösteren, yüzünde değil yüreğinde berraklık taşıyan sahici insanlardır.
Kendini muhteşem sanan sürüden uzak durdukça, insan kendi gerçek sesini duymaya başlar. Sessizleşir, durulur, hatta kendi içinde bir yolculuğa çıkar. Bu yolculukta eşlikçisi azdır ama değerlidir. Çünkü hakikat, her zaman kalabalıklarda değil; sade ve temiz kalplerde saklıdır.
Yaşamın boyunca yanında olsun isteyeceğin insanlar; kusursuz görünen değil, kusurunu bilen, bunu kabullenen ve yine de iyilikten vazgeçmeyenlerdir. Onlarla kurulan bağ, gösterişten uzak; ama bir o kadar da derin ve iyileştiricidir.
Ve işte o zaman anlarsın: Kalabalık değil, sahicilik büyütür insanı…