Gönderi

Puan vermedi·288 syf.··
2025 77. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 16:09
JOHN BARLEYCORN-JACK LONDON Ah be Jack London her seferinde bana okumayı aşılıyor daha çok daha çok kitap okumam gerektiğini hissettiriyor. Cidden bam başka bir yazar. Yine muazzam bir eserinin sonuna geldim Jack London küçüklüğünü anlatırken dahi üslubu aynı kalması çok kaliteli bir dil kullandığının göstergesidir. Çocukların nelere yasak koyulursa bu yasakları yapmak istemesi bu kadar iyi anlatması tatlıydı. Eserde kadınlara seçme hakkı ve kadınların bazı mekanlara girememe sorunlarından bahsetmiş ve Jack London başlarda kadınlara haklar verilmesine karşı çıktığını söylese de sonrasında bu düşüncesinin yanlış olduğunu kabullenmiş gözüküyor. ‘’Nane molla’’ deyimini kullanması çok hoşuma gitti meğerse baya bir kullanılan deyimmiş ki ben çok kullanırdım ve sadece bizim oralarda kullanılan bir deyim sanırdım bu da benim cahilliğimin ürünüymüş. London’un annesinin şarap içmesi ve öğretilerinden sonra çocukken şarap içip tehlike geçiren London aslında annesinin öğretilerini uyguladığı ve onu örnek aldığını nasıl anlatacaktı aynı sigara içen bir anne-babanın çocuğuna sigara içtiği için çok kızması gibi bir olgu örneği. Jack London’un 15 bin ciltlik kitabının olması ve her an okumak istemesi üslubunun kalitesinin çok okumasından kaynaklandığını söylesek yanılmış olmayız herhalde. Çocukken içine kapanık bir çocuk olması, öğretmeninin kendisine bir kitap vermesi üzerine tepkisiz kalması ancak aslında kitap okumayı çok sevmesinden kaynaklı öğretmenin bir kitap daha vermesini umması üzerine öğretmeninin kendisine bir kitap vermemesi üzerine evine dönerken tüm yolu ağlayarak geçirmesi cidden bu nasıl bir tutku dedirtti bana. ‘’ İçmek erkeğin alametiydi’’ Toplumlarda bunu başarı olarak anlatanların her zaman geri zekalı olduğunu düşünürüm. Fazla alkol alıp bana bir şey olmaz derecesine daha erkek hissediyorsa… Jack London bir işe girmiş ve bu iş için iki kişinin yaptığı işi yapmaya başlamış kendisine diğerlerinden daha az ücret verilmiş ve patronu bunu tüm işçilerine London’a söylenmesin diye tembihlemiş, önce London yaptığı işi, iki kişi yaparken London bu iki kişinin yaptığı işi bir kişi daha da ucuza yapmış ayrıca bu dönemdeki kapitalizmde bu dönemde Avrupa da bu çok yaygın olan bir durumdu. Jack London’un bir üniversiteden 4 yıllık eğitimi 2 ayda alacağı için ret yemiş ve bu London’un çalışkanlığından çok bu durumun açıklana bilirliğinden kaynaklandığı söylenmiş. ‘’ Yolum beni kitaplara ve öğrencilere götürmüştü ki buralarda içen yoktu.’’ Ülkenin sosyolojik gelişmişlik düzeyine bakıldığında okuma oranlarının ne kadar doğru orantılı olduğunu görmekteyiz. Jack London’un 15 saat boyunca yazdığı hatta bazen yemek yemeyi unutup yazmaya devam ettiği zamanlar olmuş, tutku budur bee… Büyük yazarların hepsi yokluk çekmiş, Jack London iş aramış bulamamış sonrasında bisikletini, saatini hatta babasından kalan tek maneviyat’a sahip yağmurluğunu dahi rehineciye bırakmak zorunda kalmış. Jack London postacılık sınavına girip 1. Olmuş boş kadro olmadığından bu süre zarfında yazıları gönderdiği dergilerin birinden her öykü için 7,5 dolar teklifi gelirken, aylık 65 dolar alacağı postacılıktan geri dönüş gelince, postacılığı reddetmiş ve yazar olma yolunda risk almış ve tutkusunun peşinden gittiği için ödülünü almış. ‘’Oysa Martin Eden benim’’ alıntısına bayıldım, zaten Martin Edeni okuyunca bu anlaşılıyordu ancak kendi hayatını okuyunca daha da çok oturmuş oldu Martin Eden. ‘’Öğrenmem lazım gelen, yapmam gereken o kadar çok şey vardı ki yedi saat uyuduğumda kendimi kötü hissederim.’’ Sizlere oluyor mu bilemedim ama o kadar çok oluyor ki bana boşuna zamanım gittiğinde neden okumadığımı sorgulayıp kendimi suçladığım çok oluyor. Sayfa 185’teki pasajda insanlardan bıkkınlık ve gelen farkındalık ile git gite kitaplara gömülmek ve yalnızlaşmak mükemmel değil mi ya….
John BarleycornJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,834 okunma
·
166 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.