Dostoyevski ağır bir kumar borcunun içindeydi. Eğer bir ay içinde yayınevine ödeme yapamazsa, tam 9 yıl boyunca yazdığı eserlerin telif haklarını alamayacaktı. Müşkül durumdaydı ve bunun içinden ancak zekâsıyla çıkabilirdi. Bu yüzden bir kitap yazmaya karar verdi.
Ve yazdığı kitabın adı: Kumarbaz. Evet, Dostoyevski çiviyi çiviyle sökmeye çalışıyordu.
“Monte Carlo Yanılgısı” kumarbazların en büyük hatasını anlatır: Gelecekteki rastgele olayların, geçmişteki sonuçlardan etkilendiğini sanmak.
Mesela art arda 6 defa yazı tura atılsın. Altı kez de yazı gelsin. Kumarbaz artık altı kez yazı geldi diye, sıradaki atışın tura geleceğini düşünür… Oysa olasılık her seferinde yine %50–%50’dir. Bu yüzden kumarda her zaman kazanan kasa olur.
Kitapta beni en çok etkileyen şey ise günümüze ne kadar benzediğiydi.Karakterler kısa yoldan zengin olmaya, bir anda ün ve güç kazanmaya çalışıyorlar. Kimi rulet masasında, kimi de bir telgrafla gelecek miras haberinin peşinde…
Oysa geçmişte de bugünde de gelecekte de emekle kazanılan şeyler hem daha anlamlıdır hem de daha kalıcı.Kolay kazanılan her şey kolay kaybedilir. Kumarda da aşkta da...