Sert bir tokat yemiş gibi hissedip, Chuck Palahniuk ile tanıştığım harika bir yeraltı edebiyatı ile merhabalar…
Bireyin toplum ile çatışması ve kimlik arayışı, kapitalizm gibi konuların ana tema olarak işlendiği eserde isimsiz kahramanımız uyku problemleri yaşayan, başıboş, anlamsız şekilde hayat süren bir karakterdir. Baş kahramanımız , Tyler karakteri ile ‘Dövüş Kulübü’ adını verdikleri gizli bir topluluk kurar. Burada insanlar dövüşerek hayatın stresini atar, benliklerinde baskıladıkları kişiliği ortaya çıkarırlar.Bu noktada kimlik arayışına vurgu yapar yazar. Şiddet, argo ,küfürün yer aldığı trajikomik bir eserdir. Tüketim kültürüne de çok fazla atıfta bulunur.
“ Hepimiz heba oluyoruz. Lanet olsun, bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor, ya da beyaz yakalı köle olmuş. Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşinde. Nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz. Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir acimiz yok, ne büyük savaşı ne de büyük buhranı yaşadık. Bizim savaşımız ruhani bir savaş. Ve bunalımımız kendi hayatlarımız.”
Yazarın farklı bir anlatım tekniği var. Biraz karışık ve düzensiz gelebilir. Ancak bu anlatım tekniği sayesinde eserin sonunda okuru ters köşe etmeyi başarıyor.
Yeraltı edebiyatına ilgi duyuyorsanız kesinlikle okumalısınız.