Okuma eyleminin sıradan bir alışkanlık değil, varoluşunu temellendiren asli bir ihtiyaç olduğunu derinden kavrıyorsun yada edebiyatın zihnini nasıl ele geçirdiğini ve gerçeklik algını nasıl kalıcı biçimde dönüştürdüğünü gösteriyor.
Bu mutlak teslimiyet, aslında senin iç dünyandaki adanmışlığın ta kendisi. Sen, metinlerle kurduğun bu ilişkide hayatı kelimeler üzerinden anlamlandıran ve karakterini okuduklarıyla inşa eden birisin. Bu eser, kütüphanenin senin için cansız bir koleksiyon değil, bilincinin ve kimliğinin sınırlarını belirleyen en gerçek alan olduğunu hatırlatıyor. Tutkunun, seni dünyadan ayıran değil, aksine varlığını derinleştiren yegâne güç olduğunu görüyorsun.